Abdulvahap Omuzlar Yazdı: Bunca Yıl Acımasız Sömürüye Özgüven Nerden Geliyor?

Coğrafyamızda Kadim Mardin ve ülkemizin genelindeki Yerel Yönetimlerin 31 Mart 2024'üne ramak kala her partinin aday adayı arayışlarını sürdürürken başkalarının da ön seçimle aday adaylarının içinden yarışacak adaylarını seçmeye devam ediyor. 

''Seçim Sathı Mahallinin'' başlangıcından bu yana yerele, yerelin demokrasisine, demokrası kültürünün güçlendirilmesine emek verirken çoğu yerde ön seçim yapılmaması, yıllardan beri yerel demokrasinin inşâsına geç kalınmış ya da gücünü kliklerden (Birkaç kişinin) parti yönetimine yüklenmesinden azınlığın çoğunluğa dayatılmasıyla nerdeyse ön seçimler aranmaz oldu.

Demokrasinin altyapısı olan ön seçimlerin engellenmesi adaylarıyla seçmenlerini demokrasiden soğutacak, köreltecek kadar çoğulcu demokrasiye adeta utanç duvarları oluşturmuşlardır.

Seçim kazanılmasına rağmen nedeni hukuken karşılığı olmayan siyasi nedenlerle ''Kayyum'' atamalarıyla kendi ülkesinin yerel halklarının demokratik hak hukukunun engellenmesiyle meşrulaştırmaya, seçimi vitrinlik sayarak seçim sonrasındaki yenilgilere rağmen ''Kayyum yine de Kayyum'' diyerek demokrasinin nasıl da araç olarak kullanıldığının örneklerini görüyor, yaşıyoruz. 

Tüm bu olumsuzluklara rağmen gözün gördüğü, kulakların duyduğu ve izlerken yerel demokrasinin önündeki engellerin her zorluğuna rağmen yeniden ''DEM''deki ön seçime tanık olurken neredeyse yarım asırlık bilge ''Barış Sever'' Ahmet Türk'ün, ön seçimin %50+1'ini alamadığı için ikinci tur şansı olmasına rağmen Büyükşehir Belediye Aday Adaylığından çekilmesinin yıllardır farklı kültürlerin tercümanı, sevileni iken onurlu davranışıyla daha çok saygı duyulmuştur. 

Ancak birçok duyum almıyor da değiliz. Ahmet Türk'ten sonra delegelerin hatırı sayılır oylarıyla ikinci tura kalan aday adaylardan birinin Ahmet Türk için ön seçimin ikinci turundan çekilebileceğini ifade ederken halkın Ahmet Türk için ''Tam da seçimi kazanırken çekilmesini istemiyoruz''un ısrarı Bilge Barışsever Piri geri getirir mi ki buna pek olumlu bakmadığımı ifade etmek duygularımıza yanılgılara teslim olmamak gerek.   

Yerel Seçimlere dokunurken, irademizin gücüne, yaratıcılığına, üretimi ve halklarımıza yıllardan beri ''Kemerleri Sıkın'' demeçlerinden günümüzün

 ''Sabırla Bekleyin'' ya da ''Önümüzdeki Bahara'' ve hatırladıkça gülümsetildiğimiz ''Gözlerimin ışıltısına baksanıza! Nas'la başaracağız''diye başlayıp

 ''2024 Emeklilerin Yılı Olacak'' diye ''Bakın uzaya astronot gönderiyoruz'' söylemleriyle bu seçimi de atlatır hayat pahalılığın üstesinden geleceğinin çözümü olamıyacağına rağmen ''Atı alan Üsküdar'ı geçer.'' diyerek demeçlerini günü birlik yaldızlıyor.

Özgüveni nerden geliyor ki bunca kırık-dökük, acımasız sömürüye, yoksulluğa her Allahın Günü zamlarla yoksulların ödeyemeyecek kadar zamlanan ev kirasıyla emekliyi, memuru inleten çözümsüzlüğe, Nebati ve Şimşek'e rağmen nereden gelip yakamıza yapışıyor ki enflasyon denen kene?  

