Şaha Çimen Yazdı: Unutma Beni Çiçeği

Hepimizin hayatının bir yerinde yolu ya bir çiçek bahçesinde ya da çiçeklerle donatılmış bir evin balkon ve penceresinde kesişmiştir diye düşünüyorum. Öyle olmasa bile her gün geçtiğimiz sokaklardan, caddelerden adını bildiğiniz ya da bilmediğiniz bir sürü çiçekle göz ucuyla bile olsa bakışıyoruz.                                                                                                                      

     

Her gün gördüğümüz bu çiçeklerden bazılarının varlığı bize çok yakın, çok tanıdık gelir. Çoğunun adının anlamında yaşanmışlıklarımız vardır çünkü. Kokusunda özlem duyduklarımızın kokusu, anısı vardır. Kimisinin adı en sevdiklerimizin adıyla aynıdır. Bu yüzden çiçeklerle aramızda tarif edemediğimiz bağlar kuruluverir.

      

Çiçek sevmeyeni anlarım, ama ben çiçek sevdalısı olan insanlar da bilirim. Çiçeklere sevdalanmış insanlar, bazen onlarda bir dost eli, bazen konuşacak bir insan siması, bazen bir evlat sıcaklığı alırlar. Çünkü çiçekler sadece hoş görüntüleri ve kokularıyla değil; dilleriyle, anlamlarıyla, hikâyeleriyle, varlıklarıyla aynı zamanda hissedebilen canlılardır.

      

Bize kendi dilleriyle bir şeyler anlatırlar. Bu anlatım genelde iki türlü olur. İlkinde suyunu, gübresini, bakımını düzenli olarak yaptığımızda, ben mutluyum sinyalini rengârenk açtığı çiçek dallardan iletir bize. İkincisi de onu susuz bir köşeye terk ettiğimde, solarak bizlere küstüğünü anlatmaya çalışırlar.

       

Bunun dışında çiçekler, çok güzel anlamlar taşırlar. Taşıdıkları bu anlamlar sayesinde çoğu yerde yardımımıza koşarlar. Mesela beyaz gülün masumluğu, saflığı temsil ettiğine inandığımız için, etrafımızda bu özelliklere uyan sevdiklerimize bu gülden alarak gönlünü hoş etmeye çalışırız. Kırmızı gül için aşkı çiçeği denildiğinden dolayı, âşıklar birbirine olan sevgilerini bu gül yoluyla anlatmaya çalışırlar. Onun dışında ağlayan gelin çiçeği vardır. Bu çiçek bir isyan çiçeğidir. Sevdiğine kavuşamayan gelinlerin isyanını, göz yaşlarını anlatır.            Sarı ve beyaz renklerden oluşan papatyalar bolluğu, sıhhatti temsil ettiğinden hasta yakınlarımıza genelde bu çiçekle geçmiş olsuna gideriz. Papatya hasta kişinin çabucak iyileşmesi için temennide bulunan çiçektir.

   

Kaktüs, mimoza, sarı lale, kadife gibi daha adına anlam yüklenilen, bize iyi geldiğini düşündüğümüz o kadar çiçek var ki… Hepsinden bahsetmemiz belki güç ama size kendi çiçeğimden bahsetmeyeceğim anlamına gelmesin. Gelin hep beraber benim çiçeğime ve onun hikâyesine kulak verelim:

      

Benim çiçeğimin adı “Unutma Beni Çiçeği”. Adından da anlaşılacağı üzere “Unutulmak İstemeyenlerin Çiçeğidir benim çiçeğim.

Hatırlatma, gerçek aşk ve bağlılığı sembolize eder.

Latincede ona “Myosotis Scorpioides” derler .

      

Yapraklarının farekulağını andırmasından dolayı halk arasında “Fare Kulağı” diye de bilinir. Genelde mavi renkli olsa da, pembe ve beyaz renkli olanları da vardır.

   

Sizlere uzun uzun unutma beni çiçeğinin özelliklerinden, yetiştirilme tarzından bahsetmeyeceğim. Bunu yaptığımda yazımın bir yemek tarifinden öteye gidemeyeceğini biliyorum. Öncelikle yazıyı okurken aklınıza bu çiçeğin adının nereden geldiği sorusu gelebilir. Şimdi de bu sorunun cevabına bakalım;

Bir Alman efsanesine göre bu çiçeğin adı şöyle verilmiştir:

     

Tanrı tüm çiçekleri yaratmış ve hepsine birer isim takmış. Ancak bu çiçeğe isim vermeyi unutmuş. Bu da bir köşede bekleyerek “Tanrım! Unutma beni diye haykırmış”. Bu sesi işiten tanrı, çiçeğe “Bundan sonra senin adın, Unutmabeni olsun” demiş. Ve ondan sonra bu çiçeğe unutma beni çiçeği denilmiş.

