VUSLAT

Duyabiliyor musunuz etraf kendini yalnız hisseden tek bir kelime dahi etmekte zorlanan insanlarla yani bizlerle dolu.

 Peki, ne oldu da içine kapanık mutsuz insanlar olduk biz? Niçin baharı getiremedik neden yaşayamadık hiç? Evet! Ben sadece soru sorar oldum. Sonra dönüp bakıyorum etrafım benden hiç de farksız olmayan benlerle dolu kimsenin tutunacak tek bir dalı bile kalmamış. Şimdiye yüzlerimiz çizgilerden geçilmez olmuş gözlerimiz hep vuslata dalar olmuş.

Sahi vuslata kalmıştı çoğu şeyler tüm insanlar gibi insanlık da vuslata kaldı. Artık içeriden de duyuluyor yok oluşun çığlıkları, İçimin tüm ışıkları sönük. Çok Yankılanıyor azizim çok yankılanıyor.  Herkes çok bağırıyor içerisi çok kalabalık ve herkes bir yerlere saklanıyor kimi sadece kaçıyor herkesten, her şeyden hatta kendisinden bile kimisi de kendi kalabalığında kaybolmuş. Biz bu hale nasıl geldik azizim? Hep yanıtsız kılıyordu bu mahşeri andıran kalabalık.

Çığlıklar git gide daha çok yankılanıyor içimde. Sonra bir kalabalık geliyor ki tüm çığlıklar bir anda son bulur çünkü sıra bir köşeye çekilip sessizce usul usul ağlamaya geliyor. Bir yanımız vazgeç diyor bu yalan yaşlı dünyanın saltanatından bir yanımızda vazgeçme haykırmaya devam et diyor bir ışık olabilir ve etrafına ışık saçabilirsin diyor sizce biz bu yalan yaşlı dünyanın saltanatına ne kadar güvenebiliriz? Fakat duyamıyoruz sevdiğimiz tüm sesler, şiirler, müzikler içimizde sağır kalmış bir köşede ölmeye yüz tutmuş gibi. Bilir misin azizim; güllerin de ağladığı bir saat varmış o saatte kara rengine dönüşür bitkinleşir sonra da ne kadar su verirsen ver solar gidermiş.

Yalnız derki “ben şiir sayfalarında solmak isterim.  İnsanlar beni en çok sevdikleri şiir kitaplarının arasında en çok sevdikleri şiirleri bulmak adına sayfaların arasında gizlesin.” Bizler kara kalmış tüm yaşanmışlıklarımızı bir kitabın arasına gizledik aslında bakarsanız; Işığımızı söndürüp karanlığımıza laf ettiler. Yüzümüzde kötülüğün iğrenç gözleri sardı çevremizi zavallı tebessümler bizi gizlemeye çalışırcasına…

Biz bu hayatı yaşamıyoruz azizim bizler yaşamadık hiç, aksine yaşadıkça koca yaşlı dünyanın saltanatında ve bir köşede sessizce usul usul solmuş tüm tebessümlerle, hayallerle, umutlarla, sönmeye yüz tutmuş ışıklarla bir köşede soluyoruz. Her geçen gün çok daha tükeniyor ve tüketiyoruz.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Leyla Kaplan - Mesaj Gönder

# son

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Mardin Haber Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Mardin Haber Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Mardin Haber Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Mardin Haber Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Mardin'in en Büyük sorunu nedir?