Nursin Nisan Yazdı: Ömrümün En Renkli Yolları “Doğu Karadeniz”

Uzun bir aradan sonra bozkır ikliminden uzaklaşarak, ağaçların ve yeşilliğin hakim olduğu doğu karedeniz iklimiyle buluşmanın mutluluğu içindeydik. Birlikte yolculuk ettiğimiz gezi grubuyla ayrıldığımız, yörenin müzik tınılarıyla yolculuğumuz sürüyordu. Karadeniz’in o coşkun nehirleri adeta bize eşlik ediyor gibiydi. Doğada ki yeşillik huzur vericiydi, her yol alışımızda ahşap yapılarla karşılaşıyorduk. Bu iklimin insanları doğayla bütünleşmişti, yüksek yaylalarda evlerin olması buradaki yaşamı farklı kılmıştı. Doğanın getirileriyle birlikte ulaşım teleferik yöntemiyle yapılıyordu. Geçim kaynakları doğaydı, ya çay üretirler ya da balıkçılıkla uğraşırlar, iklim yapısının yağışlı olması nehirlerin akışını belirlemişti. Nehirler, bölgenin kalbiydi, yaşamı canlandırıyordu… Ama buda son zamanlarda yapılan hidroelektrik santrallerin, yörenin nabzını yavaşlatmıştı. Halk sistemin kurbanıydı, onlara yaşam olanağı sağlayan kaynaklar artık onlar için birer ölüm kaynağıydı. Sanayileşme doğanın yapısını bozduğu gibi insanların doğasını da bozmuştu ama Karadeniz hala doğasını korumaya çalışıyordu.
Doğu karedeniz adeta hayallerle dolu bir bölge, adım adım gittiğimiz her il, soluduğumuz hava, içimizi ferahlatıyordu. Deniz üzerinde oluşan dalgalar, kıyı şeridine çarparak farklı bir görüntü oluşuyordu, kıyı Şeridi’nden ilk gittiğimiz yer Trabzon'un Uzun Göl’üydü. Arabadan indiğimizde gölün etrafında yapısı bozulmamış ahşap evler, tüm doğalığıyla modern zamana karşı direniyorlardı ve doğayla bütünleşmiş gibiydi gezmeye devam ederken susuzluğumu da gidermek için yol kenarındaki bir dükkâna doğru hareket ettim ve ilk dikkatimi çeken insanların yöresel giyinişlerin olmasıydı.

Halende kültürüne bağlı bir toplum yapısı vardı. Dükkana adımımı attığımda bu yörenin insanlarının samimiyetiyle karşılaştım. Uzun Göl’ün etrafındaki ahşap yapıda ki mimari yapılar, turistler için ilgi odağı olmuştu. Gezdiğim yerlerle ilgili anılarımı ölümsüzleştirmek için fotoğraf makinamla sürekli görseller aldım, ilgimi çeken önemli noktalardan biride tabelaların Arapça olmasıydı, neden Arapça tabelalar böyle yoğunlukta olduğunu sorduğumuz da aldığımız cevaplardan bazıları Arap turistlerin uğrak yeri olduğunu ve birçoğu burada ev sahibi olduğu söyleniyordu.

Gezi grubuyla Göl’ün etrafını gezdikten sonra öğle yemeği yemek için bir restoranda gittik. Yemeklerin çoğunda balık çeşitleri ön plandaydı. Bizde, balık yedikten sonra ikinci mekânımız olan, Rize’ye doğru yolculuğumuz başladı. Yolculuk sırasında ilgimizi çeken önemli noktalardan biride birçok sayıda çay fabrikasının olmasıydı, halkın geçim kaynağı Çay’dı dağın yamaçlarındaki çay bahçelerinde çalışanların çoğu kadınlardı, sırtlarında çuvallarla çay toplayarak geçim kaynaklarını buradan sağlıyorlar, erkekler ise çalışma yerine daha çok kıraathanelerde takılırlar ve zamanları okey oynamakla geçirirler. Çay bahçelerinde çay toplamaya çalıştık ama beceremedik baya zorlandık bu bize göre değil deyip işi asıl sahiplerine bırakarak ve onları emeğine saygı duyarak oradan ayrıldık. İlerledikçe nehir köyün içinden geçiyordu, onlarda ulaşımı sağlamak için teleferik yöntemini kullanıyorlardı, bizde yan tarafa geçmek için bu yöntemi denedik güzel bir duyguydu, bu nehirde rafting yapan bir gruplarla karşılaştık, çok uzakta olsa bile taş yapılı bir köprüyle karşılaştık.
Köprü Osmanlı mimarisinden kalan bir yapıydı, burada taş yapı olarak nadide bir eser olarak yer edinmişti, buradaki yapılar daha çok ahşap yapılardı. Buda doğanın onlara sunduğu bir ikramdı, ahşap yapılı evler birbirinden uzaktı, uzak olmalarının sebebi ise burada her yerde su olmasıydı. Evlerin birbirinden uzak olması için zemin hazırlamıştı. Hırçın akan nehirlerin ve kuş cıvıltıları doğada bir orkestra havası veriyordu, gezi grubuyla bir tesise geldik, bu tesiste horun tepen bir grupla karşılaştık bu bizim için inanılmazdı, kendi yöremin halk oyunları gibi geldi ve bende bunlarla birlikte horun teptim. İnanılmazdı.