Özgüven, acaba üç kıtaya yayılan Osmanlı bugünkü nitelemeleriyle:

''Yeni Osmanlı'' ya da ''Yeniden Hilafet''mi?

Belki de on beş devlet kurup son Osmanlı İmparatorluğunu soyup soğana çevirmek mi?

Biraz daha ileriye gidip ''Duyun-i Umumiye'' sonrasında 'Vurdum Duymazlık' mı?

Yoksa atını Üsküdar'dan Suriye'ye, Irak'a, Afrika'ya dörtnala sürüp hilafete soyunmak mı?

Bir başka nedeninin de demokrasimizin (Cumhuriyetimizin) ağır-aksak' yerinde sayması bir yana, sayenizde duraklatarak on beş devletin tarihine gömmek ise halklarımızın 'Kalıcı Barış' taleplerini hala duymamazlıktan mı geliyorsunuz? 

Olur ya bu denli İslâm Ülkeleri Coğrafyasına yeniden ''Hilafet''in altyapısını inşâ etmenin ihtişamlı saraylar ve aralarında barışın sağlanması mümkün olmamasına rağmen tıpkı Muaviye ve oğlu Yezid'in, Ali ve çocuklarının (Hasan, Hüseyin) her iki tarafın müslüman olmasına rağmen Sıffın Savaşı, İran ve Irak'ın Körfez savaşı, öncesindeki Kuveyt ve günümüzdeki emperyallerin Suriye'nin işgali, halklarına rağmen bir türlü uzlaşmanın sağlanamaması hilafeti düşünenler için birçok devlet kalkınarak toplumsalını onurlu yaşam için demokrasi ve insan haklarına sarılıp yönlendirirken bizde olgunlaşma ve aydınlanma sürecine hala onlarca yıl uzağında kalmaktan bir türlü bıkmadık-usanmadık!

İç barışı sağlayacağımıza yetkililerin yalan-yanlış ağıza alınmayacak kadar onur kırıcı hakaretlerle incitici sözcük, sıfatlarla etrafı yangın yerine çevirecek tahammülsüzlüklere düşmanlık kin nefret ekmenin kime yararı var ki? Farklı tellerden çalarken Allahınızı severseniz hilafet bunun neresine hangi çağda ekilebilir ki ekilse bile kaç yıllık ömrü olabilir ki? 

Evet birtakım pervasızın parmak sallayarak ''Yaşasın Şeriat!'' sloganlarıyla Adalet dağıtacak saraylarda neleri kaybedeceklerinin farkında olmadan birer troll kışkırtmaları olduğunun algısını kökleştirerek zavallı halkımızın inancını istismarında bile ne gibi çatışmaların olabileceğini düşünmeden gereğini yapmadan demokrasiyle bağdaşmayan her biri bir mezhepten farklı hilafet iktidarından habersiz yüklenerek halklarımızı ekonomik krizin daha da derinleşeceğinin verdiği kavga ve kalkışmalarla ülkemizin çatışma alanını 'Ortadoğu Projesi''nin emperyalizmine açık alan haline getirmez mi? 

''Halife'' Arapça kökenli (Murahhas) isim olarak Hilafet de denir. Birçok tarihçi de ilk anlamına vekil ya da vekalet de denirmiş. İslâm tarihinde 113 Halife gelip geçmiştir ilk halifenin Ebubekir İle başlayan dört halife ''Halife-i Raşidin'' iken Emevilerde ilk halife 19 yıl ile Muaviye, Abbasilerde 4 yıl için Seffah, Osmanlı'da Yavuz S. Selim son halife ise A.Mecid Efendi olmuştur da neler kazanıldı ki kim kiminle barışık? Güvence biz miyiz iç barışımızı kurumlaştırarak kalıcılaştıracağımıza ne yazık ki her demecimiz kin nefret kışkırtmalarıyla dolup dolup taşıyor, taşırtıyoruz nereye?      

Yazar: Abdulvahap Omuzlar

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar A.Vahap OMUZLAR - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Mardin Haber Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Mardin Haber Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Mardin Haber Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Mardin Haber Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Mardin'in en Büyük sorunu nedir?
Tüm anketler