Haber Detayı
22 Ekim 2020 - Perşembe 16:12
 
MİLLÎ MÜCADELEDE MARDİN’İN KAHRAMANLIK ÖYKÜSÜ
Milli mücadele savaşında Mardin halkının cephedeki askerlere verdiği destek ile bu onurlu mücadelede önemli katkıları oldu. Bir taraftan çadır, giyecek, ayakkabı, kap-kacak ve zahire gibi ürünleri orduya bağışlayan Mardin halkı bir taraftan da Mardin’in Savur halkı bir ilk olarak, satın aldığı ve “SAVUR” adını verdiği YUNKERS tipi bir savaş uçağını Türk ordusuna bağışlamanın gururunu yaşadı. Mardinli Süryani hanımlar İSE, patriğin D.Bakır’da bir kilisede açtığı dikimevinde orduya elbise dikerek savaşa destek vererek örnek bir davranış sergilediler.
KÜLTÜR Haberi
MİLLÎ MÜCADELEDE MARDİN’İN KAHRAMANLIK ÖYKÜSÜ

 

 

Mardinliler  çadır ayakkabı, Savur Halkı Uçak, Süryani kadınlar askere elbise dikerek destek verdi.

 

Maddi manevi destek yanı sıra 18-50 yaş Mardinlilerin de mülli mücadelede Çanakkale’de Sakarya’da Conkbayır’da düşmana karşı kahramanca savaşarak, bu topraklarda şehit düşmüşlerdir.

Sakarya savaşından önce çıkarılan Tekalif-i Milliye Kanunu gereğince Mardin halkının güç koşullara rağmen çadır, giyecek, ayakkabı, kap-kacak ve zahire gibi ürünleri orduya bağışlayarak savaşa destek verdiği arşiv kayıtlarından anlaşılmaktadır.

Savur Halkı Uçak,Süryani kadınlar askere elbise dikerek destek verdi.

Bu konuda Süryanilerde hassas davranmış,Patrik III.İlyas 1825’te Güneydoğuya ilk matbaayı getiren cemaat olarak,bu vasıtayla gerekli emir ve dokümanları yayımlarken,Süryani hanımlar patriğin D.Bakır’da bir kilisede açtığı dikimevinde orduya elbise dikerek savaşa destek vermişlerdir.Ayrıca, Mardin’in Savur halkı bir ilk olarak, satın aldığı ve “SAVUR” adını verdiği YUNKERS tipi bir savaş uçağını orduya bağışlamıştır.

 

 M. Kemal ATATÜRK’ ün Mardin’ i ziyaretleri

M. Kemal’in Mardini ilk ziyareti 13 Mart 1916 günü gerçekleşmiştir. Karargâhı Diyarbakır’da bulunan 16 ncı Kolordu Komutanlığına atanan M. Kemal maiyeti ile birlikte trenle Pozantı’ dan Resulayn’ a (Ceylanpınar) oradan da otomobille 13 Mart1916 günü saat 15.00 civarında MARDİN’ e gelmiştir. Mardin’de kaldığı gece, 1 Nisan 1916 tarihinden geçerli olmak üzere albaylıktan “mirliva”lığa (General) terfisi ile ilgili, telgrafla gönderilen sevindirici haberi şehrimizde almıştır.Bu gelişme Mardin ve Mardinlilere karşı özel bir ilgi duymasına neden olmuş,diğer taraftan Mardinlilerce de övünç verici bir olay sayılmıştır.

M. Kemal ertesi gün sabah 07.30 ‘da karargahı ile birlikte otomobille 16 ncı Kolordu’ya komutanlık etmek üzere Diyarbakır’a hareket etmiştir.

Mardin yolları Atatürk genişletti

Metropolit Hanna Dolapönü “Tarihte Mardin” isimli kitabında M. Kemal’in şehre girişinde yolun bozuk ve dar olmasından dolayı, imkânlarını aştığı için genişletilemediğinden bahseden zamanın Belediye Reisi Kömürcü Hıdır Çelebi’nin yanında maiyetine emir vererek yolun genişletilmesini sağlamak için 200 kişilik bir istihkâm birliği görevlendirdiği ifade edilmektedir. Bu olay Mardin’in imarı ile ilgili ilk girişimin M. Kemal’in emriyle yapıldığını ortaya koymaktadır.

