Yoksulun yüzü

Ve eve dönme vakti geldi. Bir koşturmaca başlıyor, bir an önce içini ısıtacak yuvasına dönebilmek için otobüs sırasına giriyor. Uzun kuyruklar oluşuyor. Adım adım ilerliyor sıradakiler. Hava kararmadan bir an önce sıranın bitmesini bekliyor. Tek düşündüğü sıranın bir an önce kendisine gelmesi. O arada kulak misafiri de oluyor istemsizce. Üniversite okuyan gençlerin memleket meselelerini üzerine yaptıkları tartışmaları bir bir dinliyor. Bir ara müdahil olmak istiyor istemsizce; ama çekiniyor ve vazgeçiyor. Gençlere bakarken acaba kendi gençliğini mi hatırladı bilinmez ama bir iç çektiğini yanındakiler de fark etti.

‘Bir şey mi diyecektin amca?’ diyen gence, “Yaşamlar mutluluğa bitmeli bu zamanlarda, koparılıp alınmalı karanlığın elinden” deyiverdi bir anda. Gençler şaşkınlıkla bakıştılar birbirlerine. Bir anda sustu herkes. Sanki tüm şehir susmuştu o an. Bir anda birçok çift gözün kendisini süzmeye başladığını gördü.

Yoksulluk hemen de kendini ele verir. Eski püskü bir paltosuyla elinde taşıdığı yırtık çantayla ayakta sırasını bekliyordu. Soğuk havaya rağmen içini ısıtan bir tebessüm vardı.

İnsan, hep bir son söz bırakmalı yaşamında. Ve sessizce mırıldamalı.

Ve ilk adımını şehir içi otobüsüne atmıştı. Cam kenarında bir yere oturdu. Git gide otobüs dolmuştu ve oturacak yer bulamayan insanlar ayakta devam etmek zorunda kalmıştı her şehirdeki yolculuklar gibi. Kamyonlara yüklenen moloz yığınları gibi üst üste bindirilmişti insanlar.

Yine bir akşam yolculuğu başlamıştı. Yol boyunca geçen arabaları izledi. Pek konuşmazdı yanında oturanlarla. Soru sorulunca cevap verirdi sadece.

Dışarıyı daha iyi seyredebilmek için cam buğusunu elleriyle arada bir temizlerdi. Trafik ışıklarında durduğunda lüks bir araçtan bir çocuğun ona baktığını fark etti. Yeşil ışık yanıncaya kadar hiçbir mimik göstermeden karşılıklı bakıştılar.

O anda yanında oturan tiz bir ses duydu. Yanındakine döndüğünde kendisine ikinci kez sorulan soruyu ancak anlayabildi.

‘Otobüslerin camları neden büyük olur?’ diye bir soru sormuştu yanında oturan genç kız.

İşte o can alıcı yanıtı vermeden önce tekrar cama bakarak, yoksulların gülüşleri duruyor hep cam kenarında deyi verdi.

Yoksulların yüzünü en iyi gösteren yerlerden biridir otobüslerin kocaman camları.

Dışarıdan bakınca cam kenarında oturan insanların kocaman yüzleri görünür. İşte bu yoksulun yüzüdür.

Yoksulun yüzü soğuk olur. Ama içleri sıcak olur.

Viktor Hugo, yoksulluk üzerine şunu demiş; “Siz yardım edilmiş yoksullar istiyorsunuz... Biz ise, ortadan kaldırılmış yoksulluk... O yüzden anlaşamıyoruz...”

Yoksulun yüzünü görmek isteyen varsa, otobüslerde cam kenarına oturan insanların gözlerine baksın. İşte o yoksulun yüzüdür.

Yaşamımıza baharlar ektiğimizi sanırken, hemen yanı başımızdaki dağlarından çığlar kopuyordu. Şimdi yoksulluğun umudu çığların altında. Umutları üşüyor…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Serkan Kurt - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Mardin Haber Ajansı Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Mardin Haber Ajansı hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Mardin Haber Ajansı editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Mardin Haber Ajansı değil haberi geçen ajanstır.



Anket Hangi belediye başkanı daha başarısız?