AK Parti Mardin Büyükşehir adayı Abdullah Erin: Kayyumlarla bu iş istikrarlı olmaz

Mardin Haber TV'nin konuğu olan AK Parti Mardin Büyükşehir Belediye Başkan adayı Abdullah Erin, Şenyaşar ailesiyle ilgili ilk defa konuştu. Tek dertlerinin gerçek belediyecilik olduğunu söyleyen Erin, "Mardin'i dünya kenti haline getireceğiz" dedi.

Bayram Kerimoğlu
Bayram Kerimoğlu Tüm Haberleri
Büyütmek için resme tıklayın

AK Parti Mardin Büyükşehir Belediye Başkan adayı Abdullah Erin, Mardin Haber TV'de Mardin Haber TV Genel Yayın Yönetmeni ve Mardin Haber Gazetesi İmtiyaz Sahibi Murat Akgül'ün konuğu oldu. Merak edilen soruları cevaplayan Erin, Urfa Valisi olduğu dönem yaşanan Şenyaşar ailesi olayı ile ilgili de ilk defa konuştu.

Merak edilen soruları cevaplayan Erin, Mardin'in yaşadığı talihsizlikler nedeniyle çok sayıda hizmet konusunda eksiklikler olduğunu olduğunu söyledi. "Vatandaşların DEM ve kayyum arasındaki bu çıkmazdan kurtulması için" aday olduğunu söyleyen Erin, "İnsana bakış açımız etnik kökenli olamaz" derken, "Tek derdimiz gerçek belediyecilik" dedi. Erin, Mardin'i dünya kenti haline getireceklerinin sözünü verdi. 

AK Parti Mardin Büyükşehir adayı Abdullah Erin: Kayyumlarla bu iş istikrarlı olmaz

EKSİKLİKLERİ OLDUĞUNU BİLİYORUZ

Mardin Büyükşehir Belediyesi’ne kayyım tarafından yönetilmesini değerlendiren Erin, kayyım atamalarına dair “Mardin’imizin belediye hizmetleri konusunda ne yazık ki, makus bir talihi var. Büyükşehir Belediyesi olduktan, o statüye kavuştuktan sonra da maalesef daha önce de bildiğiniz gibi HDP şimdi de DEM Parti ve kayyum arasında giden gelen bir çıkmazın içerisinde görünüyor Mardin. Demokratik sistem içerisinde vatandaşlarımızın özgür tercihi ile daha önce denenmiş yolların yöntemlerin Mardin’e belediyecilik anlamında bir şey katmadığı ve bugünkü durumuyla da birçok şehirden, birçok şehrin gelişmesi, kalkınmasından daha geride kaldığı ve yapılması gereken birçok hizmet konusunda da eksiklikler olduğunu görüyoruz” dedi.

KAYYUMLARLA BU İŞ İSTİKRARLI VE SÜREKLİ OLMAZ

Şöyle bir gerçek var ortada. Biz demokratik bir hukuk ülkesiyiz. Demokrasinin ve hukukun geçerli olduğu ülkelerde de seçimler yapılıyor. Farklı siyasi partiler, gerek genel seçimlerde, gerek yerel seçimlerde adaylarını çıkarırlar ve bu adaylardan da belli bir süre için hizmet beklerler. Bunun olağan akışında gitmesi en normal olanı ve doğal olanı budur. Ancak bölgemiz biliyorsunuz uzunca bir süre terör nedeniyle hem alması gereken hizmetler konusunda çok geride kaldı, terörle mücadele birinci öncelikti. Ancak bugün geldiğimiz noktada terör büyük ölçüde kontrol altına alındığı, kırsalda mahallelerimiz de dahil olmak üzere güvenlik içinde yaşadıkları bir dönemin içindeyiz şimdi. Vatandaşlarımızın tercihlerini oradan buradan bir baskı, bir tehdit olmadan kullanabilmesi gerekiyor şimdi. Bizim de arzu ettiğimiz budur. Vatandaşlarımız daha önceki büyükşehir belediye seçimlerinde de HDP’yi tercih ettiler bu açık olarak önümüzde duruyor. Ancak sonucunu da gördüler. Bizim iddiamız da şu; evet, devlet kaynakların yanlış kullanımı, belediyeden beklenen hizmetlerin yürütülmesi gerektiği gibi yürütülmemesi ve devletin güvenliği, birlik beraberlik karşısında tehdir oluturabilecek uygulamalar karşsıında devlet bir refleks oluşturuyor ve kayyum atıyor. Bu normal bir şey midir? Evet, değil. Ancak hangi ülkede olursa olsun devletin böyle bir refleks göstermesi de normal karşılanabilecek bir şeydir. Ancak şunu da gösteriyor; milletin kaynakları millet için kullanılmalıdır. Hesap verilebilir bir belediyecilik yönetimi oluşturulmalı ve belediye yönetimlerinin birincil önceliği de halkın ihtiyaçlarının giderilmesi ve bugün hepimizin boğuştuğu şehir merkezlerinin ve kırsal mahallelerinin sorunlarına odaklanması gerekiyor. Ancak bu öyle olmadı, öyle olmadığı için kayyım atanıyor. Kayyumlarla da bu işin istikrarlı ve sürekliliğinin de olmayacağını ifade ediyorum. Zaten eğer çok olumlu karşılanmış olsaydı veya yolunda gitmiş olsa bugün karşılaştığımız problemlerin birçoğu olmayacaktı ve bu sorunlar çözülmüş olacaktı. Şimdi vatandaşlarımızın DEM ve kayyum arasındaki bu çıkmazdan kurtulması için de biz 33 yıllık kamu bürokrasisindeki yürüttüğümüz üst düzey tecrübeleri vatandaşlarımıza bir seçenek oluşsun. Özgür iradeleri ile sivil yönetimlerini seçsinler ve bu seçecekleri yönetimler eliyle de 5 yıl boyunca hiçbir ayrım yapmadan özellikle hizmeti götürürken hiçbir ayrımcılığa girmeden sadece ihtiyaçlar ön planda tutularak, bütün sorunları çözecek bir belediye yönetimi oluşsun diyoruz. Valilikten sonra da bu göreve talip olmamızın altında yatan tel sebep budur. Yoksa valilik yapmış birinci sınıf kamu tecrübesi olan, cebinde diplomatik pasaportu olan, devletine Allah zeval vermesi sağladığı imkanlardan sonra il yönetiminde üçüncü koltuk diyebileceğimiz beleidye başkanlığı koltuğuna insan Valilikten sonra talip olmaz yani” dedi.