Atatürk Belediye Reisi Kömürcü Hıdır Çelebi tarafından evinde misafir edilmiş

M. Kemal ATATÜRK ‘ün Mardin’e ikinci gelişi ise; 2 nci ordu k.lığına vekalet emrinin alınmasından hemen sonra 1917 yılının ŞUBAT ayı içerisindedir.(Tahminen 10 Şubat) Bu gelişinden amaç bağlı olduğu Doğu cephesi Komutanı Muşir (Mereşal) Ahmet İzzet Paşa’nın Mardin’deki Alman Karargahını ziyaret etme isteğidir. Ahmet İzzet Paşa ile M. Kemal Paşanın Alman Subayları ile çektirdiği fotoğraf bu ziyaretin kanıtı olarak önem arz etmektedir.  Bu ziyaret şehirdeki eski tarihi eserlerin görülmesi ve Mardin çarşısından alış veriş yapılmasından sonra aynı gün Diyarbakır’a avdet ile sonuçlanmıştır. . Muşir Ahmet İzzet Paşa ve Mustafa Kemal Paşa Mardin’ deki Alman Karargâhında görevli Alman subaylarıyla birlikte (Şubat 1917)

M. Kemal ATATÜRK ‘ ün bilinen bu iki ziyaretin dışında Mardin’e 1917 yılının Mart ayının sonuna doğru bir defa daha geldiği anlaşılmaktadır. Bu gelişinin büyük ihtimalle Suriye’deki 7 nci Ordu K.lığına atanması ve bu göreve başlamak için Halep’e gitme amacına yönelik olduğu değerlendirilmektedir. M. Kemal 6 kişilik karargâhıyla birlikte otomobille Diyarbakır’dan Mardin’e intikal etmiş, Belediye Reisi Kömürcü Hıdır Çelebi tarafından evinde misafir edilmiş, gece Mardin’in ileri gelenleri ile birlikte olduğu yemekte ülkenin sorunları ve hareket tarzları tartışılmıştır.

M. Kemal ertesi gün erken saatlerde otomobille Derbesiye (Şenyurt) istasyonuna buradan da demiryolu ile batıya doğru hareket etmiştir. Bu ziyareti esnasında kendisine Mardin eşrafından Hacı A. Rahman Kavvas tarafından sansar bir kürk hediye edildiği, bunun da halen Konya’daki ATATÜRK müzesinde sergilendiği bilinmektedir.

 

3. Erzurum ve Sivas Kongrelerinde Mardin

 

23 Temmuz 1919’da toplanan Erzurum kongresinde Mardin’i Necip Bey (Güven) ile eşraftan tüccar Ali Efendinin temsil etmek üzere seçildiği, bu iki delegenin Erzurum’a gidip kongre öncesi bizzat M. Kemal’ den Mardin’in itilaf devletleri tarafından işgaline karşı toplu direniş ve kararlılık gösterilmesi konusunda direktif aldıkları, ancak kongreye katılmadan geri döndüklerine ilişkin bilgilerin yanı sıra,Diyarbakır vilayeti içinde yer alan bu ekibin diğer delegeler ile birlikte vali izin vermediği için kongreye katılamadıkları da değişik kaynaklarca ifade edilmektedir.Ancak bir çok kaynak Mardin delegelerinin Erzurum’da M. Kemal Paşa ile görüştüklerini teyit etmektedir.(3)

Sivas Kongresi

 

Sivas kongresinde ise Mardin temsil edilmemiştir. Diyarbakır’daki 13 ncü Kolordu Kurmay Başkanı Halid Bey’in imzası ile M. Kemal Paşa’ya gönderilen bir telgrafta, Mardin mutasarrıflığı yönetici ve eşrafının Sivas Kongresine katılım kararı aldığı bildirilmektedir.Katılımın neden gerçekleşmediği konusunda herhangi bir bilgiye ulaşılamamıştır.

 

4. Mardin’de Milli Mücadele Sırasında Askeri Yapı(1919-1921)

 

Diyarbakır’daki 16 ncı Kolordu karargahının Silvan’a taşınması ve 7-8 Ağustos 1916’da M. Kemal Paşa’nın komutasındaki bu birliğin Rusları yenerek Muş ve Bitlisi düşmandan kurtarmasından sonra, Irak cephesinde görevini tamamlayan 13 ncü Kolordu Musul’dan Diyarbakır’a intikal etmişti.Bu Kolorduya Irak cephesinde iken komutanı olan Ali İhsan (Sabis) Paşa’dan sonra miralay (Albay) Ahmet Cevdet vekalet etmekteydi.

5. nci Tümeni Mardin’de

13 ncü kolordunun Kaymakam(yarbay) Mehmet Kenan komutasındaki 5 nci Tümeninin karargahı ve bazı birlikleri Mardin merkezinde, 6 ncı alayı Savur’da, 24 ncü Alayı ise Nusaybin’ de konuşlu idi. Personel sayısı olarak yetersiz olan bu birliklerin görevi daha çok asayişi sağlamaktı.

