Haber Detayı
06 Ekim 2020 - Salı 10:58
 
GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE MARDİNLİ MÛSİKÎŞİNASLAR
Mardin’de dinî mûsikî kültürü içerisinde “mevlidhânlık” önemli bir yer teşkil ediyor. Günümüzde geleneğin yaşayan temsilcileri hala mevcuttur. Mardin’de mevlidhânlık, usta-çırak ilişkisi içinde hocadan talebeye meşk usulü aktarılan bir gelenektir.
KÜLTÜR Haberi
 GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE MARDİNLİ MÛSİKÎŞİNASLAR

Mardin'de Artuklu'dan,Osmanlıya ve oradanda günümüze kadar gelen mevlidhanların hikayeleri ve isimleri :

Mardin merkezde Cevat Aygüler ile Hâfız Mehmet Ali Demir, Nusaybin ilçesinde Mehmet Güler günümüzde yaşayan ve geleneği devam ettiren mevlidhânlara örnek verilebilir. Müslüman halkın dinî merasimlerinde kullanılan sazlar genellikle “halîle ve erbane” dir. Bu ritim aletleri genellikle ilâhîlere eşlik etmektedirler. Dinî merâsimlerde okunan eserler genel olarak şuğuller (Arapça ilâhîler), Kürtçe ve Türkçe ilâhîlerdir. Mardin’de dinî mûsikî kültürü içinde mekânların ayrı bir önemi vardır. 

Mardin Ulu Câmii’nde bayram günlerinin sabahları minâreden sabah namazından önce  Sabiha, Mardin merkez mûsikî kültüründe toplu icrâ geleneği içinde yer alan ve en popüler eserlerinden biridir. Düğünlerde, diğer özel gün ve gecelerde yapılan mûsikîli eğlencelerde sıkça icrâ edilir. Dinleyenler bulundukları yerden ya okuyarak ya da alkış ile eşlik ederler. Sabiha’nın Arapça, Kürtçe ve Süryânîce notaları Mahir Mak’ın “Müziğin Çok kültürlü Kodları” adlı doktora tezinde mevcuttur.

“Sallana Sallana Meçe Ser Ave”, Türkiyeli Kürtler’in yaşadığı her coğrafyada icrâ edilir. Mardin kırsal mûsikî kültürü içinde icrâlarına sıkça rastlanır . Gelin karşılaması, gelin damat evine getirilirken icrâ edilen bir ezgidir. Gelin damat evine ilk ayak bastığında, bu en güzel ve en coşkulu ezgi ile karşılanır. Gelin de bu coşkulu nağmeleri duyarken az önce ayrıldığı baba evinden duyduğu üzüntünün yerini hemencecik sevinç alır ve damat evine gülerek ayakbasar.

Mardin’de düğünler Mardin peşrevi diye bilinen eserle başlar.
Rast oyun havası diye bilinen bu oyun havası Mardin’de bayanların oynadığı bir ezgidir. Reyhani, bir erkek oyunu olarak bestelenmiştir.  Reyhani, Mardin mûsikîsinin en klasik eserlerinden biridir. Peşrev formunda olduğu gibi dört bölümden oluşmaktadır. Geçmişi 1800 yıllarına dayanmaktadır. Bestecisi bilinmemektedir . Bu eserin icrâ mekânı özel eğlence zamanları ve düğün yerleridir. 

Güneydoğu Anadolu bölgesinde günümüzde icra edilen yirmi beş adet mevlid vardır

Mardin’in de içinde yer aldığı Güneydoğu Anadolu bölgesinde günümüzde icra edilen yirmi beş adet mevlid vardır. Arapların yoğun olarak yaşadığı bölgelerde -özellikle Mardin merkez- Ahmed İbn-i Hacer el-Heytemî’ye ait Arapça, “en-Ni’metü’l-Kübrâ Ale’l-Âlem Fî Mevlidi Seyyidi
Veledi Âdem” isimli eser okunmaktadır . Mardin’de mevlidler günümüzde Arapça, Kürtçe ve Türkçe olarak okunmaya devam etmektedir.

