Kürt sorunu var mı? Yok mu?

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu önceki gün Diyarbakır’a geldi. Bir siyasi parti liderinin Diyarbakır’a gelmesi bölge açısından önemli olduğu kadar Türkiye açısından da önemli. Türkiye için Ankara, İstanbul neyse bölge için de Diyarbakır ve Van o kadar önemli. Sebepleri farklı olsa da bu önem derecesi değerini hiç kaybetmiyor. Ankara ülkenin başkenti, siyasetin ve ülkenin kaderinin belirlenmesindeki etkisi bakımından önemli elbet. Tarihsel olarak Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu açısından önemi bir tarafa Ankara demek Türkiye demek. İstanbul'un önemi ise herkesin malumu. Tarihsel olarak Kudüs kadar Mekke, Medine kadar önemli bir kent İstanbul. Sadece Müslüman toplumlar için değil ya da Osmanlı halkları için değil, Dünya devletleri ve halkları için önemli bir kent. Tabi Türkiye’de ekonominin, siyasetin, yaşamın, demokrasinin ve daha birçok şeyin merkez üssü.

Diyarbakır'ın önemi ise bambaşka. Bölgeye dönük hükümetlerin politikalarının belirleyici merkezi, özellikle Kürtlerin yaşadığı bölgelere dönük belirlenecek her türlü politikada belirleyici kent burası. Bu nedenle olsa gerek her siyasi partinin Kürtlere vermek istediği mesaji vermeyi tercih ettiği merkez de burası. Kürtlere dair bir mesaj verilecekse şüphesiz bunun adresi Diyarbakır oluyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan bir mesaj verecekse tercihi Diyarbakır olduğu gibi Kılıçdaroğlu, Ali Babacan, Ahmet Davutoğlu, Meral Akşener için de merkez üs Diyarbakır.

Devlet Bahçeli için de bu böyle belki ama sanırım siyasi anlayışı gereği bunu pek dile getiremediği gibi bölge halklarının tepkisi nedeniyle de Diyarbakır'ı göremeyen tek lider olsa gerek.

Gelelim konumuza. CHP lideri Kemal Bey Diyarbakır’a geldi ve soluğu esnaf ziyaretinde aldı. Kameraların, mikrofonların sayısı görülmeye değer oranda fazla. Herkes ne diyeceğini merakla bekliyor. Esnafın ilgisi yoğun. Oy verecekleri için değil, söyleyeceklerinin siyasetteki etkisinin ne olacağını merak ettikleri için bu ilgi. Ardından kanaat önderleri ve sivil toplum örgütleri ile bir araya geldi ve burada önemli konulara değişmesi beklendi.

En fazla beklenen ise, Kürtlere dair ne söyleyeceği oluyor doğal olarak. Kürt sorunu var mı? Yok mu? Aslında beklenen açıklama bu soruya vereceği cevap değil. Bazen Cumhurbaşkanı Erdoğan da yok dese bile sonraki başka bir açıklamasında Kürt Sorununun olduğunu dile getiriyor. Kemal Beyin durumu da pek farklı değil. Siyasi konjonktüre göre bazen olduğunu bazen olmadığını söylüyor. Ahmet Davutoğlu gibi bir dönem "Beyaz Toros" tehdidinde bulunan biri ya da Ali Babacan gibi daha önce Kürt ve Sorunu kelimelerini bir arada kullanmamış biri bile kurdukları yeni partilerin lideri olduktan sonra Diyarbakır'a gelerek Kürt Sorunundan bahsediyor ve sorunu çözmekten bahsediyor. Sorunun olduğundan çözümün ne olduğundan bahsediyor.

Doğalında ülkenin ana muhalefet lideri de Diyarbakır'a geldiğinde gündemindeki konu bu oluyor. Yaptığı açıklamada Kemal Bey, "Var olan sorunları nasıl çözeriz? Bunun anahtarı demokrasidir. Oturup konuşmalıyız. Oturup, konuşurken sağlıklı bir zeminde tartışmamız lazım. Sadce benim dediklerim doğrudur dersek o zaman sorunları çözemeyiz" diyor.

Kemal Bey devam ediyor: "Pek çok haksızlık görüyoruz. Özgürce tartışamazsak sorunları çözemeyiz. Sorun yoktur. ‘Kürt sorunu yoktur' diyor. Ona göre yok. Vatandaşa sor bakalım. Var mı yok mu? Sorunu yaşayan biliyorsa, onu dinleyeceksin. Çözeceksin. Sorunu yaşayanı dinlemezseniz sorunu çözemezsiniz."

Evet, açıklamalar bunlar. Kürt Sorununun olup olmadığını vatandaşa sormamız gerektiğini söylüyor. Anketler araştırmalar vatandaşın Kürt sorununun olduğu yönünde kanaat bildirdiğini gösteriyor. Sorun var mı? Yok mu? Sorunu görmezden gelirsek elbette ki, yok olmuş olur. Bu nedenle önce sorunun varlığını kabul etmek gerekiyor. Sorunun çözümü öncelikle varlığını kabul etmekten geçiyor.

Kemal Beyin açıklamasından Sorunun varlığını kabul ettiğini anlıyoruz. Sorun varsa çözümü de mutlaka vardır. O zaman Sorunun varlığını kabul etmek için konuşulan yerin Diyarbakır olmasına gerek yok. Bu eski siyaset yöntemi ile bir yere varılması mümkün değil.

Yapılması gereken varlığı kabul edilen Sorunun varlığını Diyarbakır’da değil Ankara ve İstanbul'da konuşurken de kabul etmek. Aksi halde bir zamanların Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel gibi "Dün dündür, bugün bugün" diyerek, yapılan siyaset ile bir yere varılmaz.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Murat Akgül - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Mardin Haber Ajansı Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Mardin Haber Ajansı hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Mardin Haber Ajansı editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Mardin Haber Ajansı değil haberi geçen ajanstır.



Anket Hangi belediye başkanı daha başarısız?