Atatürk Nutuk’ta milli mücadelenin başlangıcındaki kuvvet yapısını anlatırken bu konuda; “Diyarbakır bölgesinde bulunan 2 tümenli 13 ncü kolordu müstakildi. İstanbul’a bağlı bulunuyordu.2nci Tümeni Siirt’te, 5nci Tümeni Mardin’de idi. 3 Temmuz 1919’da 13 ncü kolordu Kurmay Başkanı Halid Bey’e Mardin tren istasyonunun sıkı kontrol altında tutulması talimatını verdim” şeklinde açıklama yapmıştır.

 

Mardin’in İtilaf Devletleri Tarafından İşgal Girişimleri ve Mardin Halkının

 

Osmanlı imparatorluğunun, 1 nci Dünya Harbi sonrasında 30 Ekim 1918’de itilaf devletleri ile imzaladığı MONDROS ateşkes anlaşması gereğince Anadolu’ nun güney kesimi başlangıçta İngilizlere bırakılmış ve Urfa, Antep, Maraş ve civarı Şubat-Mart 1919 aylarında İngilizler tarafından peş peşe işgal edilmişti.

Ancak İngiltere petrol kaynaklarını ele geçirmek ve Irak üzerindeki emellerini gerçekleştirmek amacıyla, bölgenin paylaşımını gözden geçirmeyi Fransa’ya önermiş ve uzun görüşmeler sonunda 15 Eylül 1919’ da Paris’te imzaladığı 5 maddelik “Suriye itilafnamesi” ile İngiltere, Güney Anadolu ve Suriye’yi Fransızlara terk ederek, Irak ve Filistin’e tam olarak yerleşmeyi başarmıştı.

Mardin bir yandan tarihi önemi, Mezopotamya’ya hâkimiyeti ve demiryolu şebekesinin varlığından kaynaklanan coğrafi değeri, diğer yandan bünyesinde çeşitli unsurları bulundurması nedeniyle de siyasi ve stratejik ağırlığı dikkate alınarak önce İngilizler, sonrada Fransızlar tarafından işgal edilmek istenmiştir.

 

 

Mardin’in işgali girişimleriyle ilgili sözlü-birbirine aktarmalı derlemelere dayalı olan mevcut sınırlı dokümanlar incelendiğinde, bu konudaki bazı bilgilerin özellikle tarihlerin çelişkili olabileceğini düşünerek daha ayrıntılı ve gerçekçi bilgilere ulaşabilmek ümidiyle Genel Kurmay Askeri Tarih ve Stratejik Etüt Başkanlığı (ATESE) arşivi ile MSB’ lığı arşivinde Osmanlıca belgelere dayalı bir araştırma yapmanın uygun olacağını değerlendirdim.Bu kaynakların incelenmesinden ulaşılan sonuçlar aşağıda sunulmuştur.

 

İngiliz İşgal Teşebbüsleri (22 Mart-26 Mayıs 1919)

 

Urfa ,Antep ve Maraş’ın 1919 yılının Şubat ve Mart ayları içerisinde İngilizler tarafından işgal edilmesi ile birlikte sıra kendilerine geliyor düşüncesiyle Mardin halkı tedirgin olmuş, Mardin ve havalisinden sorumlu ve Mardin’de konuşlu bulunan 5 nci Tümen Kumandanı Yarbay Kenan bey (Paşa)’in de katkılarıyla işgale karşı koymak için Mardin eşrafından millizade Eyüp bey (önen) liderliğinde, mayıs 1919’dan itibaren mahalli milli bir kuvvet oluşturulmasına başlanmıştır.Diğer taraftan yöneticiler ve şehrin ileri gelenleri işgale engel olmak amacıyla sürekli arayış içinde,halkı direnç göstermek için yönlendirmeyi de ihmal etmemiştir.

Mardinliler İngilizlere karşı Ayaklandı

Aslında İngiltere’ nin temel amacı, Doğu ve Güneydoğu Anadolu ile Musulu’ da içine alacak şekilde kendisine bağımlı Kürt Devleti kurmak ve bununla da Musul petrol havzası ile Basra körfezi ve oradan da Hindistan’a uzanan, kendisi için hayati öneme haiz stratejik istikameti kuzeyden korumaktı.