Bilmesem de onlarla oymaya çalıştım, on dakika oynadıktan sonra sağanak şekilde bir yağmur yağdı bu şekilde bir yağışla karşılaşmamıştık, yağmurun dinmesiyle birlikte Aydar yaylasına doğru yolculuğumuz başladı yayla ‘ya ulaştığımızda yüksek alanlarda kar vardı. Dağın bağrında kopup gelen su dağın yamacında akmasıyla Şelale’nin ve gür ağaçların olması yaylaya muazzam bir görüntü sunuyordu. Yayla ‘da belli dönemlerde şenlikler oluyor bu şenliklerde haftalarca sürüyormuş ama biz bu şenliğe denk gelemedik. Bu gördüklerimiz zaten bizim için bir şenlik gibi geldi. Konaklamak için Artvin’in Hopa ilçesinde doğru ilerledik, Trabzon'dan buraya kadar hep sahil şeridinden geldik. Karedeniz dalgalarıyla ve dağların, ağaçların muazzam görüntüsü bizi büyülüyordu. Artvin'e vardığımızda hırçın nehirlerde rafting sporların yapıldığı ana denk geldik, kısa bir gezmeden sonra burada konaklayacağımız otele geldik, gece bur da kaldıktan sonra sabah altı gibi Batum’a yolculuğumuz başladı.

Türkiye sınırları dışında başka bir ülkenin sınırlarına ilerliyorduk. Sınır kapısında kimlik aramasından sonra, Batum’a yarım saat bir yolculuktan sonra şehir merkezine vardık. Şehrin sanatsal görünümü bizi büyülemişti. Birçok binanın etrafı alüminyum kaplamayla kaplanmış binalar vardı. Bunların neden bu şekilde yapıldığı konusunda ise Rusya’nın işgaliyle birlikte evlere mermilerin sıkılmasıymış. Bu şekilde tehlikelere karşı kendilerini korumuşlar yıllar önce. Yapılan bu yapılar, şehre farklı bir görüntü sağlıyordu. Şehri gezdiğimiz de sayısız mimarı yapıyla karşılaştık. Bu yapılardan bir tanesi de ters evdi. Şehrin bu şekilde sanatsal görünümlü olması, turistlerin uğrak merkezi haline gelmişti Türkiye'den farklı olan bir özelliği ise ekonomik olarak daha iyi bir düzeyde olmasıydı. Petrol, otomobil burada ülkemize göre daha ucuz. Bide bura da araçtakiler yayalara öncelik tanırlar ve yayalar geçmeden yollara devam etmezler. Uzun bir gezmeden sonra öğle yemeyi yemek için bir restoranda doğru ilerdik buradaki yemek kültüründe de balık yemekleri ve sebze yemekleri daha ağırlıktaydı. Buradan da ayrıldıktan sonra geldiğimiz yöre doğru yolculuğumuz başladı ve karedeniz maceramız bur da son buldu.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Nursin Nisan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Mardin Haber Ajansı Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Mardin Haber Ajansı hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Mardin Haber Ajansı editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Mardin Haber Ajansı değil haberi geçen ajanstır.



Anket Artuklu Belediyesi Başkanı Mehmet Tatlıdede'nin İlk İcraatı Ne Olmalı?