Haber Detayı
02 Şubat 2021 - Salı 17:42
 
YÖNETMEN BİLAL KORKUT İLE RÖPORTAJ “HENÜZ YOLUN ÇOK BAŞINDAYIM.”
Yaptığı işleri bir yaşam biçimine çeviren; bunu sevgiyle yoğuran, Yönetmen Bilal Korkut ile sanat hayatı ve gelecek planları hakkında bir röportaj yaptık. Yönetmen Bilal Korkut için; eskilerin deyimiyle, zar atıyorum (izninizle). Yani, dikkat çeken sanatsal çalışmalarıyla; başarı merdivenlerini adım adım çıkan sevgili Bilal Korkut; yakın bir gelecekte, kalıcı çalışmalara imza atacaktır. Yolu açık olsun.
kültür Haberi
YÖNETMEN BİLAL KORKUT İLE RÖPORTAJ “HENÜZ YOLUN ÇOK BAŞINDAYIM.”

Hazırlayan: Metin Aydın

biblohayat@hotmail.com

 

 

-“Ez Tusubasa Me (Ben Tsubasayım)” isimli kısa filminden başlayalım: Tsubasa sen misin?

Ben Tsubasayım’daki ben, ben değilim ama Tsubasa olabilirim! Filmde betimlendiği gibi gerçekleşmeyecek hayaller peşinde koşan biriyse Tsubasa, evet onun ta kendisiyim.

 

-Sanatsal çalışmalarını (yönetmenlik serüvenini) anlatır mısın?

Tiyatro hayranıydım -hâlâ da öyle-  sanatla dirsek temasımı da üretmek/paylaşmak anlamında tiyatro ile sağlıyordum. En son hem çocuklarla hem de çocuklar için iki farklı Pîrê û Rovî (Nine ve Tilki) oyununu yaptım. Oyunların bir yerlerde sergilenmesini sağlamak çok yorucu ve yıpratıcıydı. Sonra yakın bir arkadaşım beni sinema yapmaya ikna etti. O zaman baştan almalıyım dedim ve üniversite sınavına hazırlanıp Mimar Sinan’da Sinemaya okumaya gittim. Gitmeden önce de elimde bir işim olsun deyip “Ben Tsubasayım” filmini yaptım. Okuldan aldığım en iyi ders bu işi yaptıkça öğreneceğim oldu ve ortalama yılda bir kısa film yaparak bu öğrenme sürecini sürdürüyorum.

 

-Neden özellikle kısa filmler çekiyorsun?

Çok zor bir soru. Zorluğu sorunun çok boyutluluğundan, teknik olarak şimdilik maddi ve manevi gücüm buna yettiği için ama uzun filme giden bir basamak olarak kısa filmi tercih etmediğimin altını çizmek istiyorum. Çünkü kısa film uzun metraj filmden çok daha zor; tiyatrodan kesinlikle daha kolay. Tiyatro yapamadığım için kısa film yapıyorum.

 

-Siyasetin iliklerimize kadar işlediği bu coğrafyada sinemayı sana sevdiren neydi?

Sinema ile coğrafyaları aşmak çok rahat; altyazı ile dil bariyerini aşabiliyor… Kendi dilimle anlattığım hikayenin yedi düvelde dolaşması beni mutlu ediyor. Siyasetin iliklerimize kadar işlenmesi bana çok doğal geliyor. Bunun sinemamın politik olması ya da olmaması ile bir ilgisi olmamalı, daha doğrusu, bu ilişkiyi önemsememeliyiz. Dünyada her şey her zaman politiktir ama bazı coğrafyalarda nedense bu durum didik didik edilerek, politik olanda anlam kaybına uğratılmış oluyor. Yaptığım iş değerlendirilmeden bir siyasi parti ya da oluşumla etiketlenerek boşa çıkartılmış olunuyor. Politik demek sadece bir siyasi bir partiye yakınlık demek değil ki. Ben hiçbir siyasi partiye ya da oluşuma hizmet etmeden de politik olabilirim. Çünkü “kişisel olan politiktir.” Ve benim bütün işlerim birinci dereceden kendimle ilgili. Kendimi ifade etmeyi, ifade ederken de daha iyi anlamamı sağladığı için sinemayı seviyorum.

-Yönetmenliğini yaptığın filmlerde öne çıkan temalar nelerdir?

Dört kısa filmim var… Ortak bir temaları yok gibiya da ben göremiyorum. Aklımdaki bazı sorulara cevap bulmak için ortaya çıkmış olmaları bir tema değilse de ortak kaderleri... Bu dağda nasıl top oynuyorlar (Ben Tsubasayım), Aç kalmamak için mi militarizmle iş birliği yapılır (Ekmeğimi Kazanırken), Bir tiyatroyu bir kişi tek başına taşıyabilir mi (Akademi İçin İki Rapor), kendimizi ve çocuklarımızı telefon bağımlılığından nasıl kurtarabiliriz (Nasıl Yapmalı)? Bu soruların cevabına eriştim mi film yapınca? Elbette hayır, ama sormaya ve film yapmaya devam edeceğim.