DEVLETTEN AYRIMCILIK GÖRMEDİK

Akgül’ün Kürt seçmen ile arasındaki en büyük engellerden birinin Şenyaşar ailesi olduğu yönündeki soruya Erin, şöyle konuştu: “Bizler seçmenleri etnik kökenlerine göre ayırmıyoruz. Biliyorsunuz, benim babam da Kürt’tür. Seydaydı, mollaydı, medrese hocasıydı. Dedem de öyleydi. İlçemizde köylerimizde iyi insanlar, düzgün insanlar yetiştirme çabası içinde oldular. İkisi de rahmetli oldu. Allah mekanlarını cennet eylesin. Sizin de geçmişinize rahmet olsun. Biz her şeyden önce şunu söylüyoruz, babam Kürt, dedem Kürt, dedem vefat ettiğinde 2 kelime Türkçe bilmezdi. Ben dedemi görmedim ama sürekli talebe yetiştirir, Kürtçe ders verirdi. Babam da öyle. Lise diplomasını sonradan dışarıdan alıp, resmi imam olur ama babasından Kürtçeyi öğrenir ve evde de Kürtçe konuşulan bir ortamda yetiştik. Annem de Savurludur. Biliyorsunuz, Gölbaşı köyünden o da Arap’tır. Ama bizim hareket noktamız etnik temelli olmamalı. Bundan en fazla zarar gören bu bölge insanı oldu. Bakın 35-40 yıllık bu terör nedeniyle birçok şehidimiz var. Allah mekanlarını cennet eylesin. Ama öbür taraftan da yitirdiğimiz ve yokluğa mahkum ettiğimiz çocuklarımız var, gençlerimiz var. Vatanına, milletine ve ailesine çok faydalı bir şekilde yetişme imkanı varken, sağda solda aslında uluslararası emperyalizme ve siyonizme feda ettiğimiz çocuklarımız var. Biz bunun son bulmasını istiyoruz. Bölgenin bir çocuğu, bir evladı olarak 91 yılında girdiğim bir kaymakamlık sınavından 2022 yılına kadar görev yaptığımız hiçbir yerde Kürt olduğumuzu, bölgenin bir çocuğu olduğumuzu gizlemedik, saklamadık. Onurla, şerefle bu memleketin bir evladı ve ortak değerleri benimseyen ve onlara saygı duyan bir kişilik olarak ortaya çıktık ve hiçbir zaman devlet tarafından da bir ayrımcılık ile karşı karşıya kalmadık.

