Mardin Demek…

Bu hafta köşeme neyi konu alsam diye düşünürken akşamüzeri evimin manzarası olan Mardin’in yanan ışıklarını fark ettim. Birden işte Mardin dedim içimden. Uzun zamandır yazmak istiyordum aslında. Bugüne denk geldi.

Yine, yeniden Mardin.

Mardin’de yaşayanlar 3-4 dili bilir, konuşurlar. Süryanice, Kürtçe, Arapça, Türkçe.

Taşın, toprağın, bereketin, inancın, kültürlerin ve dillerin kentidir Mardin. Uzaktan uzun uzun seyrettim bu özel ve güzel şehri. Hayranı olduğum kent Mardin. Tarihi sokaklarında gezinirken taşın, doğanın güzelliğini fark ederim. Uçsuz bucaksız sokaklar, merdivenler, abbaralar…

Bu satırları yazarken aklıma hemen gezdiğim ve gittiğim tarihi evler, yapılar gözümde canlanır. Şiirlere, masallara, romanlara ilham veren kent, her geçen gün daha da cazibeli bir yol alıyor. Yurt içi ve yurt dışından insanların da artık merak ettiği bir şehir. Gelen turist sayısı son dönemde yoğunluk kazanıyor. Kürt, Arap, Ermeni, Süryani ve Ezidilerin bir arada yaşadığıkentte turistleri ağırlamayı sürdürüyor.

Tarihi ve kültürel dokusuyla Mezopotamya’nın en önemli kentlerinden biri olan Mardin, kesin olarak bilinmemekle birlikte MÖ 4500’lerden itibaren Subari, Sümer, Akad, Babil, Asur, Pers, Bizans, Selçuklu, Artuklu, Osmanlı gibi pek çok uygarlığa ev sahipliği yapmış, açık hava müzesi niteliğinde bir kenttir. Mardin tarihi kent merkezi, arkeolojik ve tarihi değerleri, sivil, askeri, dini yapıları, özgün konut dokusunun yanı sıra; çeşitli ve farklı din, kültür, inanış ve etnik kökenlerin oluşturduğu somut olmayan kültürel mirasıyla da ender rastlanan bir kültürel peyzaj değeridir.

Mardin Kültürel Peyzaj Alanı, kentin uluslar üstü kimliğinin ve mekânsal özgünlüğünün korunabilmesi için hak ettiği biçimde UNESCO Dünya Kültürel ve Doğal Mirası Geçici Listesinde yer alıyor.

Dünya Mirası kavramı, 1959 yılında Mısır’da bulunan ve su altında kalma tehlikesiyle karşı karşıya kalan Abu (Ebu) Simbel Tapınağının kurtarılması için Mısır ve Sudan hükümetlerinin yaptıkları başvuru ve akabinde Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) tarafından söz konusu alanın korunması adına başlatılan kampanya sonucu doğmuştur.

Ancak tüm bunlara rağmen Mardin hak ettiği değeri göremiyor. Çok yakın bir tarihte Mardin’in hemen sınırında bulunan ve Diyarbakır’a bağlı Zerzevan Kalesi kadar bile değer göremedi. Son zamanlarda Zerzevan Kalesi için yapılanlar takdire şayan adeta. Aynı duyarlılığı Mardin’imiz için de bekliyoruz.

Mardin sadece bir şehirden ibaret değildir. Mardin demek, binlerce yıllık birikim demek. Uygarlıkların beşiği demek, Mezopotamya’nın bereketi demek. Buğdayın 12 bin yıllık yolculuğunun başlangıç noktası demek. Mardin demek tarih demek. Mardin demek dillerin ve dinlerin bir arada yaşadığı şehir demek. Mardin demek, ezan ve çan sesinin yankılandığı kent demek.

Mardin demek…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Serkan Kurt - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Mardin Haber Ajansı Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Mardin Haber Ajansı hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Mardin Haber Ajansı editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Mardin Haber Ajansı değil haberi geçen ajanstır.



Anket Hangi belediye başkanı daha başarısız?