 

-Filmlerini nasıl bir yere koyuyorsun?

Henüz yolun çok başındayım… Film yapmaya devam edersem; günün birinde belki yaptıklarımı bir yerlere koyan birileri olur ama kesinlikle ben filmlerimi bir yere koyamayacağım çünkü buna ben karar veremem. Bana göre sanatçı yaptığı işten yapana kadar sorumlu, iş ortaya çıktıktan sonra nereye gideceği,  nerede duracağı, nereye konulacağı, nasıl görüleceği sanatçıyı çok da bağlamamalı...

 

-Kısa filmler yapan biri olarak; kadimliğiyle namdar Mardin’in, uzun metrajlı filmini çekmek gibi bir düşüncen var mı?

Mardin çok sinematografik bir şehir, doğal bir plato. Buraya dair aklımdan geçen çok hikaye var… Bu hikayeleri günün birinde sinemaya nasıl aktaracağımı öğrenebilirsem mutlaka yapacağım.

 

-Kürtçe üretmeyen/yazmayan sanatçı ve yazarların gırla olduğu bu topraklarda; anadilin (Kürtçe) ile sanatsal çalışmalar yapmadaki ısrarın neden?

Çünkü benim anadilim.Evet, aslında cevap bu kadar yalın ama bu sorunun sürekli karşımıza çıkması bile ısrarımızın neye karşılık geldiğini bir nebze de olsa gösteriyor. Çünkü bu soru zehirli ok! Keşke filmlerimin dilinin Kürtçe oluşu sıradan bir olay olsaydı. O zaman Kürtçe de ısrar anlamsız bir şey olurdu ama maalesef öyle değil. Hepimizin gözü önünde bir dil kan kaybediyor. Yaptığımla bu kanı durduramayacağımın farkındayım; yine de yapmak ve bunu normalleştirmek için çaba sarfediyorum. Ben bir İngiliz olsaydım, kimse bana neden filmlerinin dili İngilizce diye sormazdı. Çok absürt bir soru olurdu. Kürde sorunca yerli yerinde duruyormuş gibi gözüken bu soru ve benzerlerinden kurtulmak ısrarımın temel sebebi olabilir. Bir gün bir Türk yönetmene filmlerinizin dili neden Türkçe diye sormalıyız? Cevabını çok merak ediyorum.

 

-Filmlerin çekimi ve izleyicilerle buluşma aşamalarında karşılaştığın sorunlar nelerdir?

Çekerken pek sorun yaşadığım söylenemez, başka bir iş yaparak geçimimi sağladığım için yaptığım filmlerden gelir etme gibi bir derdim yok ama sadece bu işi yapan arkadaşlarımın en azından sonraki filmlerini yapabilmeleri için filmden gelecek paraya ihtiyaçları var. Maalesef öyle bir sektörümüz yok, dağıtım ağımız yok, filmleri gösterecek sinema salonlarımız yok, filmimizi satın alacak televizyon kanalları ise yeni yeni olmaya başlıyor. Birkaç festival dışında filmimizi insanlara ulaştırmamız çok zor. Ben ilk filmim nasıl dönütler alacak diye çok merak ettiğim için birçok festivale gönderdim. Ödüllerle döndüğü de oldu. Sonraki filmlerimi direkt Youtube’a yükledim. Festivalden ödülle dönmeyince insanlar pek ciddiye almıyorlar sanırım, çünkü Youtube’da az izleniyorlar. Az izlenmelerinin beni etkilememesini çok isterdim ama sanırım henüz o derecede sanatçı değilim. Sayıların umurumda olmayacağı günleri iple çekiyorum.

 

-Yazarlarla yaptığın söyleşiler ve gezi videoların hakkında neler söylemek istersin?

Kürtçeyi edebiyat dili olarak tercih etmiş yazarlara hep hayranlık duymuşumdur. Onlarla yaptığım söyleşilerde bu hayranlığın bir sonucu öncelikle. Kişisel olarak motivasyonlarını ve motivasyon kaynaklarını hep merak ediyordum, etmeye de devam ediyorum. Jûra Kitêban (Yazar Odası) programıyla, yaşayan ve Kürtçe yazan yazarların odası üzerinden hayat hikayelerini öğrenmeye çalıştığımız bir programdı. İlkini Kawa Nemir ile yapmıştık, ikinci sırada Berken Bereh vardı, hazırlıklarımızı yapmış bazı bölümleri de çekmiştik. Pandemi birçok iş gibi buna da köstek oldu. Kürt edebiyatına gönül vermiş insanlar hayattayken tanıyıp tanıtmayı çok istiyorum ama bu işler birkaç kişi ile olacak işler değil. İyi bir ekibin yanı sıra bu ekibe destek olacak kişi/kurum/kuruluşlar olmalı. Televizyon ekranlarımızda bize ilham verecek yazarlarımızın, şairlerimizin yer alması herkes tarafından önemsenmeli. Biz kendi açımızdan elimizden geleni yapamaya devam edeceğiz ama bu çok yetersiz, çok daha fazlası gerek.

