Mardin siyasetini yazan Erkar: Hayal kurarak bir şehir yönetilemez

Gazeteci yazar Mustafa Erkar, Mardin'deki siyasi gelişmelere dair kaleme aldığı yazısında aday adayları ve adaylara "Çıktığın bu yol gerçekten davan mı yoksa o vazgeçemediğin makam mı" diye sordu.

Gazeteci yazar Mustafa Erkar, Mardin Kıratım Gazetesi'ndeki köşesinde "Çıktığın yol davan mı yoksa makam mı" başlığıyla kaleme aldığı yazısında aday adayları ve adaylara "Çıktığın bu yol gerçekten davan mı yoksa o vazgeçemediğin makam mı" diye sordu. Yazısında önemli değerlendirmelere yer veren Erkar, "Hangi davaya mensup iseniz hangi ideolojiye bağlı iseniz bildiğiniz yoldan şaşmayınız. Bana göre en doğru olanda budur. Hayal kurarak bir şehir yönetilemez. Bu halk neyin ne olduğunu çok iyi biliyor artık" dedi. 

Mustafa Erkar'ın yazısının tamamı şu şekilde;

"Yerel seçim sürecine girdiğimiz İlk günden beri herkesi bir heyecan almış gidiyor. Seçilenler, seçilmeyenler, kırılanlar, alınanlar, gönül koyanlar ve aday gösterilip, mutlu olanlar. Bir çoğu da dava bildikleri yoldan çıkıp, başka yola sapanlar.

Yerel seçim sürecine girdiğimiz İlk günden beri herkesi bir heyecan almış gidiyor. Seçilenler, seçilmeyenler, kırılanlar, alınanlar, gönül koyanlar ve aday gösterilip, mutlu olanlar. Bir çoğu da dava bildikleri yoldan çıkıp, başka yola sapanlar.

Hemen hemen her seçim döneminde bu vahim tabloyu tüm partilerde görmek mümkün. Aday belirleme sürecinde tüm aday adayları parti teşkilatlarıyla, parti genel merkezleriyle dirsek temas halindeyken, çoğu başkan aday adayları dostlarıyla, yakınlarıyla Ankara'yı mesken edinmişlerdi. Parti genel merkezlerinde kulisler oluşturarak, sosyal medya hesapları üzerinden seçim bölgelerine göz kırpıyorlardı. Oluşturulan bu kulislerde memleket sorunları mı konuşuluyordu yoksa koltuk kapma yarışı mı? Açıkçası ben de oradaki durumu hep merak etmişimdir doğrusu.

Parti genel merkezleri, başkan adaylarının açıklacağı günleri belirledikten sonra Ankara'dan seçim bölgelerine dönüşler hızla başladı. Kimileri davul zurna eşliğinde omuzlarda, kimiside sessiz bir şekilde başka hesaplarda. Daha düne kadar bu benim partim bu benim davam diyenler, başkan adaylığı kendilerine verilmediği için başka hesapların peşine düştüler. Hatta davam dedikleri partilerinden istifa edip, gizli pazarlıklar içine girdiler. Herşeye inat bağımsız yada başka partilerden başkan adayı oldular. Bazıları da davam dedikleri partilerine darılıp inzivaya çekildiler. Meclis aday listelerinde isimleri olmayanlar da bunların cabası. Bu hal üzerinde olanlar bilsinler ki sergiledikleri bu yanlış tutumları hem kendilerine hem de davam dedikleri partilerine zarar vermekten başka bir şey değildir. Hangi partiden olursa olsun kendi partilerine sırt çevirenler bunu iyi bilsinler ki bu davranışları partilerine oy kaybettirmekten başka birşey değildir. 

Tamda bu noktada şu soruyu sormadan geçemiyeceğim. Çıktığın bu yol gerçekten davan mı yoksa o vazgeçemediğin makam mı? 

Hangi davaya mensup iseniz hangi ideolojiye bağlı iseniz bildiğiniz yoldan şaşmayınız. Bana göre en doğru olanda budur. Hayal kurarak bir şehir yönetilemez. Bu halk neyin ne olduğunu çok iyi biliyor artık. Kim ne yapıyor, neye hizmet ediyor, hangi amaçlar peşinde koşuyor çok iyi biliyor. Bir oy'un kendisine nasıl döneceğini neler getireceğini iyi hesaplıyor. Bu halk nefsani değil, memleketin sorunlarını göz önünde bulundurarak oy kullanıyor. Bu halk başkan adaylarının duruşuna, diksiyonuna, eğitimine, dürüstlüğüne, samimiyetine, bilgi birikimine, cevvallığına, kul hakkına ve çalışkanlığına bakarak başkanlarını seçiyorlar. Çünkü bu halk kadim olan bu şehrin sorunlarını yakinen biliyor ve bu şehrin daha çok hizmete ihtiyacı olduğunu görüyor. 

Ama bu halk en çok şunu istiyor. Seçim dönemlerinde olduğu gibi mahalle mahalle, sokak sokak, kapı kapı dolaşan başkan adaylarını seçimden sonra da aynı tempoyla olmazsada ayda bir, onbeş günde bir tekrar başkanlarını yanlarında görmek istiyor. Başkanlarını sofralarında, çay sohbetlerinde veya kırk yıl hatırı olan kahve muhabbetlerinde görmek istiyor. Bu halk koltuğa yapışan, masaya bağlı kalan, proje aşamasındadır, takipçisiyiz söylemleriyle gün geçiren klasik başkan görmek istemiyor. Bu şehre gecesini gündüzüne katan, çoğu zaman uykuları kaçan, tarih belirleyerek konuşan, sahada at koşturan başkan görmek istiyor.

Bu halkın olacak, bitecek, yapacağız, takipçisiyiz gibi laflara tahammülü kalmadı artık. Birşey olacaksa beş yıl bence yeterde artar. Beş yılda çok şey olabiliyormuşki devletimiz başkanlığın, milletvekilliğin süresini beş yıla indirgemiş. Bazı şeyler tasadüf değildir. Hele hele devletimiz bu şekilde bir süre belirlemişse bence bu hiç de tesadüf değildir. Büyükşehir belediyesine olsun, ilçe belediyelerine olsun seçilecek olan yeni başkanlarımızın bu beş yıllık süreyi en iyi şekilde, dolu dolu geçirmesi temennisiyle, seçimin ve seçim sürecinin de kazasız, belasız, birlik ve beraberlik içerisinde geçmesini, seçimin ülkemize, milletimize ve şehrimize hayırlar getirmesini temenni ediyorum."

Haber Merkezi

Kaynak: Haber Merkezi

03 Mar 2024 - 23:45 - Gündem