Haber Detayı
08 Ekim 2020 - Perşembe 12:54
 
MARDİN MİMARİSİ VE TAŞIN PROFÖSÖR MİMARLARI
Ayrıca Mardin, hem İslam hem de Hıristiyan kültür ve mimarisi arasında, köprü görevini üstlenmiştir. Mardin kentinde, ilk sivil mimari dokunun, daha doğru bir tanımla, ilk mahalle niteliğindeki ünitelerin, kale içinde oluştuğu anlaşılmaktadır. Kentin sivil dokusunun ise, ilk kez 5. yy. da kale dışına taştığı tarihi kaynaklarca belirtilmektedir.
KÜLTÜR Haberi
MARDİN MİMARİSİ VE TAŞIN PROFÖSÖR MİMARLARI

Mardin evleri muhteşem bir mimarlık eseridir

 

 Mardin evleri muhteşem bir mimarlık eseridir. Konumu uzaktan bakıldığında üst üste görünecek şekilde dik bir yamaç üzerindedir. Taş binalar düz damlıdır. Kenar revak ve taş süslemeleri ile dikkat çeker. Bu bakımdan taş oyma sanatı ince detaylara inecek şekilde işlenmiştir. Bazı binaların dış cephelerinde kitabeler hat sanatının göze çarpan örnekleri olmuştur. Bu hat sanatının en güzel örnekleri medreselerdeki kitabelerde görülmektedir.

 

Dini ve konutlarının mimarisinde kullanılan egemen yapı malzemesi taştır

 

Güneydoğu Anadolu’da, ünlü Mezopotamya ovasının başlangıç noktasında yer alan Mardin, bilindiği gibi tarihi çok eskilere uzanan bir kenttir. Geçmişin ünlü İpekyolu ile bağlantısı olan kent, fiziki konumuna yansıyan karakteristik çizgileriyle dantel görünümünü almıştır. Dini yapılarında, konutlarının mimarisinde kullanılan egemen yapı malzemesi taştır. Yüzyılların deneyimi, birikimi ve iklim koşulları ile taş, bu mimariyle en iyi şekilde bağdaştırılmıştır.

 

  İlk taş evler  5. yy. da kale dışında yapıldı

 

  Ayrıca Mardin, hem İslam hem de Hristiyan kültür ve mimarisi arasında, köprü görevini üstlenmiştir. Mardin kentinde, ilk sivil mimari dokunun, daha doğru bir tanımla, ilk mahalle niteliğindeki ünitelerin, kale içinde oluştuğu anlaşılmaktadır. Kentin sivil dokusunun ise, ilk kez 5. yy. da kale dışına taştığı tarihi kaynaklarca belirtilmektedir. Mardin Kalesi’nin güneyinde dik yamaçlar yer almaktadır. Kaleye paralel olarak uzanan ve kenti ikiye bölen tek ana cadde aynı zamanda, Mardin’in çarşısı görevini üstlenmiştir.

 

ABBARALAR

 

Kamu yapıları ve iş yerleri bu cadde üzerinde toplanmıştır. Kentin ana antrelerle ayrılan iki kesiminde, camiler, medreseler, türbeler, kiliseler, hamamlar, çeşmeler ve evler birbirine daracık sokaklar ile basamak basamak merdivenler ya da yörede “abbara” denilen üstü tonozlu geçitlerle bağlanırlar. Mardin ovasından kente bakıldığında, konutlar arazinin eğimine uyarak birbiri üstüne dizilmiş görünümleriyle adeta çok katlı apartman blokları izlenimlerini vermektedir. Yakın zamanlarda inşa edilen bazı resmi yapılar dışında, mimari doku, açık renkli taşla oluşturulmuştur.

 

Yerli halkın deyimiyle beyaz, sarı ve kırmızı tonlarda olan “nahit” taşları da kullanılarak renkli görünümler elde edilmiştir. Mardin’de nakışlı taşlara, “nahit” adı verilmiştir. Bu deyim Ermeni Tanrıçası Anahit’ten gelmektedir (22). Evler arazinin konumuna göre teraslar şeklinde en az iki üç katlı olarak planlanmıştır. Üst örtü sistemi, tamamen düz ve toprak damdır.