Gezi programı annemin benim için öngördüğü yaşam mottosuydu. Her zaman yer yerde,“Ji xwe re rûne” (Otur oturduğun yerde) derdi. Çocukluğumdan beri çok aktif biriydim annemin amacı beni biraz pasifleştirmekti. Bu sözü milyon kere duymuştum. Gezi programıma da çok yakışacağını düşündüm. “Likya Yolu’ günlükleri gibi başladı, daha sonra sevdiğim yerleri kendi tecrübem ve yaşam pratiğimle harmanlayarak sunduğum bir gezi programına dönüştü… Aşırı keyifli, bu program için çalışmak ve devam etmek istiyorum. Olur da pandemi azalır, ortadan kalkarsa, bu yaz Santiago De Compostela yolunu 30 gün yürüyüp program için çekmek niyetindeyiz.

 

-Eğitimci kimliğin üzerinden bir sormak istiyorum: Öğrenciler için sanat eğitimi (özellikle sinemada) nasıl olmalıdır?

Sanata ayırdığımız zaman çok kısıtlı öncelikle bunu artırmak gerekiyor. Teori ile pratiğin birlikte yol alması gerektiğini düşünüyorum. Teorisiz pratik, pratiksiz teori çoğu zaman tıkanabiliyor. Bir senaryo atölyesi açmıştım, orada fark ettim ki temel düzeyde bile bir şeyler çalışınca muazzam işler ortaya çıkabiliyor. Cevher var, doğru işlemek gerektiği kanaatindeyim.

 

-Pandemi vb. felaketlerle giderek çekilmez hal alan dünyamızı bir sanatçı olarak nasıl görüyorsun?

İyimser olmayı çok isterdim. Ortaya çıkan tablonun bir sonuç olduğunu belirtmeliyim. Dünya kaynaklarının hunharca harcanmasının sonucu. Her şeyi baştan ele alıp kendimize çeki düzen vermezsek daha kötü sonuçlara hazırlık yapmalıyız. Çok bulanık konuştuğumun farkındayım. Daha kişisel bir yerden ele alırsam doğaya, evrene duyduğum saygıyı artırmak dışında yapabileceğim başka bir pratik yok.

 

-Sinemada gelecek planların nelerdir?

“Birahane”, adında uzun metraj bir film çekmenin planlarını yapıyorum. Sanırım film yapmaya devam edeceğim...

 

-Son olarak neler söylemek istersin? Teşekkürler Bilal Korkut.

Sanırım youtube kanalımıza değinmesem olmaz. “Çil film” diye bir Youtube kanalımız var.Youtube aracılığıyla daha kısa sürede daha çok insana ulaşmak çok kolay. Yaptıklarımızı beğenip destek olmak isteyenlere sizin aracılığınızla kanalımızı duyurmuş olalım, buraya da link bırakalım: https://www.youtube.com/channel/UCUVlXB70uB1Oesw3bwjgfIg

Ve çok teşekkür ediyorum bu söyleşi için Metin Hocam.

 

BİLAL KORKUT KİMDİR?

1987 Mardin doğumlu. Dicle Üniversitesi Türkçe Öğretmenliği bölümünden 2009 yılında mezun oldu. 2015’te Artuklu Üniversitesi Kürdoloji Enstitüsü’nde yüksek lisans yaptı. Uzunca bir süre tiyatro ile uğraştıktan sonra 2016 yılında ‘’Ben Tsubasayım’’ adıyla yaptığı ilk filmi ulusal ve uluslararası birçok ödüle değer görüldü. Aynı yıl Mimar Sinan Üniversitesinde Sinema televizyon bölümüne yerleşti, iki yıl dersleri düzensiz takip ettikten sonra bıraktı. Şu an Artuklu Üniversitesinde İletişim Tasarımında yüksek lisans yaparken Youtube’da yayın yapan “Çil Film” için edebiyat ve gezi programlarından oluşan içerikler üretmektedir.

 

Kaynak: Editör:
Etiketler: YÖNETMEN, BİLAL, KORKUT, İLE, RÖPORTAJ, “HENÜZ, YOLUN, ÇOK, BAŞINDAYIM.”,
Yorumlar
Haber Yazılımı