İngilizler bu maksatla; bir taraftan Mardin’i kendilerine bağlamak, diğer taraftan bölgedeki kürt vatandaşlarımızı Osmanlı idaresine karşı ayaklandırarak emellerine ulaşmak maksadıyla “Kürt Lawrence” si olarak kabul edilen ve bölgenin siyasi sorumluluğunu da yürüten Binbaşı Novil (Nowill)’i Mardin, Diyarbakır, Elazığ,Siverek ve Musul bölgesinde görevlendirmiştir.

Binbaşı Novil’ in; belgelerin incelenmesinden bu bölgede yaklaşık 6-7 ay propaganda faaliyetlerinde bulunduğu ve bu süre zarfında Mardin Mutasarrıflığı ve bağlı kasabalarına 3 defa geldiği anlaşılmaktadır.

 

Novil’ in ilk gelişi 23 veya 24 Mart 1919(1335) tarihine rastlamaktadır. Novil bir İngiliz treni ile beraberinde ayrıca iki Subay, birkaç Hint askeri ve bir telsiz istasyonu ile Mardin tren istasyonuna inmiş,Mardin ve civarında ahali ile pek görüşmeden uzun süreli keşif ve inceleme faaliyetinde bulunmuş,ayrıca trenle Mardin Diyarbakır arasındaki İzzet paşa istasyonunu ve bölgesini ziyaret etmiştir.(5)

Mardin’deki 5 nci Fırka (Tümen) Kumandanlığından aldığı bu bilgiyi Harbiye Nezaretine 9 Nisan 1919 günü, Hareket 1421 numaralı Şifreli telgraf ile bildiren Diyarbakır’daki Kolordu Kumandan Vekili Ahmet Cevdet Bey bu telgrafında ayrıca, İngiliz heyetinin geceleri istasyondaki trende yattıklarını, beraberlerinde getirdikleri bir sandık ilacı Mardin’deki Amerikan Hastanesi Müdürü Mr.Davli’ye verdiklerini, 8 Nisan günü de trenle Mardin’den Halep’e döndüklerini bildirmektedir. (6)

 

Nuvil iki hafta sonra 21 Nisan 1919’da Mardin’e ikinci gelişinde, Mardin eşrafını toplayarak Mardin’in savaşsız İngiliz idaresine teslim edilmesini talep etmiştir. Ancak Mardin eşrafı ve halkı buna şiddetle tepki göstererek şehri İngilizlere karşı kanlarının son damlasına kadar savunacaklarını kesin ifadelerle bildirmiş ve şehri terk etmesini istemiştir.

 

13 ncü Kolordu Kumandanı, EK-A’ da Osmanlıca belgesini sunduğum bu durumu 27-28 Nisan 1919 tarihinde (Harekat 14604 numaralı) Harbiye Nezaretine gönderdiği şifresi ile ve özetle şu şekilde belirtmektedir.

 

“Mardin eşrafı Binbaşıya ve maiyetine yüz vermemiştir.Binbaşı efkarın İngilizlere mütemayil olmadığına kanaat getirmiştir…..Mardin’de propaganda yapmak istemiş ise de kimse iltifat etmemiştir” şeklinde belirtmiş ve Nuvil’in maceraperest olduğunu vurgulayarak,Mardin’i zorla işgal etmek için Hükümetinden asker talep edebileceği yorumunu yapmıştır.(7)

Nuvil, heyetinin bir kısmını Mardin’de bırakarak bir hafta sonra tekrar döneceğini belirtmiş ve yanına tercümanı Faik’i alarak 29 Nisan günü trenle Halep’e hareket etmiştir.

Aşiretler İngilizleri Reddetti

Belgelere göre(11 Mayıs 1919 tarih ve 15057 numaralı telgraf) Nuvil’ in Mardin’e son gelişi 10 Mayıs 1919 tarihidir. Binbaşı bu gelişinde 12 Mayıs’ta Midyat’a , 17 Mayısta Savur’a daha sonra Avine ve Derik’e geçmiş, aşiret reisleri ile görüşmelerinde Kürt milliyetçiliğini öne çıkarmak suretiyle onları kışkırtmaya çalışmıştır.Kolordu Komutanı bu şifresinde Harbiye Nezaretine Binbaşının propagandasının etkisiz hale getirilmesi için yaptığı çalışmaları naklederken,çoğu aşiret reisinin İngiliz işgalini Normand’ ın yüzüne karşı reddettiklerini ifade etmektedir.

