Yazı Detayı
24 Mayıs 2020 - Pazar 21:05
 
ÇAV BELLA
Aycan Yıldız
yildizaycan1@gmail.com
 
 

Gurbette bir bayram sabahı…

Teknolojinin nimetine sığınarak anne-baba, arkadaş, dost, akraba arandı eller öpüldü dualar edildi, dualar alındı.

Sosyal medyalara bayram tebrikleri konuldu, gündemde neler var, kim nerde ne yapıyor nasıl muhteşem ve parlak mutluluk pozları vermiş araştırması yapıldıktan sonra kendi gerçeğine dönülüyor. Belki de hiç kimselere göstermediği gerçek yaşamına.

Bende herkes gibi rutinimi tamamladıktan sonra parmaklarım ve zihnim arasında bir münakaşa yaşadım. Parmaklarım her ne kadar ısrarla klavye tuşlarından uzaklaşmak istese Aziz SANCAR’ın;

‘’ Türkiye’deki günlük politik çekişmeleri takip edersem üzüntümden çalışamam.

Bu yüzden gençlere tavsiyem bu tür kavgalara girmeyin!

Bilim öğrenmeye çalışın, günlük dedikodularla, politikalarla uğraşmayın. Memlekete hizmet için, Avrupa ve ABD seviyesinde olmak için bilim lazım!! ‘’

Bediuzzaman Said-i Kurdî’nin siyaset ve politikadan uzak durmak adına 30 yıl boyunca eline tek bir gazeteyi almayışı beynimde dans etse de nafile...

Millet olarak politika, siyaset, fikirler ve din konusunda holiganlık tavırlarımızla bundan uzak durmamız imkansız. Psikolojik olarak acıdan, nefret söylemlerinden ve üstünlüğü bu kavramlar üzerinden yürütmekten bittabi zevk alıyoruz.

Tarihte bu ve bunun gibi binlerce olay yaşadık ve yaşamaya devam ediyoruz. Akl-î selim bir kültür anlayışına sahip olmak, değerlerine geçmişine saygı göstermek yerine nedir bu bitmek bilmeyen kinimiz!

Kim olursan ol rengin, bedenin, kimliğin, dinin ne olursa olsun seni sen yapan sadece ruhun ve içine doldurduğun değerlerin toplamı olan kalbin değil mi!

Bırak kim neyi yaşamak istiyorsa yaşasın bırak kim neye inanmak istiyorsa inansın.

Anayasanın 24. maddesi;

‘’ Herkes, vicdan, dini inanç ve kanaat hürriyetine sahiptir. Kimse, Devletin sosyal, ekonomik, siyasi veya hukuki temel düzenini kısmen de olsa, din kurallarına dayandırma veya siyasi veya kişisel çıkar yahut nüfuz sağlama amacıyla her ne suretle olursa olsun dini veya din duygularını yahut dince kutsal sayılan şeyleri istismar edemez ve kötüye kullanamaz’’.

 Bu kadar hassas bir mevzunun anayasayla koruma altına alınması yetmiyor, kişi kendi anayasasını kendi vicdanına da onaylatmalı!

Fikrimce ve göremediğimiz ciddi bir gerçekle devir değişti. Kavramlar üzerinden üstünlük meselesi başka bir boyuta ulaştı.

İnsanlar artık inandığı şeye inanmakla yetinmiyor bunu başkaları üzerinden hipnotize eder şekilde kabul ettirmeye çalışıyor. Bir şeye inanmak o yolda yaşamını idame ettirmek yetmiyor kendi inancının en doğru olduğuna inanıp buna herkesin inanmasını istiyor. (İnanç dediğimiz kavramı sadece din olarak algılamamak gerekiyor. Bu siyasi görüş, yaşam biçimi, cinsel kimlik ve cinsel tercihler vs)

Kişi müslüman anne-babadan doğabilir ama yaşamını ve inancını başka şekilde yaşamak isteyebilir bu tabii hakkı. Buna hiç kimsenin bir sözü olmadığı gibi inanmayan birinin müslümanlık inancına ve herhangi bir dini inanca hakaret saldırgan tavırları bana göre ciddi bir psikolojik ve hadsizlik problemidir.

Kişi veya gruplarca planlanan bu basit ve hadsiz provoke davranışlar onları yüceltmez tam aksi alçaltır.

Kapılara işaret koymak, kimliklere ayırt edici ibareler koymak, parmaklarla göstermek burun kıvırmak, ayırt etmek, ayrıştırmak ve ötekileştirmek ne kimsenin hakkı ne de haddi olamaz.

İnançlar, farklılıklar, milletler ve kültürler zenginlik kaynağıdır. Bu kaynağın kullanılması her insanın faydasınadır.

Üzerimizdeki çirkin nefis libaslarından kurtulmak temennisiyle inanan ve inanmayan herkesin bayramı kutlu olsun!

 

Aycan YILDIZ

İtalya

 
Etiketler: ÇAV, BELLA,
Yorumlar
Haber Yazılımı