Artuklular’dan Günümüze Mardin’de Mûsikî Kültürü

Artuklular’dan Günümüze Mardin’de Mûsikî Kültürü ve Mûsikîşinaslar fasıl halinde sırasıyla, “temcid, istiğfar, istiğfar duası, tekbir, kasîde, ezan, salâvat, ferâciye19” icrâ edilir. Bunun yanında, Ramazan ayları boyunca öne çıkan karîler Kur’an-ı Kerîm tilâvetinde
bulunmaktadır. Reyhaniye Câmii, bu geleneğin en yaygın olduğu yerlerden biridir (M. A. Demir, kişisel iletişim, Yine Reyhaniye Câmii’nde,  uzun zamandır her perşembe ikindi namazından sonra cemaat cumhur halde, “salât-ı kemâliye” formunu icrâ etmektedir (Aydın, 2018, s. 176). Ramazan ayları içinde yaz mevsimine denk gelen günler Kasımiye Medresesi’nin avlusunda teravih namazları kılınmaktadır. 
 

Mevlid Mardin’de önemli bir kültürdür

Teravih namazının tervîha denilen aralarında icrâ edilen, “salât-ı ümmiye, salât-ı kemâliye, merhaba ve elvedâ Ramazan ilâhileri” Mardin’deki teravih namaz geleneğinin aynı zamanda işleyişine bir örnektir. Kasım Tuğmaner Câmii, Kâdirî ve Rifâî tarikatına mensup cemaatin adeta buluşma  yeridir. Mardin dinî mûsikîsinde, ülkemizin diğer bölgelerinde unutulmaya yüz tutmuş
bazı formlar hala canlılığını sürdürmektedir. “Sâlat-ı kemâliye, ferâciye, temcid” formları buna örnektir. Mevlid formunun Mardin’de ayrı bir yeri vardır. Doğum vefat, sünnet, bayram, evlilik düğünü gibi önemli zamanlarda insanların toplanmasıyla icrâ edilen mevlid, Mardin’de önemli bir kültürdür. Mardin’de günümüzde mevlidi genellikle Hâfız Mehmet Ali Demir, Adnan Oyman, Zeki Çalka ve Abdullatif Bilgin gibi meşhur mevlidhânlar okumaktadır.

Mardin’de dinî mûsikî kültürü içinde icrâ edilen “Yusuf Kıssası”, dinî mûsikî örneklerinden biridir.


Mardin’de dinî mûsikî kültürü içinde, Mardin’e özgü bir tavır çerçevesinde icrâ edilen “Yusuf Kıssası”, dinî mûsikî örneklerinden biridir.  Kıssa, Kur’an-ı Kerîm’in kıraat tarzından farklı bir tarzda icrâ edilmektedir. Okuyucu, Kur’an-ı Kerîm tilâvetinden ziyâde, genişlemeyen ve birbirini takip eden, daha dar bir makamsal örüntü içinde, öykü anlatır gibi bir icrâda bulunmaktadır. Bu formun Mardin’de ortaya çıkmasında, bir yandan şehirdeki “Hikâye Geceleri, geleneğinin öbür yandan da şehrin Arap nüfusunun etkisiyle varlığını güçlü bir şekilde sürdüren Kur’an kültürünün önemli bir etkisi vardır. Ancak yerel kültürün giderek zayıflamasıyla, tıpkı “Hikâye Geceleri” geleneği gibi “Yusuf Kıssası” icrâsına da günümüzde pek az rastlanmaktadır. Mardin dinî mûsikî kültürü içinde “salâ ve salâvatlar” önemli bir yer tutmaktadır. Salâ ve salâvatları canlı tutan, câmide bu türleri birlikte icrâ eden Mardin halkıdır.


GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE MARDİNLİ MÛSİKÎŞİNASLAR

Geçmişten Günümüze Mardinli Mûsikîşinaslar Mardin’de Artuklular döneminden günümüze birçok mûsikîşinas yetişmiştir. Bunların Mardin ve yöresi mûsikî kültürüne hem nazarî hem de amelî olarak katkıları olmuştur. Bunlardan bazıları hakkında aşağıda bilgi verilmektedir: Feraciye, Mardin merkez, Nusaybin ve Midyat ilçelerinde okunmaktadır. “Yusuf Kıssası”, Kur’an-ı Kerîm’deki “Yusuf Sûresi”ni kapsar.

Ali Mardinî: Mardin Artukluları kölelerinden biridir. Udi olan Ali Mısır’daki Memluk sultanına hediye edilmiştir. Ali, sultanının ölümü üzerine kederinden udunu kırmıştır.

Karatoğanoğlu Mehmed: Mardin Artukluları sarayında “çengi” lakabıyla şöhret bulmuştur. Çeng çalmada usta olan Karatoğanoğlu Mehmed, XIII. yüzyılda Mısır sultanı Nasır tarafından Kahire’ye davet edilerek sarayda mûsikî öğretimiyle vazifelendirilmiştir. Safiyyuddîn el-Hıllî: Artuklu devletiyle yakın ilişkisi olmuştur. Sultanlara yazdığı methiye şiirleriyle meşhur olan Safiyyuddîn, Hz. Muhammed’i (s.a.s.) övdüğü bir kasîdesinde mevlid formunun özelliklerini kullanmıştır. Ayrıca mûsikîye dair Fâidetü fi’l-Enğâm ve Tertîbihâ ale’l-Burûc adlı bir eserinin olduğu ifade edilmektedir.

Abdullah Mardinî: Artuklu hükümdarı Necmeddin Gazi’nin oğludur. Mısır ve Şam’a yetişmesi için pek çok kimseyi yollamıştır. Bunların başında Abdullah Mardinî gelmektedir. Abdullah’ın sesi, nağmesi ve ud icrasının iyi seviyede olduğu ifade edilmektedir.

Asıl ismi, “Cemâleddin Ebû Muhammed Abdullah bin Halil bin Osman el-Mardinî”dir. Dımaşk’ta müezzinlik yapmıştır. Mûsikî, astronomi ve matematikle ilgilenmiştir. Babasının da Tabılhâne’de davulcu olduğu rivayet edilmektedir. Mûsikî hakkında yazdığı şiir formundaki eseri  “Urcûze Fi’l Musika”, Süleymaniye Kütüphanesi’ndedir. “Mukaddime Fî Kavânîni’l-Enğam (Ağırakça, 2006, s. 260)” ve onun açıklamasını yaptığı “Urcûze Fî Şerhi’n-Nağamât (Turabi ve diğerleri, 2017, s. 45)” eserleri mevcuttur. 1406 yılında vefat etmiştir.

Şemseddin Mardinî: Anadolu Selçukluları din âlimlerinden biri olan Mardinli Şemseddin, tanburidir. Bu enstrüman bir bağlama da olabilir. Tanburunu bir an bile yanından ayırmayan Şemseddin, kendisini bu yüzden eleştirenlere, onun Allah’ı (c.c.) övdüğünü söylemiştir Yûsuf el-Mardinî: Mardinli bir aileye mensuptur. Asıl ismi, “Abdullah İbni Halil İbni Yusuf Cemaleddin el-Mardinî (el-Fârûkî, Mûsikîşinas olan babası tarafından Şam’da Kur’an okuyucusu olarak yetiştirilmiştir. Emeviyye Câmii’nde müezzinlik yapmıştır. Astronomi, matematik ve mûsikî ile ilgilenmiştir. Yûsuf el-Mardinî’nin mûsikî sahasında iki eseri mevcuttur. Bunlardan “El-Lafzu’r-Râ’ik Fî Mevlidi Hayri’l-Halâ’ik ,Hz. Muhammed’in (s.a.s.) doğum günü törenlerinde icrâ edilecek mevlid benzeri nazım ve nesir karışımı bir çalışmadır. “Mukaddime Fî Kavânîni’l-Enğam” ise mûsikî makamlarını Fars sisteminden farklı biçimde takdim etmektedir. Eser Arap mûsikî kültüründe büyük ilgi görmüştür. 1406 yılında vefat etmiştir.