Nuvil ise daha sonra “Özel Görev Günlüğü” adı altında yayımlandığı hatıralarında bu temaslarına farklı yorum getirmiş ve “Genel olarak, mevcut durumda,bir İngiliz işgalinin ciddi bir aşiret muhalefeti tehlikesiyle karşılaşmayacağını düşünme eğilimindeyim” diyerek hükümetini yanıltma yolunu seçmiştir. Nuvil bu son gelişinde propaganda faaliyetlerini Diyek’ te sürdürmüş oradan bütün ekibi ile birlikte 25 Mayıs 1919’da Diyarbakır’a, sonra’da Siverek-Urfa yolu ile Haleb’ e avdet etmiştir.

 

Fransız İşgal Teşebbüsü (9 Ocak 1920)

 

İngiliz işgal girişiminden önce Mayıs 1919’da bölge halkı tarafından kurulmasına başlanan Milli kuvvetler ve Mardin Mudafaa-i Hukuk cemiyeti çalışmalarına, muhtemel Fransız işgali sebebiyle hız verilmişti. Buna M. Kemal Paşa’nın Erzurum kongresi öncesinde Mardinli iki delegeye şehri işgale engel olmak için verdiği özel talimatlar ve ileriyi görebilen Mardin’in asker,sivil yönetici ve eşrafının gayretleri neden olmuş, bölgede olası Fransız işgaline karşı bir kısım yerel direniş tedbirleri önceden alınabilmişti.

 

Mustafa Kemal Paşa; Fransa’nın güney illerimizi işgalden önce 8 Ekim 1919’da bu işgali protesto amacıyla mitingler düzenlemesini bütün vilayet ve mutasarrıflıklara gönderdiği telgraflarla emretmişti.

25 bin Mardinli Fransızlara karşı ayaklandı

Bu meyanda; Mardin halkı da erken davranarak Maraş’ın işgal edildiği 30 Ekim 1919 günü çevre yerleşim birimlerinin de geniş katılımı ile 25 bin kişinin iştirak ettiği işgalleri protesto mitingi düzenlemiştir.7 Kasım günü ise; yeni kurulan Mardin Mudafaa-i Hukuk-u Milliyesi adına yurdu kanlarının son damlasına kadar savunacaklarına ilişkin bir bildiri yayımlayarak kararlılığını göstermiş, bunu Osmanlı dahiliye nezareti ile İstanbul’daki İngiliz ve Fransız yüksek komiserliklerine bir telgrafla iletmişlerdi. Aynı gün Midyat, Savur,Nusaybin ve Derik’ten de aynı adreslere benzer protesto telgrafları çekilmiştir.

Fransa 25-30 Ekim 1919 tarihleri arasında vakit kaybetmeden Urfa,Antep,Maraş ve Adana yöresini mahdut sayıdaki askerleri ile birlikte bölgede yaşayan Ermenilerin desteğiyle (onları teşkilatlarına dahil etmek,silahlandırmak ve üniformasını giydirmek suretiyle)işgal etmişti.

Suriye’yi de hiç güç kullanmadan işgal eden Fransa, şehir halkının Arapça da konuşmasından dolayı Mardin’i Suriye’nin bir parçası olarak görmekte şehir ve civarını kuvvet kullanmadan halkı ikna ederek ele geçirebileceğini düşünmekteydi.

Ocak 1920 başlarında Mardin’e geleceğini önceden bildiren ve daha sonraları Fransa’nın Suriye genel valiliği görevine kadar yükselen miralay (Albay) Normand; 9 Ocak 1920 günü yanında dört subayı ile Ceylanpınar’da bıraktığı küçük bir Fransız birliğinden ayrılarak trenle Mardin istasyonuna gelmişti.

Türk düşmanı ve Ermeni dostu olarak isim yapan Normand ‘ın Mardin’e gelişi Diyarbakır’daki 13 ncü kolordu kumandanlığının Erkan-ı Harbiye-i Umumiye Dairesi(Genel Kurmay Başkanlığı) 2 nci şubeye gönderdiği ve Osmanlıca belgesini EK-B’de sunduğum 11 Ocak 1920 tarihli telgraf ile resmiyet kazanmaktadır. (10) Kolordu Komutanlığının bu raporunun ilgili bölümleri sadece Türkçeleştirilerek aynen aşağıya çıkarılmıştır.

 

“Normand; 9 Ocak 1920’de Mardin’e gelerek hükümet, fırka kumandanı ve Amerikalıları ziyaret ettikten sonra, Fransa’nın hiçbir zaman Türkiye’de koloni kurmak fikrinde olmadığını, Mali,zirai ve ilmi yardıma muhtaç Türkiye’ye en kuvvetli yardımı Fransa’nın yapacağını belirten bir açıklama yapmıştır.

