KALDIRIM TAŞLARI

Her gün binlercemiz doğup ve de aynı zamanda göçüp gidiyor bu hayattan. Bunun ne genci kaldı ne çocuğu ne de yaşlısı. Durup düşünürsün, ayrılık gelmeden meğer nasıl mutluymuşum ben şükredecek ne de çok şey varmış hayatımda.

Dışarıdaki tüm bahçelerden güzel; içimde ne güzel çiçekler ekmiştim ben Umutlarımla suladığım kimsenin koparmaya gücü yetemeyecek dediğim rengarenk çiçekler…

Hani olur ya kocaman bir bahçede yüzleri güneşe dönük parıl parıl parlayan sayısız çeşitte çiçekler vardır. Sonra bakıp, aralarında en güzelini bulur dalından koparıp sanki hep böyle güzel kalacak ümidiyle çiçekli bir vazoya alıp tüm kalbinizle muhafaza edersiniz.

 Lakin bir gün farkına varırsınız aslında çiçeğinizin gün be gün solduğunu ve ona artık suyun da güneşinde faydasız olduğunu. O çoktan hazırdır gitmeye çünkü olması gereken yerden günler önce ayrılmış ve aslında o çoktan ölmüştür. Biz insanlar da birazcık çiçekler gibi değil miyiz?

Gerçekten çiçekleri andırmıyor muyuz?

Hepimizin Olmak istediği bir yer yok muydu sahiden? Bilirim vardır. Bizler orada ne de çok mutluyduk ne çok gülümsüyor ne çok duyulurdu içimizin odalarında gizlenmiş çocuk sesleri. Şimdi dönüp baktığımızda her yürekte kara kalmış, ukde kalmış bir sürü anı ve hatıra saklı insanlığın ve insanların tüm yüzünde.

Yabancı kaldık en çok da kendimize, kalbimize artık kimse dokunamıyordur eskisi gibi çünkü o derin parmaklıklar ardında sadece yaşamak ve yaşatmak için atıyor. Tebessümler ise şimdiye herkeste bir zincire bağlı, dudak kenarlarında ise tebessümlerin verdiği çukurlarda güzel olan tüm her şey gömülü. Hepimiz ellerimiz ceplerimizde geziyoruz, birbirimize çarpmaktan tiksinircesine… Kafalar eğrilmiş artık bulutlar bugün ne şekil aldı diyemez halde yürüyoruz..

Tüm mavilikler ve sonsuz yeşillikler içerisinde artık sadece kaldırım taşlarının renklerine bağlandık biz. Maalesef ki bizler kaldırım taşlarını sayar olduk ya da sayarken bulduk kendimizi desem daha mı doğru olur bilemedim. Bizler bu hayatta esas gerçek olanlardık, Mutlu olan, gülen ve kahkaha atanlardık. Peki ya şimdi neydik de ne olduk biz? Kimdik de kim olduk biz?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Leyla Kaplan - Mesaj Gönder

# yer

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Mardin Haber Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Mardin Haber Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Mardin Haber Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Mardin Haber Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Mardin'in en Büyük sorunu nedir?