Faruk Aktürk


BİR AY DOĞAR İLK AKŞMADAN GECEDEN HİKAYESİ

Eski dönemlerde yakılan türkülerin, hikâyelerin, ağıtların, şiirlerin, destanların, deyişlerin, yaşanmış birer gerçek hikâyeden alındığını görüyoruz.


Eski dönemlerde yakılan türkülerin, hikâyelerin, ağıtların, şiirlerin, destanların, deyişlerin, yaşanmış birer gerçek hikâyeden alındığını görüyoruz. Bu dönemdeki her eserin birer hayat hikâyesi birer gerçekliği bulunmaktadır. Eski tarihli eserlerin bazıları kayıt altına alınmamıştır. Kayıt altına alınmadıkları için birçok eser günümüze ulaşmamış ve yok olup gitmiştir. Kaybolan her eser beraberinde tarihin, hafızanın, kültürün, sanatın, kimliğin geçmişin yok olmasına neden olur. Seslendirilen eski türkülerde hayat tüm detayları ile karşımızdadır. Yakılan ağıtların hepsinde kendimizden olan acıları da bu ağıtlarda görmek mümkündür.  Okunan her şiir sanki bizi içine alarak yazılmıştır. Bu eserlerdeki kahramanlar gerçekçi ve yiğit kahramanladır. Bu eski tarihli eserlerde kişiler saf, temiz, gerçek, içten birer kişiliğe sahiptirler. Bu eserlerde kötülük çok uzaktadır. İyilik ise hikayenin içinde dolaşır. Tüm bu güzelliklerden dolayı her zaman geçmişe bir özlem ve hasret duyulmuştur. Belki de eski klasikleri daha çok beğeniyor olmamız ve büyük ilgi duymamız bu doğal gerçeklikten gelmektedir.  Bu haftaki yazımızda yaşanmış bir hayat hikâyesine sahip olan “Bir Ay Doğar İlk Akşamdan Geceden” türküsünü sizler için derledik.

Türkü hikâyesi şöyle başlar. Birbirini çok seven iki âşık genç vardır. Mayil adında bir genç, Gülizar adında bir genç kıza âşık olur. Mayil, kendi halinde yaşayan fakir bir gençtir. Gülizar ise zengin bir ağanın kızıdır. Mayil, ağanın kızı olan Gülizar’ı ister; fakat Gülizar’ı, Mayil’e vermezler. Mayil, kızın ailesi ve bir kısım köylü tarafından dışlanır. Hakir görülür. “Sen kimsin ki ağanın kızını istiyorsun?” Ağa, Mayil’e hiçbir zaman kızını vermeyeceğini söyler. Kızının onunla bir birliktelik yaşamalarına asla izin vermeyeceğini tekrarlar. Başka çare bulamayan iki genç anlaşarak kaçmaya karar verirler. Birlikte kaçıp evlenirler. Kaçma olayı hoş karşılanmadığı için kızın annesi ve babası artık kızları olan Gülizar ile konuşmazlar. Kızlarını dışlarlar ve ona küserler.

Mayil, artık sevdiği kızla evlenmiştir. Mayil eşi Gülizar ile yaşamlarına devam ederler. Mayil, av merakı olan bir kişiliği vardır. Mayil, arkadaşları ile birlikte sık sık ava çıkar. Günlerden birgün Mayil, 4-5 arkadaşları ile birlikte ava çıkar. Ava çıkıldığında avcılar ormanın çeşitli yerlerine dağılır. Her biri bir avın peşine düşer. Av bitiş saati bitiğinde herkes ortak bir alanda toplanır.  Mayil ve arkadaşlarının çıktığı av biter akşam karanlığı olur, ortak alana herkes toplanır fakat Mayil ortak buluştukları alana gelmemiştir. Arkadaşları belki eve erken dönmüştür diyerek köye dönerler. Köye geldiklerinde Gülizar’a Mayil’i sorarlar. Mayil Geldi mi? Gülizar hayır Mayil sizinle birlikte değil mi? Mayil’in av arkadaşları telaşlanırlar. Ormana geri dönerler, ava çıktıkları yerlerde Mayil’i aramaya koyulurlar. Her yeri dikkatli bir şekilde ararlar. Ararlarken Mayil’in cesedini bulurlar. Bu durumu Gülizar’a anlatmakta zorlanan Mayil’in arkadaşları, Gülizar’ı alıp Mayil’in cesedinin olduğu yere götürürler. Gülizar, Mayil’in cesedini görünce hayatı başına yıkılır. Mayil’in öldüğüne inanmaz ve başına oturur ağıt yakar. Bu ağıt zamanla türkü şeklinde okunmaya başlanır. Bu olay Malatya Arguvan yöresinde geçmiş bir hikâyedir. Bu ağıt türkü olarak birçok sanatçı tarafından seslendirilmiştir. Türkü, sanatçı Cengiz Özkan, Grup Abdal, İlkay Akkaya, Mustafa Özarslan tarafından seslendirilmiştir. Film müziği olarak da kullanılmıştır. Türkünün sözleri Hasan Durağ’a aittir. Müziği anonim olarak geçmektedir.

Bir ay doğar

Bir ay doğar ilk akşamdan geceden
Neydem neydem geceden 
Şavkı vurur pencereden bacadan
Dağlar kışımış yolcum üşümüş nasıl edem ben


 Uykusuzmu kaldın dünkü geceden

 Neydem neydem geceden 
Uyan uyan yar sinene sar beni
Dağlar kışımış yolcum üşümüş nasıl edem ben
Dağlar harami açma yarami perişanım ben

 

Yüce dağ başından aşırdın beni
Neydem neydem yar beni
Tükenmez dertlere düşürdün beni
Dağlar kışımış yolcum üşümüş nasıl edem ben
Madem soysuz göynün bende yoğudu
 Neydem neydem yoğudu


 Niye doğru yoldan şaşırdın beni
 Dağlar kışımış yolcum üşümüş nasıl edem ben
Dağlar harami açma yarami nasıl edem ben

Aşağıdan gelir eli boş değil
Neydem neydem boş değil
Söylerim söylerim göynüm hoş değil


Dağlar kışımış yolcum üşümüş nasıl edem ben
Bir güzeli bir çirkine vermişler
 Neydem neydem vermişler
 Baş yastığı kendisine eş değil
 Dağlar kışımış yolcum üşümüş nasıl edem ben
 Dağlar harami açma yarami nasıl edem ben