Kara Mehmed: Mardin’de doğmuştur. 1640 yılında tahta çıkan Osmanlı hükümdarı Sultan İbrahim Han döneminde İstanbul’da yaşamıştır. Dönemin başta  “Mukaddime Fî Kavânîni’l-Engam” adlı mûsikî eseri, Yûsuf el-Mardinî’ye nispet edildiği gibi Abdullah Mardinî’ye de nispet edilmiştir. 
Bu konuda kesin bir bilgi elde edilememiştir. , “Abdullah bin Halil el-Mardinî” ismiyle de bilinmektedir . Artuklular’dan Günümüze Mardin’de Mûsikî Kültürü ve Mûsikîşinaslar gelen mûsikî üstadlarından dersler almıştır. Sesi, sedası güzel olan ve okuyuş  tarzı beğenilen Kara Mehmed, aynı zamanda iyi bir bestekârdır. Uşşâk ve Bayati makamlarında bestelediği murabbalarının güfteleri bilinmektedir. Bunların haricinde mûsikî ilminin kaidelerine uygun on kadar bestesi daha vardır. İrfan sahibi insanlar onun eserlerini beğenmişler ve onun bu konuda üstad olduğuna hükmetmişlerdir. 

Sırrızâde Ali İçinsel: 1860 yılında Mardin’de doğmuştur. Son Osmanlı Meclis-i Mebusanı olan İçinsel, yazdığı lirik şiirler ve mûsikîşinaslığı ile tanınmıştır. 1914 yılında vefat etmiştir .

Abdurrahman İnan: “Hâfız Abde” olarak bilinir. 1896 yılında Mardin’de doğan İnan, on dört yaşında hâfız olmuştur. Abdurrahman İnan’ın makam bilgisi iyi seviyededir. Kur’an-ı Kerîm’i makamla icrâ ettiği zaman seslere hatasız basmasıyla ün salmıştır. Ulu Câmii’de Kur’an ve eski Türkçe hocalığı yapmıştır. 1982 yılında Mardin’de vefat etmiştir.

Abdulkerim Atasayar: (Kermo İzzayid )1905 yılında Mardin’de doğmuştur. Halk arasında “Kermo İzzayid” olarak tanınmıştır. Ulu Câmii’nde müezzinlik yapmıştır. İcrâcılık yapmış, ritim ve def çalmıştır. İcrâ ettiği tüm makamları, makamların özelliklerini bozmadan yorumlamıştır. 1975 yılında Mardin’de vefat etmiştir.

Kemal Heve: Mardin’de doğmuştur. İyi bir makam icrâcısıdır. Özel mûsikî oturumlarında bulunmuştur. Yaşadığı dönemde, halk arasında mevlidhan olarak bilinmektedir. Ulu Câmii’nde müezzin ve imam görevlerinde bulunmuştur. İcrâlarında mikrofon kullanmamıştır. Sesi herkesi etkilemiştir .. Emekli olduktan sonra İstanbul’a yerleşmiş, orada vefat etmiştir .

Mehmet Ürün: Mûsikî çevrelerinde “Ebu Aziz” olarak anılan Mehmet Ürün, 1919 yılında Mardin’de dünyaya gelmiştir. Mûsikîye ilgisi çocukluk yıllarında başlamıştır. Def ve darbuka çalmayı çocukluk yıllarında öğrenen Mehmet Ürün, mûsikî üstatlarından Mıksi Rezzuk’un çocukları Zeki Tume Tüfenkçi, Cemil Tüfekçi, Cercis Heço (Uslubaş) ve Corç Eriyer ile düğünlere gitmiştir. Arap ve Türk mûsikîsinin usûl ve makamlarını hem hanende hem de sazende olarak, ustalıkla icrâ eden Mehmet Ürün, Medrese Câmii’nde fahri olarak, öğle ve ikindi vakitlerinde ezan icrâ etmiştir. 1996 yılında Mardin’de vefat etmiştir .

