Adnan Yalçın


İZMİR –MARDİN UÇAK SEFERLERİ VE HIZLI TREN 

Son zamanlarda yaz turizm sezonun açılmasıyla beraber bazı hava yolları şirketleri doğu seferlerini iptal etmeleri büyük tepki toplamalarına neden olmuştur.


     Özelikle Mardin –İzmir Seferinde gerçekleşen aktarmasız seferlerdeki iptal vatandaşılar bir hayli mağdur etmiş bulunmaktadır. Türkiye bulunduğu matematiksel konum itibarı ile doğu –batı arasındaki ulaşım otobüs ile çekilmeyecek derecede uzun ve aktarmalı uçuş yapamayacak kadar da pahalıdır. Hal böyleyken vatandaşlar yetkililerden bir çare bulmalarını istemektedir. Çünkü Mardin- İzmir seferlerine benzer seferler sadece bu iki ili birbirini bağlayan uçak seferler değil Bir nevi doğu bölgesindeki birkaç ili yine ege gölgesinden birkaç ili birbirine bağlayan uçak seferlerinden ibarettir. Hiç olmasa haftada birkaç uçak seferi düzenlenmesi bölge insanını rahatlatacaktır.  

     Her ne kadar sürdürülebilir bir çevre kavramı kullanılıyorsa da sürdürülebilir bir ulaşımda yeni bir kavram olarak kullanılabiliriz. Peki biz bu kavramın içini nasıl doldurabiliriz gelin birlikte bakalım. Sürdürülebilir bir ulaşım çevreye zarar vermeyecek yakıt kullanımı veya yakıtı olmayan, milli kaynakların tüketilmediği, çokça enflasyondan etkilenmediği, vatandaşın cebinden çokça harcama yaptırmadığı ve uçak seferleri gibi ikide bir iptal edilmediği bir ulaşım adını vermekteyim. Her ne kadar yeni bir kavram gibi anlatıyorsam da aslında bu ulaşım şekli çoktandır gelişmiş ülkelerde HIZLI TREN adında kullanılmaktadır.  1990 yılında hızlı treni ulaşım yolları arasında alan Almanya yılda ortalama 80-90 Milyon kişi tarafından tercih edilmektedir. Saatte 200 km/saat ve 250 km/saate ulaşan hızlı trenler Almanya gibi ülkelerin en güvenilir ve ucuz ulaşım araçlarıdır. Ülkemizde ise hızlı tren ancak 2009 yılında duyulurken yılda sadece 3 Milyon kişi tarafından kullanılmaktadır. Almanya gibi otomotiv sektöründe lider olan bir ülke hızlı treni neden tercih ediyor olması ayrıyeten düşündürücü bir durum. Çünkü Almanlar için kaynaklar ve milli sermaye önemlidir. Bir arabanın yakıtına, tekerleğine, parçasına tamirine para aktarmıyorlar. Çünkü onlarda tüketim üzerinden politikalar değil üretim üzerinden politika geliştirilmektedir. Bizler onların ürettiği arabalara, uçaklara, otobüslere zevkle binerken onlar ise bir lokomotifin arkasında elektrikle çalışan Hızlı Trene biniyorlar.

    Hal böyleyken bir uçak seferi iptal edilince tek alternatifimiz en doğusu ve en batısı arasında 1565 km olan bir ülkede 1 güne varan otobüs seferleri tek tercihimiz kalmaktadır. Enerji bağımlılığı az olan ülkeler bile Hızlı trene geçiş yaparken bizim ülke olarak enerji olarak dışa bağımlılığımız varken ve trafik sorunu yaşarken Hızlı Treni en önemli ulaşım politikaları haline almamız gerekiyor. Bulunduğumuz bu bayram arifesinde keşke daha hızlı trenlerimiz olsaydı da Trafik canavarı da daha az mesai yapsaydı.