Yazı Detayı
12 Eylül 2020 - Cumartesi 13:23
 
GOFRET VE ÇERÇİ
Ronî War
 
 

Gözlerim çerçiye iliştiğinde kaymaklı gofret yeme isteğim baş göstermişti. Bir gün babamla şehre inmiştim, bana gofret almıştı. Ne kadar da lezzetliydi o kaymaklı gofretler. Geçenlerde yine babamla şehre inmiştik ancak bu kez babamın parası olmadığı için nefsime gem vurmayı başarmıştım.

Bir keresinde köye gelen şu çerçide de kaymaklı gofretlerin olduğunu görmüştüm. Babamın dediği gibi, “Nefsini özgür bırakırsan ya şeytan kapar ya da şeytanlaşırmış insan.”

Çerçi uzaktan görünüyordu. Tadı damağımda kalan, şehrin kaymaklı gofretlerinin çekiciliği yakamı bırakmıyordu bir türlü. Birden kafamda bir fikir beliriverdi ve koyunlarımın yönünü köye doğru çeviriverdim. Köye yaklaştığımızda koyunları saldım. Kestirmeden çerçinin geldiği yola indim.

Çerçi atın sırtında, yuları tutmuş, ıslık çala çala geliyordu. Ben ise Siyabendê Silîvî gibi yola kurulmuş pusuda bekler gibi bekliyorum. Bana iyice yaklaştığında ayaklandım birden. Çerçi atın yularını çekerek atı durdurdu. Beni baştan ayağa iyice bir süzdükten sonra,

 “Hayrola?” dedi.

“Gofret var mı dayı?” diye sordum.

“Var!”

“Kaymaklı mı?”

“Evet, kaymaklı gofretlerim var.”

“Bana bir kutu verir misin?”

Çerçi heybeleri karıştırarak, atın sırtından inmeden bir kutu gofret uzattı bana. Gofretleri adamın elinden aldıktan sonra başka bir fikir daha geldi aklıma.

“Dayı, peki sende tarak ve ayna da bulunur mu?”

“Tabii,” dedi çerçi, “ayna ve tarak da bulunur.”

Yine karıştırdı heybeleri, bir ayna buldu ancak tarak bulamadı. Ah şu daha fazla para kazanma hırsı yok mu? Müşterisini kaçırmak istemedi ki cebinden kendi tarağını çıkararak ayna ile birlikte uzattı bana. Bir çırpıda onları da aldım çerçinin elinden. Bir adım geriye giderek,

“Dayı bunları sevabına verir misin bana?” dedim.

Bunu söylerken içtenlikle söylemiştim.

Çerçi bunu duyunca gözlerini fal taşı açtı. Hemen bir ayağını tutarak attan inmeye yeltendi. O daha attan inmemişti ki ben ondan daha hızlı davrandım. “Tabanlara kuvvet,” diyerek var gücümle kaçmaya başladım.

 Arkamda, çerçinin şalvarının çıkardığı hışırtıyı duyabiliyordum. Bir bağırış, bir haykırış almış başını gidiyor. Kürtçe, Türkçe, Arapça ne kadar küfür biliyorsa hepsini saydırıyor arkamdan. Masallarda tasvir edilen korkunç bir dev gibi kovalıyor beni. On iki yaşındaydım ancak bacaklarım oldukça uzundu ve koşmak için hiç de fena sayılmazdım.

Yakalanmadan evvel şu kaymaklı gofretlerden tatmam gerekiyordu mutlaka.

Şalvarın çıkardığı sesten, çerçinin epey arkada kaldığını anlayabiliyordum. Şalvarın sesi kesilmişti. Arkama bakacak cesaretim yoktu. Neyse ki sesi de artık uzaktan geliyordu. Durup ardıma baktım. Evet, artık beni yakalayabilmesi mümkün değildi.

Köye değil dağa doğru kaçmıştım. Adamın görüş alanından çıktıktan sonra çalıların arasına karıştım. Çalıların arasına iyice gizlendikten sonra kaymaklı gofret kutusunun kapağını açtım.

Offf ki ne off! Aman Allah’ım! Allah’ım! Ne kadar da lezzetliydiler.

O canım gofretlerin muhteşem tadına varınca kendi kendime gülerek, “Vallahi de billahi de değdi be! Ne kadar lezzetli şeylermiş bunlar!” dedim.

Çalıların arasından baktığımda bizim köyden, benle yaşıt olan birkaç arkadaşımın az ileride koyunlarını otlattıklarını gördüm. Çerçiyi de görebiliyordum artık. Çerçi çocukları görünce hışımla onlara doğru ilerledi. Çalıların arasına sinmiş onları izliyordum. Tahminimde yanılmamıştım. Çerçi çocukların yanına varır varmaz onlara vurmaya ve ellerindeki şeyleri almaya başlamıştı. Zavallı çocukların hiçbir şeyden haberi yoktu tabii. Kısa bir süre sonra çerçi söylene söylene atına doğru gitti ve ben o gözden kayboluncaya kadar saklandığım yerden çıkmadım.

Daha sonra sırtımı koca bir ağaca yaslamış, lezzetli gofretleri büyük bir iştahla mideye indirirken sırtımda inanılmaz bir acıyla irkildim. Korkuyla ayağa fırlayarak arkama baktım. Şükürler olsun ki bana vuran çerçi değil, çerçinin gazabına uğrayan arkadaşlarımdan biriydi. Çerçi onun saatini aldığı için çok sinirlenmiş ve elindeki değnekle sırtıma vurmuştu. Ben ise hem suçlu hem güçlü, ona saldırmaya başladım. Neyse ki diğer çocuklar araya girip ayırdılar bizi.

Onlar da lezzetli gofretlerden yedikten sonra gülüşmeye başladık.

Gofretlerimizi yemiş, hep beraber köyün yolunu tutmuştuk ancak arkadaşlarımın ayna ve taraktan haberleri yoktu. Birbirimizden ayrıldıktan sonra tükürüğümle perçemimi iyice ıslattım. Aynayı yüzüme tutarak saçlarımı taradım.

 
Etiketler: GOFRET, VE, ÇERÇİ,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
Haber Yazılımı