 

MENDERUNE

Damların akmaması için yağmurlardan sonra “menderune” adı verilen silindirik bir taşla, toprak sıkıştırılır. Duvar örgüsünde ilk bakışta görülmeyecek kadar az harç kullanılmıştır. Taşların üst üste konulmasıyla ortaya çıkarılan çok kalın duvarların, evlerin yazın çok serin, kışında sıcak olmasını sağlar. İçinde birkaç kuşağı yaşatan ve geniş aile tiplerini barındıran görkemli Mardin evlerinin ilk katı, sütunlara bindirilmiştir. Hafif sivri kemerlerin meydana getirdiği  -U- biçiminde revaklı bir avlu ve avluya açılan odalardan meydana gelmiştir.

 

KAMARİYE”

 

   İkinci kat, birinci kat odalarının çapraz tonozları üzerine bindirilerek arazinin eğimine göre geri çekilmiş, teras şeklinde ve geniş  -L- biçimli bir avlu ile diğer mekanlardan oluşmaktadır. Tüm Mardin evlerinin değişmez özelliği, üzeri basık tonozla örtülü yöre dilinde “örtülü eyvan” denilen birimlerdir. Eyvana açılan odalar, teras katı olarak da tanımlayabileceğimiz ikinci katta yer almaktadır. Teraslar tüm Mardin ovasına egemen ve birbirlerinin görüş açılarını engellemeyecek şekilde düzenlenmiştir. Yaz mevsiminin sıcak günlerinde serinliği ve havalandırmayı sağlamak amacıyla, avlu cephesindeki uzun pencere üstlerine, halkın “kamariye” dediği yuvarlak havalandırma delikleri açılmıştır. Haç şeklinde olan “kamariye”ler de vardır.  Mardin şehri mimarisinde en çok kullanılan figürlerden biri güvercin motifidir. Kitab-ı Mukaddes’ten alınan bu kuş figürünün anlamı ise; İsa Mesih’in vaftizi anında, Tanrı tarafından kutsanmak üzere gönderilen güvercinin ağzından kutsal yağ damlar. Vaftiz, tüm Hristiyan ulusların ortak bir şartı ve geleneği olmasına rağmen güvercin figürü sadece Ermeni Kilisesi tarafından kullanılmaktadır (5). Mardin evleri ilk yapıldıklarında geniş aile tiplerinin ihtiyaçlarını karşılayan saray yavrusu malikaneler şeklinde inşa edilmiştir. Bu tarihi Mardin evleri, zaman içinde aile tiplerinin küçülmesi sonucu bölümlere ayrılarak kullanılır duruma gelmiştir. Eski orijinal görünümündeki özelliğini kaybetmiştir .   Günümüzde anıtları ve konut mimarisi açısından gerçek bir açık hava müzesi görünümü arz eder. Mardin evlerinin avludan itibaren taş işçiliği bezeme yönünden çok zengin olan iç dekorasyonuna karşılık, dış cepheleri oldukça yalın duvarlarla kaplıdır.

 

HALKALI, HANIMELİ VE STİLİZE HOROZ FİGÜRÜ TOKMAKLAR

 

    Bir bakıma tüm Anadolu’daki geleneksel konutlar için geçerli olan, dışa kapalı olma eğilimi bu bölge içinde geçerlidir. Bu nedenle dar ve yüksek duvarlarla konutlardan ayrılan sokaklar, adeta birbirinin benzeridir. Kışın, karı dışarıya atmak için pencereli çıkmalardan yararlanılır. Tahta üzerine demir kaplamalı sokak kapıları, halen kullanılmakta olan büyük boy anahtar kilitleri ve kapı tokmakları dikkat çekicidir. Bronzdan yapılma tokmaklar genellikle 3 tiptedir: Halkalı, hanımeli ve stilize horoz figürü şeklinde olan kapı tokmakları günümüzde de işlevlerini aynı şekilde sürdürmektedir. Ayrıca, çocuklara mahsus kapı tokmakları da vardır. Geçmişten günümüze kadar karakteristik özellikleri bazı evlerde korunmuştur. Bazıların da ise korunamamıştır. Bunun sebepleri aşağıda tarafımca açıklanmıştır(19).

   Mardin evlerinin büyük çoğunluğu, en az yüz yıllıktır. Yapıların temellerinde rutubeti önlemek için tuz dökülürdü. Bu usul, antik çağdan gelmedir. Tespit edebildiğimiz mimarbaşı, mimar ve kalfaların adlarını, hangi unsura ait oldukları aşağıda belirtilmiştir.

