Fabl'dan gerçekliğe

Uzun zamandır okumayı planladığım bir kitap vardı. Kitap okumayı seven hemen hemen herkesin bildiği bir kitap bu. Yıllardır devamlı olarak etraftan duyduğum, fakat bir türlü okuma fırsatı elde edemediğim kitap. Bu kitap George Orwell’nın Hayvan Çiftliği’ydi.

Onunla alakalı hiçbir bilgim yoktu. Diyorum ya etraftan sıkça duyduğum, doğrusunu isterseniz pek okumaya gönüllü olmadığım bir kitaptı. Geçen merakıma yenilip, okumaya karar verdim. Kitabın bende derin bir etki bıraktığını fark edince, bunu siz değerli okuyucularımızla paylaşmak istedim.

Kitabı okumaya başladığımızda, daha ilk sayfalarda bizi nelerin beklediğine dair birtakım bilgiler verilmektedir.

İnsanlar tarafından sömürülen çiftlik hayvanlarının artık buna dayanamayıp çiftlik sahiplerine karşı bir başkaldırı yaparak, çiftliğin yönetimini ele geçirdiklerini anlatmaktadır.  Amaçları daha eşitlikçi bir toplum oluşturmaktır. Bunun için önce yönetimi ele geçirirler, daha sonra aralarından yönetici seçip işe koyulurlar. Akıllı olmalarıyla bilinen domuzlar yönetici olarak başa geçer.

Kitap, hep beraber çıktıkları bu yolda, işler tıkırında giderken düzenin daha sonra nasıl sarpa sardığından bahseder.  Oy birliğiyle yönetimin başına geçen domuzlar, o güne kadar hayvanlara yapılan tüm eziyetlerin çok daha kötülerini yaparlar. Hayvanlar, açlığı derinlemesine yaşamaya başlarlar. Sıcak soğuk demeden devamlı çalışırlar. Baskı altında tutulurlar ve ilk başlarda ortaklaşa karar verilen yedi emri çiğnemeye başlarlar. Buna itiraz edenleri öldürürler. Ve başlarına ne gelirse gelsin hep susarlar! Asla insandan dost olmaz diyen domuzlar, insanlarla çarpık arkadaşlıklar kurmaya başlarlar..

George Orwell’ın fabl tarzında yazdığı bu kitap her ne kadar masal izlenimi verse de aslında tarihsel bir gerçeği eleştirmektedir. Kitapta hayvanları diktatör edasıyla yöneten domuz, gerçekte Sovyet Rusya’sının liderlerinden Josef Stalin’i temsil etmektedir. Domuzun diğer hayvanlar üzerindeki etkisi, Josef Stalin’ i diktatörlüğüyle aynıdır. Orwell, Rus toplumunun o vahim durumunu bu kitap aracılıyla gözler önüne sermiştir.                                                                                                                                                   

 Ben kitabı bitirdikten sonra arkama yaslanıp biraz durdum. Çünkü kitapta anlatılanlar yabancı değildi. Ve normalde kitap okurken anlatınlar gözümde tasvir edilirdi. Fakat bu sefer ki öyle olmadı. Hayvanlar üzerinden anlatılmaya çalışılan hikâyede ben insanları gördüm. Stalin’in o karanlık dönemi gözümde canlandı. Günümüzde yaşanmakta olan çoğu zulmü, haksızlığı, açlığı, sefaleti, köleliği; bir tarafın zevk ve sefa içinde yaşayan günümüz liderlerinin vurdumduymazlıklarının yanında tüm bunların pençesinde mücadele eden toplumu gördüm. Yılların akıp gittiğini, ancak tarihin her defasında tekerrür ettiğini anımsadım. Diktatörlük hala var ve içimizde dedim.

Demokrasi, Cumhuriyet adı altında kurulan diktatör yönetimleri düşündüm. Arada çok fazla fark bulamadım. Dünyanın hatta ülkemizin şimdiki şartlarına çok benzediğine kanaat getirdim. Büyük umutlarla en tepeye çıkardıklarımızın, umutlarımızı nasıl yok ettiğini bir kez daha fark ettim. Kitapta domuzların her türlü eziyetine göz yuman hayvanlara benzetim bizi.

Çünkü anlatılanlar tamamen insanın hikâyesiydi. Biz de kitapta bahsi geçen hayvanlar gibi susmaya, kabullenmeye, itaat etmeye sürükleniyoruz ya da alıştırılıyoruz. Kurtuluş olarak sadece umut vaat ediyoruz. Yalnız kuru umut bağlamanın kimseye yararı olmayacağını da belirtmek isterim. Bozuk bir sistem, akıl almaz bir sefalet, adaletten yoksun bir toplum ve ekonominin bitme noktasına geldiği bir düzenden bahsediyorum.

Hepinizin günlük hayatında yaşadığı sorunlar bunlar. Ve bence değişiklik istiyorsak öncelikle rahatımızdan feragat etmemiz gerekir. Nasıl başarı hiçbir zaman altın tepside sunulmuyorsa, yenilikler, amaçlar ve hedefler de altın tepside sunulmuyor. Şikâyet mi ediyorsun, kendi içinde etme, muhatabına et. Değişim mi istiyorsun, elini ardına koyma.  Boyun eğme! Eğme ki kitapta anlatılan “Bütün hayvanlar eşittir, ama bazı hayvanlar öbürlerinden daha eşittir”, sözü insanlar için söylenmiş olmasın.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Şaha Çimen - Mesaj Gönder

# soğuk

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Mardin Haber Ajansı Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Mardin Haber Ajansı hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Mardin Haber Ajansı editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Mardin Haber Ajansı değil haberi geçen ajanstır.



Anket Hangi belediye başkanı daha başarısız?