Seyfeddin Acat


VERGİ KANUNLARI VE VERGİ İHTİLAFLARI

​​​​​​​Verginin konusu verginin kaynağının oluşturan her türlü ekonomik unsurlardan oluşmaktadır. Verginin konusu aslında soyut bir kavramdır hal böyle olunca vergi kanunları genelde vergi kavramların ne olduğunun üzerinde durmaktadır.


SEYFEDDİN ACAT

Mali Müşavir

sacatsmmm@hotmail.com

Verginin konusu verginin kaynağının oluşturan her türlü ekonomik unsurlardan oluşmaktadır. Verginin konusu aslında soyut bir kavramdır hal böyle olunca vergi kanunları genelde vergi kavramların ne olduğunun üzerinde durmaktadır. Vergi kanunlarında vergi, konusunu tam olarak tanımlamış değildirler. Her vergi kanunlarının giriş bölümleri veya ilk maddeleri genellikle vergi konusunun ne olduğunu belirtmiştir. Kısacası ‘’verginin kanuniliği ilkesi’’ gereği verginin konusunun tanımlanması bir zorunluluktur aksi takdirde verginin konulması, salıvermesi alınması mümkün değildir.

Ülkemizde birçok vergi kanunları mevcut olup; çoğu kanunların fazla detaylı ve karmaşık hatta okunması bile sevimsiz olması yanında bazen de farklı anlam ve yorumlar nedeniyle de vergi uyuşmazlıkların ortaya çıkması kaçınılmaz olmaktadır.

Vergi ihtilafların azaltılması için vergi kanunlarının uygulanmasına yönelik çalışmaların yapılması anlaşılabilir ve sade bir dille çevrilmesi bir zorunluluk haline gelmiştir. mevcut durumda kanunlarının daha anlaşılabilir olması açısından tebliğ, yönetmelik ve genelgeler gibi düzenlemeler yapılmaktadır. Ancak bu düzenlemeler de kanunları gölgesinde bırakmaktadır. Bu nedenle idare ile mükellef arasındaki ihtilaflar kaçınılmaz duruma gelmektedir. Örneğin; tarhiyat anından itibaren vergi alacağını takip etmesi mümkün (zorunluluk) iken  bu zorunluluğu dikkate almadan direkt ödeme emrinin düzenlemesinin yasal olmadığı gibi; işte burada tarh,tebliğ ve tahakkuk aşamalarından geçmeyen borcun kesinleşmesinden söz edilmeyecektir veya en azından ortada bir uyuşmazlık söz konusu doğmuş olacaktır.

Ülkemizde vergi uyuşmazlıkların çözümüne ilişkin ortalama üç yıl sürmektedir. Sürenin çok uzun bir zaman olması hem yargı yükünü artmakta hem de devlet alacağının geç tahsil edilmesine ve mükelleflerin dava sürecinin motivasyonun düşmesine neden olmaktadır.

Uyuşmazlıkların önüne geçmek yada bu uyuşmazlıkları en aza indirmek için devletin ihtilaflı olan vergi kanunlarını yargının teamülleri bırakması yerine daha yalın ve anlaşılabilir şekilde gerekli kanuni düzenlemeler yapılması gerekmektedir. Yargıya taşınan uyuşmazlıkların çoğu kanun boşlukları ve oluşan yargı içtihatlarıyla karar verildiğinden mükellef lehine sonuçlandığı düşüncesi yerleşmiş durumunda olduğundan vergi davalarının çoğununu mükellefler kazanıyor düşüncesi hakimdir.