 Mıksi Rezzuk, yörede mûsikîşinas kimliği ile takdir görmüştür. Mıksi Rezzuk’un üç evladı olan Tuma, Zeki ve Cemil Mardin’de, Arap-Fars etkisinin görüldüğü makamları en ince ayrıntısına kadar ve en güzel yorumlarla icrâ etmişlerdir .  Zeki Tume Tüfenkçi, yaşadığı yıllarda kardeşleriyle kurmuş̧ olduğu mûsikî topluluğu ile yörede ün salmıştır. Kurdukları mûsikî topluluğunda, kendisi keman, ağabeyi Cemil cümbüş̧, diğer kardeşleri Zeki ise tef çalmıştır. Tuma ve Zeki kardeşlerin solist olduğu topluluk düğünler ve mûsikîli özel organizasyonların vazgeçilmez topluluğu olmuştur . Cemil Tüfenkçi, Mardin Keldanîlerinden Katolik Mor Hirmiz Kilisesi muhasebecisidir.

Mehmet Esad Aydınöz: 1920 yılında Mardin’de doğmuştur. Ulu Câmii’nde otuz üç yıl imamlık yapmış bir mevlidhândır. Mehmet Ali Demir, Zeki Çalka ve Adnan Oyman gibi günümüzde Mardin dinî mûsikîsinde öne çıkan mûsikîşinasların hocasıdır. Ulu Câmii’nde sürekli talebe yetiştirmiştir. Talebelerine dinî eğitimin yanında mûsikî eğitimi de vermiştir. Yaşadığı dönemde Hâfız Kemal Hava, Hâfız Şeyhmus Ensari, Hıdır Kedino başta olmak üzere talebeleriyle birlikte yaklaşık yirmi kişilik bir ekip olarak mevlidlere katılmıştır.


Halil Bilgin: 1923 yılında Mardin’de doğmuştur. Cizre Ulu Câmii’nde göreve başlamıştır. Mardin merkezde çeşitli câmilerde görev yapmıştır. Yaşadığı dönemde çok sık olmamakla birlikte mevlidlere katılmıştır. Katıldığı mevlidlerde genellikle başlangıç bölümünü icrâ etmiştir. Mûsikî eğitimi aldığı belirli bir hocası yoktur. Halil Bilgin, Şehidiye Câmii’nde görevdeyken 1987 yılında vefat etmiştir

Şeyhmus Tatlıdede: 1934 yılında Mardin’de doğmuştur. Dinî mûsikî eğitimi ile mevlidhanlık icâzetini hocası Abdurrahman İnan’dan meşk ederek almıştır. Hâfız olan Şeyhmus Tatlıdede, Mardin’de çeşitli câmilerde görev yapmıştır. Abdurrahman İnan, Mehmet Emin Aydınöz, Mehmet Ali Demir ile birlikte mevlidlere katılmıştır. 1990 yılında Kasım Tuğmaner Câmii’nde görevde iken vefat etmiştir.
 

Cevat Aygüler: 1939 yılında Mardin’de doğmuştur. Yaklaşık elli yıldır Mardin’deki mevlidlere mevlidhan olarak katılmaktadır. Birlikte mevlidlere katıldığı isimler şu şekildedir: Abdurrahman İnan, Kermo İzzayid, Kemal Heve, Mehmet Ürün, Mehmet Esad Aydınöz, Halil Bilgin, Şeyhmus Tatlıdede, Mehmet Ali Demir. Aygüler’in gelenek içinde belli bir hocası olmamıştır. Mevlidlere birlikte iştirâk ettiği mevlidhanlardan görüp öğrendiği kadarıyla bilgisi vardır. Mehmet Ali Demir
kadar makam bilgisi ve icrâ kabiliyetine sahip değildir.

