15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü paneli düzenlendi

Mardin Artuklu Üniversitesi, Mardin Valiliği ve Mardin Büyükşehir Belediyesi ortaklığında 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü ile hain darbe girişiminin 6. yıl dönümünde “15 Temmuz” konulu  paneldüzenlendi.

Moderatörlüğünü MAÜ Rektörünün yaptığı panele, Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ramazan Yelken, MAÜ Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yunus Cengiz ve MAÜ Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi  Necmettin Acar katıldı.

Programa Mardin Valisi ve Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Mahmut Demirtaş ve İl protokolü ile çok sayıda akademisyen katıldı.

15 Temmuz gecesi Adana’da olduğunu ve Bayrak uğruna, Türkiye aşkına vatanına sahip çıkan milli irade ile bütün hainlere güzel ders verildiğini ifade eden Mardin Valisi ve Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Mahmut Demirtaş,

 “15 Temmuz’un o karanlık gecesi genç-yaşlı, kadın-erkek, toplumun tüm kesimleri, ellerinde bayrak, dillerinde tekbir ile hainlerin üzerine yürürken kalplerinde vatan, bayrak, ezan ve devlet sevdası vardı” dedi.

Vali Demirtaş ayrıca 15 Temmuz’un, bir milletin ihanete karşı dirilişinin en güzel örneği ve meydanın darbecilere, cuntacılara, hainlere bırakılamayacağının en güzel ispatı olduğunu ifade ederek, 15 Temmuz’un darbe heveslilerine, milli irade sevdalılarının verdiği ve sonsuza dek unutulmayacak en güzel ders olduğunu belirtti.

15 Temmuz gecesinin diğer bütün özelliklerinden ayrı bir yerde değerlendirilmesi gereken özelliği darbeye karşı ortaya çıkan direniş olduğunu kaydeden Mardin Artuklu Üniversitesi Rektörü, “Bu direnişin sosyolojik anlamda oldukça farklı değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum. 1960-2016 arasındaki darbe ve muhtıralara bakıldığında darbelerin halk nezdinde hiçbir zaman meşruiyet zemini bulunmamasına karşın “korku kültürünün” kemikleşmesi ve halkın sindirilmesi neticesinde darbelere karşı doğrudan fiili bir tepkinin olmadığı görülmektedir.  Klasik sosyolojik tanımlamalarda darbe karşısında halkın tavrı, darbelerin de arzuladığı “uysal/itaatkâr bedenler kavramsallaştırmasıyla açıklanır. Ama 15 Temmuz biz akademisyenlere aslında tüm teori, kavramsallaştırma ve araştırmaların bir araç olmanın ötesinde bir anlam ifade etmediğini, toplumu okumaya yönelik girişimlerimizin eksik bir yanı olabileceğini bütün ezberlerimizi bozan bir netlikte gösterdi. Dünyanın hiçbir yerinde toplumsal hareketler iktidar yanlısı olarak gerçekleşmez. Toplumsal hareketler sosyolojisine aykırı bir durumdur bu. Sokaklara inmiş insanların devletlerini, hükümetlerini bir darbeye veya bir isyana karşı koruyor olmaları görülmüş bir şey değildir” diye konuştu.

 15 Temmuz kalkışmasının gerekçelerini 100 yılı aşkın bir süredir, emperyal politikaların nesnesi olma görevi tevdi edilmiş bir coğrafyanın özne olma çabasına karşı ön alma girişimleri şeklinde özetlenmesinin  mümkün olduğunu ifade eden Rektör, “Kaos, iç savaş, ekonomik çöküntü rolleri verilmiş bir coğrafyada bir istikrar adası olmayı ısrarla sürdüren, tarihi tecrübe ve birikimini liderliğe dönüştüren Türkiye’nin kendi çağının öznesi olma çabası, emperyal güçler tarafından  kabul edilebilir değildi. Sadece kendi sınırları içinde değil Osmanlı bakiyesini de aşan bir coğrafyada buharlaşmış ortak geçmiş şuuru ile paramparça edilmiş gelecek tasavvurunu yeniden gündeme getiren bir Türkiye’nin bütün yöntemler kullanılarak önünün alınması gerekiyordu ve bu yöntemlerden biri de darbeydi.” Diye konuştu.

Panelistlerin 15 Temmuz ile ilgili yaptığı konuşmalar ve soru-cevap bölümüyle birlikte sona eren panelin ardından, davetliler rektörlük fuaye alanında açılan 15 Temmuz konulu fotoğraf sergisini gezdi.

15 Tem 2022 - 18:13 - Gündem