Yazı Detayı
16 Mayıs 2020 - Cumartesi 19:07
 
MU’YU YENİDEN DÜŞÜNMEK
Aycan Yıldız
yildizaycan1@gmail.com
 
 

‘’MU’nun masalına düşmek, ona inanmak, onu düşünmek’’

MU, Büyük Okyanus ve Pasifik Okyanusunda 14 bin yıl önce 65 milyon insan ile birlikte batarak yok olduğu ileri sürülen efsanevi bir kıtadır. Günümüz bilim dünyasında bu kıta sözde bilimsel bir iddia olarak kabul görülmüştür.

Birçok efsanede adı geçen MU kıtasının varlığı ile ilgili en inatçı ve ciddi araştırmayı yapan Ingiliz gezgin ve tarihçi James Churcward  MU ile ilgili 4 kitap yazmıştır.

James, ilk defa Tibet’te bir rahipten MU kıtasını duyar ve yaşamı boyunca Hindistan, Kamboçya, Çin ve Burma’da birçok kitap, tablet ve el yazmalarını inceler.

Troana adlı bir Maya kitabında da MU kıtası ve toplumundan söz edilmektedir.

MU,  her dönemde adı anılan bir efsaneden çok daha fazlasıydı.

İnsanoğlu merak edilenle arzu edileni daima tarihin derinliklerinde ve bilimin belki açıklayamadığı birçok konuda aradı.

Bu yüzden MU her toplumun kökenini dayandırdığı bir yer olmuştur.

Çünkü MU, toplumsal yapı ve düzeninin mükemmel toprağıydı.

MU toplumu, günümüz teknoloji ve yasalarının bile oluşturamadığı sosyal refah ve huzurun en zirvesindeydi.

MU kıtası ‘’mükemmelliğin kodlandığı’’ ideaların oluşturduğu bir ütopyaydı. Veya bundan fazlası…

Şimdi yine MU’nun masalına düştük. Kendi varlığımızdan etrafımızda oluşan herseyden ışık hızı ile kaçtığımız, daha fazlasına koştuğumuz bir kaosun tersdüze edilmiş noktasındayız.

Dünyanın artık eskisi gibi büyük olmadığı, ufak bir şeyin hepimizi ‘’bir dur bakalım!’’ engeline hapsettiği yerdeyiz. Bir sınırda! Kendi çizemediğimiz, yönetemediğiz ve karar veremediğimiz bir sınırda!

‘’Oysa insanların büyük bir bölümü, birçok güzelliği görmezdi. Büyük bölümü, birçok güzelliğe dokunamazdı. Onlar, birer uyurgezer gibi geçip giderlerdi yanından. Ya da , kafalarına taktıkları başka bir güzelliğin peşinden koşarken, onun uğruna birçok güzelliği de ayaklarının altına alıp hiç farkına varmadan ezerlerdi. Çünkü yüzyıllardır çözülemeyen acayip bir bilmeceydi insan. Derinlerden daha derin bir sırdı ya da karmaşık bir evrendi.’’(Hasan Ali Toptaş-Ben bir gürgen dalıyım)

Tarihte MU gibi binlerce efsane bulunmaktadır. Neticede tarih, tarih yazımı ve tarihçiler ellerinde keskin bir kılıçla gezerler. O kılıcın yanlış yerde sallanması toplumları, insanları etnik kökenleri birbirinden sadece ayırmakla kalmaz, basit bir gerçekle insanın hodbinliğini, gücünü diğerine karşı olan üstünlük savaşına çevirir. Yüzyıllarca bu savaş yazımda basit anlamda ve gerçekte inanılmaz acılar da yaşattı. Millet, ırk, renk ve belki en kötüsü dinler üzerinden bu kılıçlar hep sallandı ve sallanmaya da devam ediyor.

Zamanla MU gibi ütopik efsanelerin bağdaştırıldığı tehlikeli yaklaşımlarda oluştu. Bunlardan biri olan RESTOİZM,  yani dünyada teknoloji ve bilimin inanılmaz yüksek seviyelere ulaşıp bir anda her şeyin yerle bir olması ile ilkel yaşama dönme olayı diğer bir tabirle dünyanın sıfırlanması.

MU, yeniden kuruluyor gibi…

Dünya ilkel yaşama geri dönecek ve daha önce yapılamayan, kavuşulamayan mükemmel toplum için yeniden yasalar yazılıp, çizilecek.

Tekrardan başlayacağız sıfırdan ve belki orta yerlerde beğenmedik olmadı diyip yine ve yeniden MU’nun masalına düşeceğiz.

Oysa belki MU hiç var olmadı!  Bugün olduğu gibi 14 bin yıl önce de insanlık kendince halledemediği her sorunun çözümünü MU da aradı. MU bilinmeyenin fakat eşsiz mutluluğun, huzurun ve keşfedilmemiş her duygunun karşı konulmaz toprağıydı. Belki de MU, insanoğlunun kendi çabalarıyla ulaşamadığı ideaların sadece bir adıydı.’’

 Kim bilir MU’ların arkasına sığınmak yerine üzerimize yapıştırılan tüm o etiketlerden kurtulduğumuz vakit, evrenin birer parçası olabiliriz.

Ve belki gerçekten hissedebildiğimiz, duyabildiğimiz, görebildiğimiz ve en çok da sevebildiğimiz zaman!

 
Etiketler: MU’YU, YENİDEN, DÜŞÜNMEK,
Yorumlar
Haber Yazılımı