Yazı Detayı
28 Ağustos 2020 - Cuma 11:51
 
YÜRÜDÜM
Muhammet Baran ASLAN
Muhammetbaranaslan@gmail.com
 
 

Yürüdüm.

Kaçtı gözlerime manzarası çöllerin.

Bilinmez kaç gece dinledim

Yıldızların seslerini.

Yürüdüm.

 

Ebabiller uçuştu üstümden.

Bir kaç hurmayla yüklü heybem.

Bilinmez kaç defa aştım tepeleri.

Aldırmadım izlerine develerin.

Geçtim usulca Nehr-i Dicle’yi.

Arşınladım kara taştan kervansarayı.

Ardımda garip bir dilenci.

Önümde dağ gibi bir kapı.

Yürüdüm…

 

Sokuldum ateşin dibine.

Bir kuru ekmek, bir tas çorba

Bir sürü hece…

Arkalardan başladı bir sazende.

Kaşı siyah, gözü siyah, teni siyah.

Asıldı udun tellerine!

O gece

Havsalama yüklendi kaç bilmece.

Uyku geldi.

Ateş söndü.

Güneş döndü.

Yürüdüm…

 

Şimdi gördüm, bildim, duydum.

Sinnim erdi kemale.

Hasret kalmışım başka şeylere.

Saza, söze, sazendeye…

 

MUHAMMET BARAN ASLAN

 

 

ŞAHİDİM OLSUN

 

Güvelerin kelebek taklidi yaptığı günler

Şahidim olsun.

Şahidim olsun

En içli sancıları mahsulü olan inciler.

Ben

         ölmek istiyorum!

 

Günler kısalmaya devam ettikçe yağlı urganlarda,

Uyudukça minik cesetler limanlarda,

Kırbaçlanırken habire tarihin kıvrımları,

Şahidim olsun

İskender-i Kebir’in kılıcı.

Ben

         ölmek istiyorum!

 

 

Sebeplere inat

izlenedursun kukla gösterileri.

Patlatılan bulutlar aşkına.

Anneler aşkına

Yavrusunun oyulmuş gözlerine yaşlar akıtan.

Allah aşkına…

Şahidim olun ey masum yılanlar!

Ben

         ölmek istiyorum!

 

Bir memlekette

Uçsuz bucaksız bir toprak parçasında

O toprağa gönül vermiş adamlar

Yarınlar hiç düşünülmeden

Kuru ekmeklerle

Kara günlerle

Haşır neşir ediliyorsa imanları gevreyene kadar,

Siniyorsa Mozart’ın en şakrak sesleri

Mezar taşlarının kırıklarına…

Şahidim olmalı dağlar taşlar.

Ben

         ölmek istiyorum!

 

 

Ey saçları salkım salkım kökleşen anam,

Ey çekilen tüm çilelerin kurbanı

Şahidim ol!

Gün gelir de

Kendi seslerini arayan çocukların

Lime lime olmuş etlerini kemiren

Karanlık kılıklı adamlardan hesap sorulursa

Ve düşerse çatılara tünemiş dişi baykuşlar

Cehennemin en dibine!

İşte o zaman

O zaman kabristanın izbe yerlerinde

Vazgeçip ölüm sevdasından

Beşeriyet yerine

Şerefe, güne ve ümide

Selam çakarım ben de!

 

MUHAMMET BARAN ASLAN

 

 

SONLARDAN SONRASINA SONSUZLUK DİLEKÇESİ

 

Duvarımda asılı şu ölü palto,

Kabuk değiştirme mevsiminden kalma.

Sonsuzluğa uzanan kır çiçekleri,

Döküleyazmış kör avuçlara.

 

Kaç ruh yükseldi göğün haddine?

Kaç kanat çırpıldı sonlu uçurumlarda?

Devir daim eden yaşama dilekleri,

Belli ki gömülmeli ta magmanın altına!

 

Çocuk saçlarında drama oynanırken,

İştahtan kesilir yaklaşsa da ütopya.

Art arda merdivenler yırtarken ufukları,

Tarih mazi olmalı köhne nazi kampında!

 

Bıçaklar yerlerini camlara bırakmalı.

Gözleri doldurmalı ayna aksinde ayna.

Asırlar ayaklara prangalar vururken.

Bizler dirilmeliyiz soluksuz yarınlara!

 

MUHAMMET BARAN ASLAN

 

 

TELAFİSİ MÜMKÜN OLMAYAN ŞEYLER

 

Telafisi mümkün olmayan şeyler yaşıyor

Asrımın insanları…

Eşyanın tabiatına aykırı şeyler!

Kim ne derse desin.

Evet!

Ben bu asırla kavgalıyım.

Şerefim için kavgalıyım.

Düşlerim için kavgalıyım.

 

Devir daim ettikçe zulmün çarkları,

Kalbimin temellerinden sarsılışını

 İfşa ettikçe işaret fişekleri,

Paslandıkça kadim tutkularım,

İnat ettikçe kuşlar şarkılarını söylememek üzere,

Ok yaydan çıkar bir kere…

Biliyorum ki,

Anlayamıyorsunuz içimdeki dışavurumları.

Farklı bir mecburiyet bu.

Bu mecburiyet farklı…

Söyleyin kabristan halkı

Nerede, nerede öksürürüm ızdıraplarımı!

 
Etiketler: YÜRÜDÜM,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
Haber Yazılımı