      

Yukarıda anlattığım efsane, bu çiçekle alakalı söylenmiş sadece bir tanesi. Bunun gibi çok fazla efsaneye konu olmuştur. O kadar bilinen ve sevilen bir çiçekmiş ki Alman edebiyatçı Goethe bu çiçekten bahsederken,"En canlı çiçek, zariflerin en zarifi" demiş.

Bununla beraber bu çiçeğin hatırlatma, hafızaya iyi geldiğine inanıldığı için dünyanın birçok yerinde Alzheimer dernekleri bu hastalıkla ilgili farkındalık ve bilinç oluşturmak, hasta yakınlarına destek olmak amacıyla “ Unutma Beni Çiçeğini” simge olarak kullanma yoluna gitmiştir.

Buraya kadar çiçeğimizi biraz olsun tanıdığınızı varsayarak, sizlere bu çiçekle yolumun nasıl kesiştiğinden söz etmek isterim:

Bundan yıllar önce henüz ilkokula gidiyordum sanırım. Bir gece evde herkes uyurken ben, uyku nedir unutmuş gibiydim. Bir türlü uyuyamıyordum. Bir süre sonra can sıkıntısından televizyondaki tüm kanalları üst üste değiştirmeye başlamıştım. O sıra Show TV de bir filme denk geldim. Filmin adı “Beni Unutmaydı. Hem can sıkıntıma iyi gelsin hem de belki uykum gelir diye, filmi izlemeye koyuldum. 2011 Yapımı bu filmde Mert Fırat ve Açelya Devrim İlhan başrolleri paylaşıyorlardı.                                                                                                       

Film sevgilisine âşık bir kadın olan Olcay’ın sevgilisi tarafından aldatma sahnesinden başlıyordu. Yaşadığı şoku üzerinden atmak için gittiği alkolü mekânda Sinan adında bir erkekle tanıyordu. Sinan’ da annesinin istediği üzerine nişanlandığı kızdan son anda ayrılıp kendini aynı mekâna atmıştı. Film bu ya, Olcay ve Sinan bar tarafında tesadüfen tanışmışlardı. Ardından ikisinin de birbirine karşı yoğun duygular beslediği sahneler ard arda gelmişti.

İşte bu yakınlaşmanın yaşandığı bir sahnede benim çiçeğimle tanıştım. Maviydi ve anlamı çok güzeldi. Tabi ben filmin başlarında çiçeğe bu kadar değer atfedeceğimi bilmiyordum. Filmde Olcay ve Sinan üç ayın sonunda evleniyorlardı. Buraya kadar her şey çok günlük gülistanlık geçti. Bunların bir de oğulları oldu. Ardından dram yüklü sahneler arka arkaya gelmeye başladı. Olcay hastaydı. Pick hastalığının teşhisi konulmuştu. Pick bir beyin hastalığı olup tedavisi yoktu- Günümüzde de halen bulunmuş değil-  Tıpkı Alzheimer gibi hafızayı yitirmeye neden olan ve sonu ölümle sonuçlanan bir hastalık.

Filmde de Olcay yavaş yavaş son tanıdıklarından, öğrendiklerinden başlayarak hayatıyla alakalı her şeyi unutarak hayatını kaybetmişti. Ben bu sahneleri izlerken o zamana kadar bu denli ağladığım bir film olmamıştı. Filmin bitimine doğru iyileşme umudunu artık yitiren Olcay’ın Sinan’a “ Ben de bana aldığın unutma beni çiçeği gibiyim. Unutulmak istenmiyorum. Unutma beni olur mu? Demişti. Sonra film bitmişti ama benim göz yaşlarım durmak nedir bilmemişti.

Filmi izleyeli yıllar olmasına rağmen aklıma geldikçe açar izlerim. Yine duygulanırım ama ilk izlediğim duyguların aynısı yaşamıyorum. Fakat çiçeği her gördüğümde aynı duyguları yaşarım.

Bana kalırsa herkesin hayata bir çiçeği olmalı. Sizleri anlatan bir çiçek. Ve öldüğünüzde küçücük dallarıyla mezarınızda gölge olabilecek bir çiçekten bahsediyorum. Ha bir de hem sizi hem de çiçeğinizi anlatan bir şarkınız olmalı. Benim çiçeğimle uyumlu bir şarkımda var mesela. Burcu Güneş’in “Unutma Beni Çiçekleri” şarkısı. Çıktığı 2014 yılından bu yan bıkmadan usanmadan dinlerim bu şarkıyı. Bence sizler de geç kalmış sayılmazsınız. Hayatınıza insandan iyi gelecek bir şeyler varsa bunlardan biri sizi anlatan bir çiçek bir diğeri de ikinizle özdeşen şarkı olmalı!

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Şaha Çimen - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Mardin Haber Ajansı Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Mardin Haber Ajansı hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Mardin Haber Ajansı editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Mardin Haber Ajansı değil haberi geçen ajanstır.



Anket Hangi belediye başkanı daha başarısız?