ŞENYAŞAR AİLESİ VE YILDIZ AİLESİNE HUKUKU TAVSİYE ETTİK

Urfa’daki valilik görevim sırasında yaşanan o Şenyaşar olayı da görev yaptığımız her yerde adaletten, haktan, hukuktan, hakkaniyetten zerre kadar taviz vermedik. Talihsiz bir olay yaşandı o dönemde ve ilk günden itibaren yetişip, müdahale edebildiğimiz kadarıyla olayın daha vahim boyutlara ulaşmasının önüne geçtik. Devamında da her iki tarafa sükunet ve hukukun işletilmesi ve hakkaniyetin tecelli etmesi, yönünde tembihlerde bulunduk, tavsiyelerde bulunduk. Şenyaşar ailesiyle de Emine Şenyaşar ile de aile bireyleriyle de o dönemde sürekli görüştük ve kendilerine de farklı amaçlarla bu meseleyi istismar edebilecek kesimlere prim vermemeleri gerektiğini, bu memleketin neticede bir hukuk devleti olduğunu, haklarını ve iddialarını hukuk içerisinde, hukuktan ayrılmadan güçlü bir şekilde savunmalarının en doğru yol ve yöntem olduğunu ifade ettik. Öbür taraftan da Şanlıurfa milletvekilimiz, bu dönem MKYK üyemiz, milletvekilimiz değil ama İbrahim Halil Yıldız Bey ve ailesine de bu meselenin hukuk devleti içerisinde yürütülmesi gerektiğini ve ailelerin daha fazla karşı karşıya gelmeden bir araya gelmek suretiyle bunun bir barışla ve kardeşlikle neticelenmesi gerektiği yönünde sürekli bir çabamız ve gayretimiz oldu. Neticede iddianame hazırlandı, dava açıldı ve dava da devam ediyor. Hukuka güvenmek lazım. Ve davanın takibini de hukuk içerisinde yapmak lazım. Başka yolu da yok. Başka yöntem de doğru değil zaten.”

İNSANA BAKIŞ AÇIMIZ ETNİK TEMELLİ OLAMAZ

Projelerine dair de konuşan Erin, bütün hizmetlerin odağında olanın yine insan olduğuna dikkat çekerek, “Bu insanın Kürt olması, Türk olması, Arap olması, Laz olması, Çerkez olması hiçbir anlam ifade etmiyor. Zaten bizim inancımızda da Cenabı Allah sizi bir anadan babadan yarattık demiyor mu? Böyle buyuruyor. Ve sakın sakın ihtilafa düşüp, sizi birbirinile tanışasınız diye farklı kabilelere, meşreplere ayırdık. Sakın bunları ayrılık meselesi yapıp, birbirinizle didişmeyin, itişmeyin, kavga etmeyin. Böyle yaparsanız zayıf düşersiniz, gücünüz gider ve böyle olunca da hak etmeyen kişiler ve yönetimler tarafından yönetilirsiniz diyor cenabı Allah. İnsana bakış açımız etnik temelli olamaz. İnsana bakış açımızla farklı meşreplere göre farklı modeller geliştiremeyiz. Sizin ifade ettiğiniz gibi aslında son 21 yılda Mardin’e de Türkiye’nin her tarafına olduğu gibi çok büyük hizmetler geldi. Önce bunları görmemiz lazım” dedi.

Türkiye’nin kalkındığını, geliştiğini, küresel düzeyde belli bir yere geldiğini söyleyen Erin, Türkiye’de de küresel olarak yaşanan krizlerden etkilendiğini ifade ederek, şunları söyledi: “Ama Mardin’i Türkiye’deki gelişmeyle kıyasladığımız zaman kesinlikle hak ettiği noktada olmadığını da ifade ediyoruz. Bunu açık yüreklilikle söylüyorum. Bütçe yatırımlarında da Mardin’in 81 il içinde alması gereken payı almadığını da ifade ediyorum. Bu da bir özeleştiri olsun. Milletvekillerimizle ve ilin bütün aktörleriyle el ele vermek suretiyle Mardin’in genel bütçeden hak ettiği daha yüksek düzeyde pay alması her yıl ve ilin genel bütçe destekli, Ankara destekli kalkınmasının, gelişmesinin hızlandırılması gerekiyor.