 

 

 

MARDİN EVLERİNİN TAŞ OCAKLARINDAN BİNA ŞEKLİNE DÖNÜŞEN PLAN EVRELERİ:

 

1)      Makta: Taşların kaba taslak küp şeklinde kesilmesine denir.

2)      Nahhat: Kesilen kaba taşları düzeltip tıraşlayana denir.

3)      Nakkaş: Düz tıraşlanmış taşlara motif çizip, çelik kalemle oyana denir.

4)      Benne (Duvarcı) ve kalfa: Mimarın planına göre nahit taşları yerine yerleştirenlere denir.

5)      Mimar: İnşaatı plânlayana denir.

6)      Mimarbaşı: Birçok eseri olan ve mimarlar yetiştirenlere denir.

 

MARDİNLİ TÜRK MİMARLAR:

 

1) Abde Velo (Akışın): Kalfa ve mimar.

2) Hacı Abdülcelil Kao (İldoğan): Kalfa ve mimar.

3) Şehmus Zeroke: Nahhat ve nakkaş.

4)Mehmet Atay: Kalfa , mimar.

5)Yusuf Kıdır: Nakkaş, kalfa ve mimar.

 

MARDİNLİ ERMENİ MİMARLAR VE MİMARBAŞLARI:

 

1)       Sarkis Lole (Levon): Mimarbaşı.

2)       Selim Lole Ertaş: Sarkis Lole’nin oğludur. Mimarbaşı.

3)       Corç Lole Ertaş: Nakkaş ve mimar.

4)       Jozef Lole Ertaş: Selim Lole’nin oğludur. Nakkaş ve mimar.

5)       Sait El Abyad: Nakkaş ve mimar.

6)       Hanna Mimarbaşı: Nakkaş ve mimar.

7)       Sait Mimarbaşı: Nakkaş ve mimar. Hanna’nın oğludur.

8)      Cercis Sane: Nakkaş ve benne (kalfa).

9)       Jozef Sane: Nakkaş ve benne. Cercis’in oğludur.

10)   Sabri Sane: Nakkaş ve benne. Cercis’in oğludur.

11)   İlyas Gendora (Mengelyan): Benne ve mimar.

12)   Cebrail (Hekimyan) Mimar: Kalfa ve mimar.

13)   Mihail (Hekimyan) Mimar: Nahhat. Cebrail’in kardeşidir.

14)   Cercis (Hekimyan) Mimar: Mimar.

15)   Jak (Hekimyan) Mimar: Mimar.

16)   Yusuf Gerzelo: Nakkaş, benne ve mimar.

17)   Corç Gerzelo: Nahhat ve nakkaş. Yusuf’un kardeşidir.

18)   Enis (Bısmarci) Negüzel: Nakkaş.

19)   Yusuf (Sahhar) Uğurgel:Nahhat.

20)   Sait (Sayığ) Dilli: Kalfa.

21)   Abdülmesih (Sununu): Nakkaş ve mimar.

22)   Cercis (Sununu): Kalfa ve mimar.

23)   Cemil (Sununu): Nakkaş ve kalfa.

24)   Sıdık Kayri: Makta.

25)   Hosep Sarrafyan: Mimarbaşı.

 

MARDİNLİ SÜRYANİ MİMAR VE KALFALAR:

 

1)      Abdülmesih (Asse, Ahmardakno) Asil: Kalfa.

2)      Yakup Hedeye: Benne ve kalfa.

3)      Abdülmesih Sese: Kalfa.

4)      Abdülmesih Kalo (Geçkaldın): Nakkaş.

5)      Raffi Kalo (Geçkaldın): Nakkaş ve mimar.

6)      Bahde (Papahar): Makta ve nahhat.

7)      İlyas (Papahar): Makta. Bahde’nin oğludur.

8)      Aziz (Habot) Tokunç: Makta.

9)      İskender (Habot) Tokunç: Makta.