Mardin halkı Normand’ın şehre gelişini Fransız işgalinin bir başlangıcı olarak değerlendirmiştir. Mardin Kuva-yı milliyesi derhal toplanarak, civara haberler göndermiştir. Şehre gelen yakındaki aşiretlerle birlikte şehrin her tarafı milli kuvvetler tarafından tutturulmuştur. Bir kısım kuvvetler Diyarbakır yolunda, bir kısmı da Nusaybin yolunda gerekli tedbirleri almıştır.

Fransızlara karşı savaşmak için 100.000 kişilik Kuva-yı Milliye hazırlanmış

Mardin Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti, Belediye Dairesinde Normand ile görüşerek, kendisine Osmanlı Hükümetinden başka hiçbir hükümetin hakimiyeti altında yaşamayacaklarını, muhtemel bir Fransız işgaline karşı 100.000 kişilik Kuva-yı Milliye hazırlanmış olduğunu, tekbir ferd kalsa bile bir karış ilerlemelerine meydan vermeyeceklerini kesin bir dille söylemişler ve aynı zamanda onu Belediyede akşam yemeğine davet etmişlerdir.

Hatta Normand, Amerikan kolejinde iken(okul müdiresi mis Finenge’yi ziyaret etmiştir.) odaya zorla giren silahlı bir grup tarafından aşırı sert bir tavırla hemen Mardin’i terk etmesi tebliğ kılınmış, Normand’ın refakatindeki Türk jandarması ve Polis bilerek bu münasip hareketin önünü almamıştır.

Fransız general Normand  Atla geldiği Mardin’de Korkudan Otomobille kaçtı

Yemekten sonra Normand, binekle (at üzerinde) istasyona inmek istemiş, ahalideki galeyan sebebiyle üzücü bir hadiseye meydan vermemek için fırka tarafından otomobille gönderilmiş,bir kötülüğe uğramaması için de fırka kumandanı (5 nci Tümen kumandanı yarbay Kenan bey) tek başına kendisine eşlik etmiş,istasyona kadar güzergahta grup grup hazırlıklar yapmış yüzlerce hiddetli ve silahlı insan arasından emniyetle geçirilmiştir.

Normand istasyonda iken 9/10 Ocak gecesi telefon ile Diyarbakır valisi ile görüşmüş, Mardin’de maruz kaldığı tehditlerden dolayı Mardin’den Diyarbakır’a gelemediğini, Urfa Siverek yoluyla Diyarbakır seyahatinde kendisine muhafız olarak Urfa’dan 50 süvari verilmesini talep etmiştir.

Normand dün sabah (10 Ocak) trenle Mardin’den Telebyaz’a (Akçakale) dönmüştür.13 Ocakta Urfadan Diyarbakır’a hareket edecektir.

Kolordu kumandanı aynı makama yazdığı 13 Ocak 1920 tarihli 118 harekat nolu şifresinde ise; Mardin’le ilgili olarak “Mardin Mudafaa-i Hukuk Cemiyeti, Siverek’e Normand’ın şehre sokulmamasını yazmıştır. Siverek’te buna göre hazırlıklara başlanmış ise de; Albayın kabul edilmemesinin kötü etkileri olacağını Siverek’te ilgili kişilere anlatarak onları sakinleştirdim. Mardin’de gösterilen tepki gibi bir eylemin yeterli olduğunu, Mardin Mudafaa-i Hukuk Cemiyetinin söylediği sözler çerçevesinde başka bir idarenin asla kabul edilmeyeceğinin Normand’a söylenmesinin kafi geleceğini belirttim.”şeklinde beyanatta bulunmaktadır.

Ayrıca aynı mesajda; “Normand’ ın yanına aldığı 13000 liranın Diyarbakır vilayetinde (Mardin Livası dahil) propaganda için harcanacağı muhtemel görünmektedir ”demektedir.(11)

Mardinliler Orduya 250 kişilik silahlı bir Kuva-yı Milliye birliği ile bin 500 altın destek oldular

Nitekim Mardin Mudafaa-i Hukuk Cemiyeti Siverek’in savunulmasına katkı amacıyla 250 kişilik silahlı bir Kuva-yı Milliye birliği göndermek üzere hazırlanmışken, ihtiyaç kalmadığı haberi üzerine Kuva-yı Milliye komutanı Millizade Eyüp bey (Önen) tarafından destek amacıyla halktan toplanan 1500 altın lira Siverek’e gönderilmiştir.

