Şaha Çimen Yazdı: Beni Adınla Çağır

Ülkece çok zor şartlardan geçiyoruz. Pahalılık, emeğin sömürülmesi, ülkenin hemen hemen tüm kadrolarındaki atanamama sorunları, işsizler ordusu, orman yangınları…

Bu saydıklarım daha da uzayıp gider. Ben bunları yenileyerek canınızı daha fazla sıkmayacağım. Zaten ülkenin bu atmosferinden büyükten küçüğe hepimiz aşinayız. Amacım biraz bu konuların dışına çıkıp farklı bakış açıları kazanmanız. Sahip olduğunuz bazı ön yargılarınızı kenara atmanız.

Bu gergin ortamdan bir nebze de olsa sıyrılmanız adına ne yapabilirim diye düşünürken aklıma daha önceden izlemiş olduğun bir film geldi. Neden bu filmden sizleri haberdar etmeyim, diye içimden geçirdim.

Filmin bende yaratığı etki derin. İsterim ki sizler de izleyin ve filmin ele aldığı konu hakkında bilinçlenin.

Sözü ettiğim filmin adı “ Beni Adınla Çağır (Cell Me By Your Name) ”.

2017 Yapımı olan bu film, romantik dram türündedir.

Luca  Guadagnino’nun  yönetmenliğini yaptığı filmde Armie Hammer, Timothee Chalemet başrollerde oynamıştır.

Amerikan yazar André Aciman tarafından 2007 yılında yazılan “Adınla Çağır Beni” romanın beyaz perdeye uyarlanmış halidir.

Kitabı okudum diyemem, ancak filmi iyi ki izledim diyebilirim. Bana kalırsa herkeste iyi- kötü anlamda bir etki bırakacak düzeyde.

Lafı daha fazla uzatmadan filmin konusundan, içeriğinden biraz söz açmak isterim;

Film Elio ve Oliver’in aşk öyküsünü konu alıyor. 1983 Yılında geçen filmde entelektüel bir ailenin 17 yaşındaki oğulları Elio ve arkeolog babasının yanında staj yapan 24 yaşındaki üniversite öğrencisi Oliver’ın arasında yaşanan eşcinsel aşkı anlatıyor. Film şöyle başlıyor;

Sanat aşığı olan Elio, akranı bir genç kız olan Marzia ile flört halindedir. Onun için her şey o güne kadar tıkırındadır. Ta ki Oliver, babasına asistanlık etmek için evlerine gelene kadar.  O yılın yazında Oliver, Elioların evinde uzun bir süre kalır. Bu süre zarfında Elio’nun duygularında birtakım değişimler meydana gelir. Rayında giden bu ikilinin yaşamları bundan sonra onları zorlayacaktır. Zira Elio, kendisi gibi erkek olan Oliver’a kısa sürede âşık olmuştur. Duygularını o kadar derin yaşıyordur ki bunlar Oliver tarafından çabucak fark edilir. Oliver, başta Elio’nun duygularının gençlik heyecanı olarak algılayıp onu kendisinden olabildiğince uzaklaştırmak adına türlü yollara başvursa da işler hiç de tahmin edemediği noktalara gelir. İki taraf da bu etkileşimin kıvılcımlarından uzak kalmaya çalışsalar da işler bir anda farklı boyutlarda kendisini gösterir.

Film boyunca aşk, gözyaşı, özlem gibi duygular yoğun bir şekilde yaşanmıştır. Filmde bu duygu yoğunlukları öyle güzel işlenmiştir ki, eşcinsel ilişkilere ön yargılı olan kişileri bile etkisi altına alabilecek yetidedir.

Değişik olayların birbiri ardına geldiği filmin sonunda Elio ve OLiver’ın aşkları mutlu sonla mı bitecek yoksa toplumun genel kabulleri doğrultusunda mı sonuçlanacak, diye merak ediyorsanız, buyurun izleyin.

Eşcinsel bireyler, yönelimleri ve onların ilişkileri hakkındaki fikriniz zikriniz nedir, bilemiyorum. Ancak bu filmi size şiddetle tavsiye ettiğimi belirtmek istiyorum. Eşcinsellerin yaşadığı olumsuzlukların çoğunu burada görmüş olacak ve empati yeteneğiniz gelişecektir.

Bu filmi sizlere tanıtma ve önerme nedenime gelecek olursam; dünya bizim görüp bildiğimiz şekliyle kadın ve erkekten yaratılmıştır, buna diyeceğim yok. Ancak duygusal olarak kadın ve erkeğin ilişkilerinden var oluru kabul etmiyorum. Zira yeryüzünde cinsel yönelimi farklı olan binlerce insan söz konusudur. LGBT’li bireyler diye kategorize edilmiş bu kesim, yüz yıllardan beri toplumların baskılarından dolayı cinsel yönelimlerini ya hep gizleyerek, baskılayarak saklamışlardır ya da gizli kapılar ardında yaşamışlardır. Hatta büyük bir çoğunluğu çeşitli işkencelerden geçerek hayatlarını kaybetmişlerdir. Ve bu insanların çilesi günümüzde hala yaşanmaktadır. Ben hem onların haklı davasında onlara destek olmak hem de sığ zihniyetli insanların kafalarının içindeki pisliği temizlemeleri adına bu yazıyı yazmak istedim.

Bazılarınız bu filmle ilgili yazı yazmamdan rahatsızlık duyabilir. Cevaben şunu demek istiyorum: “Zihinlerinizin içindeki kirden arının artık!"

Zira dünya sizlerin etrafında dönmüyor. Bazı şeyler size ters geliyor diye bu insanlara hayatı zehir etmeye hakkınız yok.  Sizler iyisi mi biraz farklılıklara saygı duymayı öğrenin.

Şimdiden yazıyı okuyacaklar için iyi okumalar, filmi merak edip izleyecekler içinse iyi seyirler dilerim.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Şaha Çimen - Mesaj Gönder

# sanat

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Mardin Haber Ajansı Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Mardin Haber Ajansı hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Mardin Haber Ajansı editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Mardin Haber Ajansı değil haberi geçen ajanstır.

01

Nesrin Aykaç - Eşcinsellik insanlık tarihi kadar eskidir ve doğal bir olaydır, yadsınamaz. Empati yoksunu insanlara anlatmak, izah etmek gerekir. Seçtiğiniz konu tam isabet...Ben beğendim, alkışlıyorum sizi.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 22 Temmuz 01:58


Anket Artuklu Belediyesi Başkanı Mehmet Tatlıdede'nin İlk İcraatı Ne Olmalı?