Mehmet Güler: 1940 yılında Mardin’de doğmuştur. Nusaybin Zeynel Abidin Câmii emekli müezzinidir. Çocukken geçirdiği bir rahatsızlık sonucu gözlerini kaybetmiştir. Hâfızlığı, hocası Abdurrahman İnan’dan tamamlamıştır. Mevlidhânlığı hocası ile birlikte katıldığı mevlid merasimlerinden meşk ederek öğrenmiştir. Mardin’de mevlidhânlık geleneğini yaşatan birkaç mevlidhândan biridir. Nusaybin’de ikâmet etmektedir. 

Mehmet Ali Demir: 1943 yılında Mardin’de doğmuştur. Ulu Câmii emekli müezzinidir. Bebekliğinde geçirdiği bir hastalık sonucu gözlerini kaybetmiştir. Hâfızlığı, hocası Mehmet Esad Aydınöz’den duyarak tamamlamıştır. Mevlidhânlığı ise yine hocası ile birlikte katıldığı mevlid merasimlerinden meşk ederek öğrenmiştir. Mevlidhânlık geleneğinin yaşayan son ve en önemli temsilcilerinden biri olan Demir, günümüzde mevlid merasimlerine iştirâk etmekte ve Mardin merkezde yaşamını sürdürmektedir . Artuklular’dan Günümüze Mardin’de Mûsikî Kültürü ve Mûsikîşinaslar

Zeki Çalka: 1944 yılında Mardin’de doğmuştur. Mehmet Esad Aydınöz’den dinî mûsikî eğitimi almıştır. Mehmet Ali Demir ve Adnan Oyman ile birlikte mevlidlere katılmaktadır. Mardin’de Şehidiye Câmii’nde uzun süre imam olarak görev yapmıştır .

Hasan Yenigün: 1957 yılında Mardin’de doğmuştur. Fuat Yağcı Câmii’nde imam olarak görev yapmaktadır. Ulu Câmii’nde uzun yıllar görev yapmıştır. Dinî mûsikî bilgisini Mehmet Esad Aydınöz’den meşk etmiştir. Genellikle görev yaptığı câmide mevlidlere katılmaktadır.

Adnan Oyman: 1958 yılında Mardin’de doğmuştur. Reyhaniye Câmii’nde uzun yıllar imam olarak görev yapmıştır. Günümüzde Mehmet Ali Demir ve Zeki Çalka ile birlikte mevlidlere katılmaktadır. Dinî mûsikî bilgisini Zeki çalka, Mehmet Ali Demir ve Cevat Aygüler ile katıldığı mevlidlerden edinmiştir.

Mezkûr mûsikîşinaslardan Ali Mardinî, Karatanoğlu Mehmed, Safiyyuddîn elHıllî, Abdullah Mardinî, Şemseddin Mardinî ve Kara Mehmed”in vefat tarihleri hakkında kesin bir bilgiye ulaşılamamıştır.

Süryânî ve Ermeni kilise mûsikîsi, geleneksel Kürt mûsikîsi, Osmanlı-Türk mûsikîsi 


Mardin’in günümüzde kültürel açıdan zengin olması, Dicle ve Fırat nehirleri arasında kalan Mezopotamya bölgesinin tarihsel süreçte -M.Ö. 4500’lerden günümüze birçok uygarlığa ev sahipliği yapmasının bir sonucudur. Bu sayede, kültürel zenginlik mûsikîsel zenginliği de doğurmuştur. Süryânî ve Ermeni kilise mûsikîsi, geleneksel Kürt mûsikîsi, Osmanlı-Türk mûsikîsi ve son dönem popüler mûsikî  örnekleri, Mardin mûsikîsini besleyen kollar arasında yer almaktadır.  Artuklular döneminden günümüze kadar Mardin’de önemli bir mûsikî kültürü oluşmuş ve birçok mûsikîşinas yetişmiştir. 