Buraya kadar resmi belgelerle Mardin’in Fransızlar tarafından işgali teşebbüslerini arz etmeye çalıştım. Ancak birçok dokümanda milliyetçi bir yaklaşımla ve sözlü derlemelere dayalı ayrıntılar da mevcuttur. Bunların bazılarını sizlere sunmakta araştırmanın tamamlanması açısından yarar görmekteyim.

 Milli Teşkilata yaklaşık 8000 ni bulan sayıda halk gönüllü olarak yazılmıştı

Normand’ın Mardin’e geldiği gün gerçekten istasyon ve buradan başlayarak şehre kadar bütün yollar ellerinde silahları ile yaya ve atlı milisler tarafından tutulmuştu. Halk ellerinde kazma ve baltaları yollarda ve şehir içinde maşheri bir kalabalık teşkil etmiş öfke kusuyordu. İstasyon ile şehir arasındaki tepelere çadırlar kurularak şehrin çok sayıdaki Milli Kuvvetlerin elinde olduğu izlenimi verilmişti. Tümen Kumandanı Kenan Bey ve Eyüp Bey (Önen)’in önderliğinde halk bu karşılama için psikolojik olarak yönlendirilmiş ve hazırlanmıştı. Çevreye gönderilen haberlerden sonra her ne kadar eli silah tutan çoğu erkekler cephelerde ise de; 2500-3000 civarında yaya ve süvari toplanabilmiş, iki gün içerisinde Milli Teşkilata yaklaşık 8000 ni bulan sayıda halk gönüllü olarak yazılmıştı.

Belediye binasına getirilen Normand; toplantıda önce Mardin’i bir Avrupa şehrine dönüştürmek istediklerini, herkese iş verileceğini şehrin imar edileceğini ifade ettikten sonra şehrin teslim edilmesini talep etmişti. Toplantıda Mardin idareci ve eşrafı Eyüp Bey’i sözcü olarak seçmişti. Eyüp Bey mağrur bir tavırla özetle; “ Tercüman, hepimiz yani bütün Mardinliler adına konuşuyorum. Normand’ a de ki; burası zannettikleri gibi Suriye’den bir parça ve Arap değil, binlerce senelik bir Türk şehridir. Türklüğünü muhafaza ve müdafaa yolunda bugüne kadar nasıl çalışmış ve istilaları nasıl kahramanca karşılamışsa yine öyle yapacaktır. Hükümetimiz her türlü ihtiyacımızı temine kadirdir. Fransızlar Mardin’i işgale kalkışırlarsa iyi bilsinler ki karşılarında kadın, erkek on binlerce müdafi bulacak ve tecrübesinden çok zararlı çıkacaktır. Hayatına acısın, Mardin ve Diyarbakır sevdasından vazgeçerek hemen şehrimizi terk etsin” demiştir.

Kabına sığmayan halk, dışarıda tek yürek olmuş beklerken dışarı çıkan Fransız heyetinde yer alan Yzb. Maumy’nin elinde kaleye çekilmek üzere getirilen bayrak zorla alınarak parçalanmış, bu ve halkın hiddeti Normand’ı çok korkutmuştu.

Mardin’deki Süryani ve Ermeni cemaat liderleriyle Normand’ın bu isteği gayri Müslimler tarafından şiddetle reddedilmişti

 

Ayrılmadan, Mardin’deki Süryani ve Ermeni cemaat liderleriyle görüşmek isteyen Normand’ın bu isteği gayri müslim hemşerilerimiz tarafından şiddetle reddedilmişti. Gerçekten Milli Mücadelede Mardin, Süryanisi ve Ermenisi ile tek yürek olmuş; Maraş, Antep ve Urfa gayri Müslimlerinden farklı davranarak Fransızlar’ın oyununa gelmemiş, maddi ve manevi her türlü desteği esirgememiştir.Son olarak Tümen kumandanını ziyaret eden Normand; Kenan Bey’den de şehri terk etmesinin yararına olacağını, halkı kontrol edemeyebileceğini duyunca, Belediye’de hazırlanan yemeğe katılmış, ancak bir şey yiyemeden şehirden adeta kaçarak ayrılmıştır.Kenan Bey’in korumasında istasyona hareket halinde iken, bir grup silahlı Mardin’li tarafından Firdevs Bahçeleri civarında aracından inmeye zorlanan ve saldırıdan Kenan Beyin sayesinde kurtulan Normand işgali unutmuş canını kurtarma derdine düşmüştü.

 

Mardinliler  İngiliz ve Fransız işgal teşebbüsünü engellediler

Mardin ve halkı diğer bazı güney illerimizden farklı olarak ileriyi görmüş ve kararlı davranarak muhtemel bir İngiliz ve Fransız işgal teşebbüsünü savaşmadan, kan dökmeden, akıllı davranarak ve düşmanı caydırmak suretiyle önlemeyi başarmıştır.

