Toplumda Kadının Yeri Var ( mı)?

    Yeryüzünün kabul görünmeyen tek varlığı nedir diye sorsam, cevabınız ne olurdu? Siz kendi içinizde düşüne dururken ben şahsi fikrimi söyleyeyim.  Yeryüzünde kabul görülemeyen tek varlık kadındır.  Bitkilerin ve hayvanların hatta eşyaların varlığı bile kabul görürken kadının varlığı hep görmezden geliniyor. Çünkü hayvanlar ve bitkiler insan yaşamı için gerekli birtakım besinleri karşılarlar. İnsanın hayatını kolaylaştıracak zararsız canlılardır. Eşyalar, cansız varlıklar olduklarından dolayı, insan yaşamına müdahale edecek yetide değillerdir. Geriye tek bir seçenek kalıyor: “Kadınlar”. 

İnsanlar, en çok korktuklarını dizginlemeye çalışır. Erkekler, kadınları birer tehlike olarak gördüklerinden dolayı, sahip oldukları fiziksel güçle onları baskı altında tutarlar.  Böylelikle dünyanın efendileri olmaları için tüm engeller kalkmış olur.

    İnsan neslinin var oluşundan bu yana, kadın toplumun neresinde diye bir göz gezdirelim. Kadın hem toplumun her yerinde hem de hiçbir yerinde değil. İnsanlığın var olmasında erkek kadar kadının da payı vardır. Çünkü insan bu iki cinsiyetin birleşiminden var olur. Ama gel görelim ki bunu insanlara hele hele bizim gibi ataerkil toplumlara anlatmak çok güç. 21. Yüzyılda hala kadın ve erkek haklar bakımından eşit midir, değil midir diye tartışıyoruz.  Hukuk kuralları, kanunlar kadın ve erkeğin eşit olduğunu ifade ediyor.  Ancak bu sadece kâğıt üstünde kalıyor. Bunu anlamak için toplumun kadın ve erkeğe dayattığı birtakım görevlere bakmamız yeterlidir.  Bu görevler bizlere daha küçüklükten empoze ediliyor. 

Kadınsan bulunduğun topluma göre giyinmelisin. Susmalısın, her ortamda konuşmamalısın. Gülmemelisin. Hak idea etmemelisin. Dizini kırıp evinde oturmalısın. Topluma aykırı davranışlar sergilememelisin. Önüne ne koyuluyorsa tereddütsüz kabul etmelisin.

Bu erkekte tam tersidir. İstediği saate eve gelir. İstediğini giyinir, istediği gibi güler. Her türlü özgürlüğe sahiptir. Ne derse, sözünün dışına çıkılmaz. İstediğiyle sevişir. İstediği işi yapar. İstediği yere gider. Bundan dolayı kimseye hesap vermek zorunda değildir. Onun ipleri, onun elindedir. Kadının ipleri, kadın dışındaki herkesin elindedir.

    Her yaptığından dolayı eleştirilen tek varlıktır kadın. Misal, bu coğrafyadaki kadınlara, cinsellik yaşadıklarında kaşar, yaşamadıklarında kezban deniliyor. Dışarıda çalışıyor, “Ne biçim kadınsın” deniliyor. Evde çalışıyor. Bu sefer “Sen de iş mi yapıyorsun”, diye değersizleştiriliyor, emeği görmezden geliniyor. Sanki ev hanımlığı çok basit bir işmiş gibi gösteriliyor. Yani kadının yaşam alanı yine daraltılıyor. Yok ediliyor.

Kadının görevi evlenip, çocuk doğurmak ve eşine hizmet etmekle sınırlandırılıyor. Kadın da erkek gibi çalıştığı halde, evde de iş yapıyor. Erkek ise genelde televizyonun başına geçip uzanıyor ya da dışarıda gününü gün ediyor. Sanki eşiyle aynı şartlarda çalışmamışlar gibi, yan gelip yatıyor. İşin kötü tarafı, kadın da bu duruma karşısında sessiz kalıyor. Bu onun göreviymiş gibi kendisine dayatılan haksızlığa göz yumuyor.                                                                          

   Toplumdaki kadın ve erkek arasındaki eşitsizlikler bitti mi? Elbette ki hayır! Kadınların haksızlığa uğradıkları bir diğer mecra iş dünyası olarak karşımıza çıkıyor. Kadınların büyük çoğunluğu, çalıştıkları kurumlarda erkeklerden daha fazla çalıştıkları halde daha az maaş alıyor. Daha az maaşa daha çok iş yapıyorlar. Çalıştıkları iş yerinde kendilerine yapılan birtakım taciz ve mobbing uygulamalar buna dahil.

İşteki statü durumuna baktığımızda, görev olarak kadınlara hep yan roller veriliyor. Mesela bir kadın çok nadir başkan, cumhurbaşkanı, maliye bakanı ya da diş işleri bakanı oluyor. Dünyadaki devlet liderlerinin büyük çoğunluğu erkekler olurken, kadınlar sosyal politikalar bakanının ötesine geçemiyor. Peki, kadın niye belediye başkanı olmuyor da onun yardımcısı oluyor, hiç düşündünüz mü? Sizce erkekler kadınlardan çok daha iyi yönetiyor diye mi, yoksa kadının varlığı tehlike olarak görüldüğü için mi? Önce bunu sağlam bir zemine oturtalım. Neden haklar açısından kadın ve erkek arasında uçurumlar var? İkisi için de şartlar eşit olsa, olmaz mı? Erkekte olduğu gibi kadına da adil olunsa misal, ne kaybedilir ki? Madem adillik diyoruz. O zaman kadına da adil olunsun! Kadınlar, iş dünyasında erkelerle eşit şartlarda çalışabilmek için 117 yıl beklemesin, eşit işe eşit ücret verilsin.                                                                         

Erkekler nasıl gece geç saatlere kadar gezebiliyorsa, kadının da gece geç saatlere kadar gezme hakkının olduğu kabul görülsün. Dış dünyayı, sokakları kadınlar için tehlikeli kılan, erkek egemen toplumun bu düşünceyi terk etsin. Gece erkek olmadan da bir kadının sokakta dolaşabileceğini anlaşılsın. Erkek olmadan da kadının var olduğunu toplumun kavrasın. Bu zihniyetle, kadınların eksik ve yarım olduğu düşüncesine son verilmelisin. Çünkü kadın her yerde vardır ve var olmaya devam edecektir. Bu dünyanın, erkek egemen bir dünya değil, insan egemen dünya olduğu anlaşılsın. Kadının toplumda sahip olduğu yer özgür bırakılsın!

      

 

 

 

 

 

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Şaha Çimen - Mesaj Gönder

# çocuk

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Mardin Haber Ajansı Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Mardin Haber Ajansı hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Mardin Haber Ajansı editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Mardin Haber Ajansı değil haberi geçen ajanstır.



Anket Hangi belediye başkanı daha başarısız?