Mardin mûsikîsinde  “Türk-Kürt-Arap” ezgi motifleri göze çarpmaktadır

Mardin mûsikî kültüründe ağırlıklı  olarak Arap, Kürt, Türk ve Süryânî etkileri görülmektedir. Mardin mûsikîsinde  “Türk-Kürt-Arap” ezgi motifleri göze çarpmaktadır. Türk mûsikîsi makamlarından “hüzzam, segâh, uşşâk, sabâ, rast, hicaz, bayati” gibi makamlar icralarda sıklıkla kullanılmaktadır. Bu makamların yanında sadece Mardin’de karşılaşılabilecek makam isimleri görülmektedir. Mardin’de yöreye özgü makamlar, “mensuri,  şelgai, hâkimi, dîvan, ibrâhîmî, zengûle” şeklinde ifade edilebilir. Mardin’de asırlardır farklı kültürlerin bir arada yaşaması kültürel etkileşim ile  birlikte kültürel çeşitliliği de ortaya çıkarmıştır. Hoşgörü içinde yaşayan toplumlarının oluşturduğu kültür sentezine örnek olarak sünnet ve düğünler gösterilebilir.  Davullu ve zurnalı olan Mardin düğünlerinde “Işşak” adı verilen saz heyeti olur.  Bu heyette “keman, cümbüş, ud ve darbuka” icrâcıları olmaktadır.


Mardin’de, Kürt aşiretleri arasında gezgin halk hikâyecileri olan, eski hikâyeleri  ezgisel şekilde uzun uzun anlatan, hikâye aralarında şarkı ve lavik okuyan “Dengbej”ler vardır. 

Mardin Zengin Müsiki Kültürü Sahip 

Mardin’deki mûsikî kültürü kilise, manastır, câmi, medrese, türbe, ev, düğünler, tarla ve bağlarda görülmektedir. Mardin mûsikî kültüründe ana saz olarak “ud, cümbüş, keman, cura, tanbur, def, darbuka” vardır. Günümüzde bu saz gurubuna “kanun, rebap, bağlama, gitar, org, kaval” sazları da katılmıştır. Dinî merasimlerde kullanılan sazlar, inançlar arasında değişkenlik gösterir. 
yaptıkları dinî törenlerde birçok enstrüman kullanmaktadır. Mardin’in Arap toplumlarına yakınlığı, geçmişte Mardin’de birçok Arap uygarlığının bulunması gibi faktörler doğrultusunda, şehir hayatındaki mûsikî yaşamında icra edilen eserlerin çoğu Arapça’dır. Mardin’de dinî olmayan mûsikî kültürüne ait kırık hava, oyun havası ve bestelenmiş türkü olmak üzere birçok eser vardır.

Mardin’de dinî mûsikî kültürü içerisinde “mevlidhânlık” önemli bir yer teşkil etmektedir. 

Günümüzde geleneği devam ettiren birçok mevlidhân bulunmaktadır. Mardin’de dinî mûsikînin icra edildiği mekânlar genel olarak câmilerdir. Mardin dinî mûsikîsinde, “sâlat-ı kemâliye, ferâciye, temcid” gibi formlar hayatiyetini devam ettirmektedir. Bunun yanında ülkemizin diğer bölgelerinden farklı şekilde icrâ edilen, “salâ, salâvat” formları ve “mevlid” merasimlerinin ayrı bir yeri vardır. Mardin’de dinî mûsikî kültürü içinde, Mardin’e özgü bir tavır çerçevesinde icrâ edilen “Yusuf Kıssası”, Mardin’in kültürel yapısı içinde örnek olarak verilebilecek özgün bir dinî mûsikî örneğidir. Yusuf Kıssası, genellikle mûsikîşinas din görevlileri ve mevlidhânlarca icrâ edilmektedir

Kaynak: Editör:
Etiketler: , GEÇMİŞTEN, GÜNÜMÜZE, MARDİNLİ, MÛSİKÎŞİNASLAR,
Diğer Fotoğraflar
Diğer fotoğrafları büyük görüntülemek için üzerini tıklayın.
 GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE MARDİNLİ MÛSİKÎŞİNASLAR
Yorumlar
Haber Yazılımı