 

 

 Siyasi imar kararları ve sosyo-ekonomik koşullar, mimarimizin bu güne ulaşan kanıtlarını bir bir yok ediyor. Pek çok kentimizde olduğu gibi, Mardin’de de durum böyle. Toplumsal umursamazlığımız, resmi tavır ve “nasıl olsa bizde çok” mantığı elele verince tarihi harcama hovardalığına karar dayanmaz. Kentsel ve bölgesel hatta ulusal bazda, kimliğin belirlenmesindeki ana unsurlardan birini oluşturan Mardin tarihi yapıları, geçmişle gelecek arasında birer köprü durumundadır. Bu açıdan, bu yapılar yaşatılmalı ve korunmalıdırlar.

 

Tarihi evler korunmadı

 

Tarihi çevreleri yaşatmanın en doğru yolu, yapıları birer canlı organizma olarak  kabul edip, sosyal yaşamdaki yerlerinin korumalarından geçer. Mardin, eski görünümünü ve kentsel niteliklerini önemli ölçüde yitirmiş olan, tarihi bir şehirdir. Dolayısıyla gelecek kuşaklara somut örnekler bırakmak, aynı zamanda sağlıksız kentleşmeye karşı doğru ve güzel örnekleri korumak ve koruma bilincini yaygınlaştırmak gerekir. İki ve üç katlı konutlarıyla beş kat olanağı tanınması, buradaki geleneksel evlerin korunmasını adeta olanaksız kılmakta, tarihi eserleri korumama düşüncesi benimsenmiş olacaktır. Bu durumda, evleri ekonomik olarak eskiyen kişiler, hızlı davranıp birkaç daire sahibi olmuş komşularına göre, kendilerini ekonomik kayba uğramış kabul edecektirler .

 

   Mardin tarihi eserlerinin koruma çabası ve sevgisi ile çok büyük maddi olanaklara kavuşma arasındaki ikilem, kişileri zor durumda bırakmaktadır ve ne yazık ki, günümüzde ikinci seçenek ağır basmaktadır. Diğer yandan bu uygulamalara kültürel cinayet diyecek kadar sert tepkide bulunanlar ise, bu yaklaşımın kent kimliğini bozduğuna inanırlar.

 

   Yeryüzünde çeşitli mimariler ve sanat eserleri, onları yaratan milletlerin kültürlerinin bir ifadesidir. Camiler, medreseler, manastırlar, kiliseler, mezar yapıları, mabetler, kümbetler gibi sanat eserleri, milletlerin dünya görüşlerini ve inanışlarını bize aksettirmektedir. Bu nedenle bu eserlerin korunması önemlidir. Mardin’deki eserlerin sürekli olarak bakımı ve onarılması konusunda gerekli hassasiyetin gösterilmesi gerekmektedir.

 

Avrupalı seyyahların başta Mardin evlerine hayranlığı

 

   Zamanımızda, bu tarihi eserler, harap olmaya yüz tuttuktan sonra, restore edilmeleri yoluna gidilmektedir. Oysa sürekli bakımları gerekir. Dikkat edilmesi gereken başka bir konu ise, mimari eserlerin bakım ve onarımlarında, külliye binalarının bütünü ile ele alınıp, aslına uygun olarak restorasyonu yapılmalıdır. Daha düne kadar Avrupalı seyyahların başta Mardin olmak üzere, Anadolu şehirlerini dünyanın en güzel köşeleri olarak vasıflandırmaları nedensiz değildir.

 

Tarihi evler ruhsuz beton evlere tercih edildi

 

    Bu şehirlerde görülen o muhteşem estetik duygu, tabiatla kucaklaşma, hakim olan kutsallık duygusu ve sanatları ile bütünleşmiş mimariler, ne yazık ki, süratle kayıp olmaya ve yerini birbirine benzeyen ruhsuz beton yığınlarına bırakmaya başlamıştır.

  

Kaynak: Editör:
Etiketler: MARDİN, MİMARİSİ, VE, TAŞIN, PROFÖSÖR, MİMARLARI, , , , ,
Diğer Fotoğraflar
Diğer fotoğrafları büyük görüntülemek için üzerini tıklayın.
MARDİN MİMARİSİ VE TAŞIN PROFÖSÖR MİMARLARI
MARDİN MİMARİSİ VE TAŞIN PROFÖSÖR MİMARLARI
MARDİN MİMARİSİ VE TAŞIN PROFÖSÖR MİMARLARI
MARDİN MİMARİSİ VE TAŞIN PROFÖSÖR MİMARLARI
Yorumlar
Haber Yazılımı