 

Mardin Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti ile buna bağlı Kuva-yi Milliye ön alarak erken kurulmuş ve mücadeleye büyük katkıları olmuştur.Askeri ve sivil yöneticiler, eşraf, halk ve gayri müslim cemaatler birlikte hareket ederek sonuca ulaşmayı başarmışlardır. Mardin’in direnci ve Diyarbakır yolunu kesmesi Diyarbakırı’da işgalden kurtarmıştır.

Müdafaa-i Milliye Vekili Ferik Fevzi(ÇAKMAK) Mardin eşrafından Kuva-yi Milliye Kumandanı Necabetlu Eyüp Beyefendiyi kutladı

Mardin’in bu başarısı diğer illerde örnek gösterilmiş, hatta bu başarıdan dolayı o zamanın müdafaa-i Milliye Vekili Ferik Fevzi(ÇAKMAK) 26 Temmuz 1920’de “Mardin eşrafından Kuva-yi Milliye Kumandanı Necabetlu Eyüp Beyefendiye” başlıklı bir kutlama ve takdir telgrafı göndermiştir.

Belgelere dayanılarak yapılan bu araştırmada İngilizlerin işgal teşebbüslerinin 23 Mart-25 Mayıs 1919, Fransızların ise 9 Ocak 1920 tarihi olduğu kesin olarak saptanmıştır. Geçen yıllara kadar her yılın 21 Kasım’ında kutlanan “Kurtuluş Günü” işgal engellendiği için doğru bir kararla, “Kahramanlık Günü” ne dönüştürülmüştür. Ancak araştırmada 21 Kasım’da herhangi bir işgal girişimi olmadığı görülmektedir.

Bu duruma göre; Mardin’in gerçek “Kahramanlık Günü” nün 21 Kasım değil, her yılın 9 Ocak günü kutlanması gerektiği değerlendirilmekte ve bu konuda Mardin Valiliği’nin girişimde bulunması gerektiği düşünülmektedir.

 

 İlk TBMM ‘ de Mardin

 

a. 23 Nisan 1923 tarihinde açılan TBMM’nde Diyarbakır vilayetine bağlı Mardin mutasarrıflığından (Liva) diğerlerinde olduğu gibi aşağıda belirtilen beş üye seçilmiş ve gönderilmiştir.

 

Artıkzade Hasan Tahsin(Artık-Vilayet meclisi azası)

Millizade Esad (Öner-Nüfus Başkatibi)

Derviş Efendizade İbrahim(Turhan-Muhasebe Başkatibi)

Necib Bey (Güven-Banka Müdürü)

Derviş Bey(Ural-Koçhisar Nahiye Müdürü)

Mardin ilk TBMM’de 6 Milletvekili ile temsil edilmiştir.

Bunların dışında 18 Mart 1920’de İstanbul’da toplanan son Osmanlı Meclis-i mebusan’ ın İngilizler tarafından dağıtılması üzerine Ankara’ya gelen ve yeni meclise katılan Mardin mebusu Musazade Mithat Beyi de dahil edersek Mardin ilk TBMM’de 6 Milletvekili ile temsil edilmiştir.

Mardin 11 Ağustos 1923’te toplanan 2 nci dönem TBMM’de ise; Derviş Efendizade İbrahim(Turhan), Abdülrezzak Bey (Şatana)Necip bey (Güven) Emekli Binbaşı A.Gani(Ensari) ve meşhur yazar Yakup Kadri (Karaosmanoğlu) tarafından temsil edilmiştir.

Erzurum ve Sivas Kongrelerinde yeterli katkıyı sağlayamayan ve net tavır sergilemeyen MARDİN halkının,temsilcilerini meclise göndermede kararlı davrandığı görülmektedir.

 

 

Kaynak: Editör:
Etiketler: MİLLÎ, MÜCADELEDE, MARDİN’İN, KAHRAMANLIK, ÖYKÜSÜ,
Diğer Fotoğraflar
Diğer fotoğrafları büyük görüntülemek için üzerini tıklayın.
MİLLÎ MÜCADELEDE MARDİN’İN KAHRAMANLIK ÖYKÜSÜ
MİLLÎ MÜCADELEDE MARDİN’İN KAHRAMANLIK ÖYKÜSÜ
MİLLÎ MÜCADELEDE MARDİN’İN KAHRAMANLIK ÖYKÜSÜ
Yorumlar
Haber Yazılımı