MARDİN’İN TALİHSİZLİĞİ

Olayın diğer boyutu ise yerel yönetimlerdir. Belediyelerdir. Yani genel refah artışını genel bütçe ödenekleriyle sağlayabilirsiniz. Ama belediye yönetimleri ehil, etkin değilse ve etkili bir şekilde işlemiyorsa, sizin biraz önce bahsettiğiniz şehir merkezinden başlayarak, bütün kırsalda birçok zorluklarla karşı karşıya kalırsınız. Bir geçiş süreci yaşadı biliyorsunuz Mardin. İl özel idaresi ve köylere hizmet götürme birlikleri tarafından özellikle kırsalın alt yapı, üst yapı problemlerinin çözümüne yönelik, il özel idare döneminde önemli çalışmalar yürütüldü. Ancak büyükşehire devredildikten sonra bir model değişikliği oldu. Ve 702 tane mahalle artı 200-300 tane mezra, toplamda 1000 civarında yerleşim yerinin bütün içme suyu, kanalizasyon, yollar ve diğer bütün kamuya yönelik hizmetlerin tamamı büyükşehir belediyesine devredildi. Ancak büyükşehir belediyesinde de yaşadığımız talihsizlik maalesef iki dönemdir büyükşehir belediyesinin yönetilememesi, akabinde de kayyum atamaları. Evet, kayyumlar ellerinden geleni yapıyorlar. Benim meslektaşlarım, valilerimiz, kaymakamlarımız. Mülki idare amirliği sorumluluğu, görevleri, yetkileri zaten ağır. Bunlarla birlikte bir de bizim günlük hayatımıza dokunan bütün belediyecilik hizmetlerini her gün, her an takip etme şansları maalesef olmuyor. Ben de yaptım bu görevi. Yani görevi yaptığınız ildeki, genel güvenliğin temin edilmesi, terörle mücadele, sınır güvenliği, merkezi idaredeki, taşradaki görevlerin sevk ve koordinasyonu, bir de bunun yanında merkezdeki ve köylerimizdeki kanalizasyonundan tutun da parke işlerine kadar bir valinin takip etme şansı olmaz yani. Mülki idare amirlerimiz belli bir süre için göreve gelirler. Bu son dönemde Mardin’de 3 valimiz değişti. Yani 3 tane büyükşehir belediye kayyumumuz oldu. Aynı şeyler kaymakam için de geçerli. Geldiklerinde belli bir süre için gelirler ve sonra başka bir ile Cumhurbaşkanımızın takdiriyle atanırlar.”

TEK İŞİMİZ GERÇEK BELEDİYECİLİK

“Bizim acil, planlı ve projeye dayalı bir planlamaya ihtiyacımız var” diyen Erin, şöyle devam etti: “Mardin Artuklu merkezden başlayan bütün ilçelerimizde ve kırsalımızda belli bir bütçemiz var, ulusal kaynakları kullanacağız. Aynı zamanda işbirliği içinde çalıştığımız uluslararası kaynaklar da var. O kaynakları da harekete geçirmek suretiyle öncelikli problemlerimizi, belirleyip, planlayıp, hızlı bir şekilde bunların giderilmesine odaklanmamız lazım. Ve tek işimiz bizim evet, gerçek belediyecilik olacak. Sadece belediyecilik hizmetleri olacak. Sadece insanlarımızın hayatlarını kolaylaştırması ve önlerindeki engelleri tek tek kaldırılması olacak. 1 Nisan itibariyle de insanlarımız bunun gerçekleştiğini görecek. Görev yaptığımız her yerdeki yönetim anlayışımızı insanlarımız araştırıp sorabilirler.”

MARDİN’İ DÜNYA KENTİ HALİNE GETİRECEĞİZ

Projelerini de aktaran Erin, ulaşım sorunlarını çözeceklerini, Mardin’in bütün yollarını beton asfaltla sorunsuz hale getireceklerini söyledi. Bütün ilçelerde köprülü kavşakları ve çevre yolu sorunlarını çözeceklerini aktaran Erin, Urfa’dan Habur’a kadar uzanan otobanı gerçekleştireceklerini söyledi. Çiftçilerin 700 metre derinlikten su çıkararak, tarlaları sulamaktan kurtulması gerektiğini, bunun için de GAP projesinin bitirilmesini sağlayacaklarını söyledi. “Turizmde Mardin’i dünya kenti haline getireceğiz" diyen Erin, Urfa’da bunu başardıklarını söyleyerek, “Bunu gerçekleştireceğiz. Çünkü biz Göbeklitepe’den daha eski bir tarihe sahibiz” dedi. Mardin’e özel bir model uygulayacaklarını ve bununla Mardin’de gençlerin işsizlik sorunlarını da çözeceklerini söyleyen Erin, Mardin’de yeşil alanlar, sosyal alanlar sorununu çözeceklerini, üniversite öğrencilerinin genç kartlarla çok fazla imkanlara ulaşacağını söyledi. Kadın destek merkezlerini artıracaklarını, kadınların istihdamını sağlayacaklarını söyleyen Erin, “Bu memlekette bin yıllık o farklılıkların bir arada kardeşçe yaşadığı o iklimi yeniden güçlü bir şekilde tesis edeceğiz. Her türlü ayrımcılığa karşı geleceğiz, bütün kardeşlerimizi kucaklayacağız. Hizmetleri eşit şekilde dağıtacağız. Bütün dertlerine 24 saat esaslı muhatap bulacaklar. Bunun sözünü veriyoruz” dedi.

Haber: Bayram Kerimoğlu

16 Mar 2024 - 00:55 - Politika

Mahreç  Bayram Kerimoğlu